Yeniden Müfredat Hazırlanırken

2005-2006 eğitim öğretim yılında eğitim tarihimizde yeni bir müfredat yürürlüğe girdi. Hızlı bir şekilde eğitim hayatımıza giren bu program, yapılandırıcı yaklaşımı esas alıyordu. Bunun yanında tematikti, aktiflik ilkesine dayanıyordu, öğrenci merkezliydi, çoklu zeka kuramını temel alıyordu, bireysel farklılıklara duyarlıydı… Yani çıkış noktasının kabaca bu ilkeler etrafında toplandığı yazılıp çiziliyordu.

Yeni programın hızlı bir şekilde eğitim hayatımıza girmesinden dolayı uygulayıcılara anlatılmasına  ihtiyaç duyuldu. Bunun için bir proje başlatıldı. Tüm illerden yüksek lisans ve doktora yapmış okul müdürü ve müfettişlerden bir büyük kapasite oluşturuldu. Bu ekibe önce uzmanlarca eğitim verildi ve konuyla ilgili donanım kazanmaları sağlandı. Çünkü bu ekip tüm Türkiye’deki okul müdürlerine yeni müfredatla ilgili hazırlanan paket programlar dahilinde eğitimler verecekti. Bu projenin adı Okul Yönetimlerini Geliştirme Projesi (OYGEP) idi. Ben de görevli olarak Denizli, Aydın ve Kırıkkale illerine gitmiştim o zamanlar. Okul müdürleriyle “Yenilene İlköğretim Müfredatı” ve “Eğitim Liderliği” konularında paylaşımlarda bulunmuştuk. Aynı zamanda birden bire önlerine gelen yeni müfredatın eleştirilerini de göğüslemek durumunda da kalıyorduk. “Bu bizim geri kalmamıza neden olur” diyenler de oluyordu. “Kitaplarda bilgi namına bir şey kalmamış öğrenciler boş kitaplarda ne okuyacak?” diyenler de olmuştu. Bilmiyorlardı, haberleri olmamıştı, müfredatla uygulamaya geçecekleri yıl karşılaşıyorlardı.

Yıl 2017 ve Bakanlığımız yeni bir müfredat hazırlığındadır. Evet, program canlıdır ve sürekli değişime ve yeniliklere açık olmalıdır. Bu açıdan yenilikler kaçınılmazdır. Ancak  aklımıza bazı sorular takılmıyor değil. Acaba öğretmenler, yöneticiler ve genel olarak okullar yeni bir müfredata hazırlıksız mı yakalanacaklar? Bir önceki müfredatın -her ne kadar tam anlamıyla uygulanamasa da- yapılandırıcılık gibi bir felsefesi vardı. Yeni müfredatımızın “eğitim felsefesi” ne olacak? Müfredat ne gibi yenilikler getirecek? Yenilik getirecekse eğer, bu yeniliklere okul ortamlarımız ve öğretmenlerimiz hazırlıklı mı?

Günümüzde artık dünya küçülmüş ve adeta bir köy haline gelmiştir. O halde küçülen ve iletişimin daha hızlı olduğu bu yeni dünyaya bireylerin kolaylıkla entegrasyonunun sağlanması da eğitimin kazanımları arasında olmalıdır. Zira artık bu köyde ülkeler birbirine hayli yakınlaşmış ve birbirinden kopuk ve ayrı düşünülemez hale gelmiştir. Öyleyse, “eğitim turizminin” objesi haline gelmiş ve dünya çapında yapılan sınavlarda hep ipi göğüsleyen Finlandiya’da süren müfredatsız eğitime geçme çalışmaları bizim için neyi ifade etmektedir?

Esnek bir müfredat anlayışını kabul eden ve uygulamaya geçen Fin Eğitim ve Kültür Bakanlığı Geliştirme Dairesi Başkanı Jouni Kangasniemi başarılarını şöyle ifade etmektedir;

“Eğitim sistemimiz esnek ve uyum özelliğine sahiptir. Sistem eşitlik, yaşam boyu öğrenme ve esnek öğrenme metotları üzerine kuruludur. Başarımız; yetenekli, kendini eğitime adamış öğretmenlerimiz sayesindedir. Esnek bir çerçeve programımız var. Normal ders konuları da var ama, ek olarak olay temelli öğrenme metotları da uygulanmaktadır. Üniversitelerdeki öğretmen yetiştirme programları çağa uygun olarak revize edildi. Öğretmen olmak kolay değildir. Dolayısıyla öğretmenler toplumumuzun en önemli meslek grubudur. Finlandiya’daki öğretmenler kendi öğretme araçlarını seçme özgürlüğüne sahiptirler. Eğitim araçlarını kendileri de yapabilmektedirler. Müfredat ona izin vermektedir. Okul ortamları tüm Fin okullarında rahat ve hoşgörülüdür. Öğrenciler ve öğretmenler arasındaki ilişki rahat ve açıktır. Öğrenciler ve öğretmenler birbirlerine isimleri ile hitap ederler. Çocuklar havalar nasıl olursa olsun teneffüslerini dışarıda geçirirler. Her öğrenciye sıcak ve sağlıklı bir öğle yemeği verilir.”

Finlandiya küçük bir ülkedir. Toplam nüfusu İstanbul’un neredeyse üçte biri kadardır. Bu bir avantaj olsa da eğitimde ulaştıkları başarıları incelemeye değerdir. Finlandiya’nın katı bir müfredat yerine, esnek yapıya sahip  çerçeve bir müfredat hazırlama gerekçeleri en azından değerlendirilmeye alınmalıdır. Zira küresel köy, köyün diğer taraflarında neler olduğunu anlamayı gerektirmektedir.

Sonuç olarak; 

Dünyada eğitim alanında gelişen çağcıl yöntemler kültürümüze uygun olarak revize edilmeli, dünyanın herhangi bir yerinde geliştirilen bilimsel yöntemlerden yararlanılmalıdır.

Günümüz eğitim anlayışında müfredatlar katı değil, esnek ve çerçeve bir yapıda olması beklenmektedir. Çevresel imkanlar eğitimcilerce olabildiğince açılmalıdır. Yeni hazırlanan müfredatta bireysel farklılıkları ve yetenekleri ön plana çıkaran ve gelişmelerine fırsat veren bir anlayışta olmalıdır. İşlenişiyle, ölçme ve değerlendirmesiyle ezbercilikten uzak, uygulamayı asıl yöntem olarak kabulleniyor olması gerekmektedir. Ayrıca her aşamasında -hazırlanmasından, uygulanmasına- bilimsel olmalı ve bilimsel yöntem ön plana çıkarılmalıdır.

Ama asıl önemlisi, en mükemmel programın niteliği onu uygulayacak olan öğretmenin niteliği kadar olacağı gerçeğidir. Dolayısıyla öğretmen yetiştiren kurumların niteliği arttırılmalı ve bir şekilde öğretmenin toplumdaki statüsü iyileştirilmelidir.

Hüseyin Özkan

Matematiksel

 

Yazıyı Hazırlayan: Huseyin Ozkan

Sadece merak eden biriyim... Merak ettiklerimi öğrenmenin mutluluğunu sizlerle paylaşmak isterim. Merak alanlarınız nelerdir derseniz? İnsana ve yaşama dair her şey...

Bunlara da Göz Atın

Geçmişten Günümüze Eğitim ve Yabancılaşma Sorunu

Ülkemizde tartışmaların en fazla yürütüldüğü alanlardan biri de eğitimdir. Adeta deneme tahtasına dönen ve yine …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir