Uzay yolculuğu için görüş keskinliğinizden vazgeçer miydiniz?

Yerçekimsiz ortam, insan vücudu için kafa karıştırıcı bir deneyim.

Gözleriniz size yavaşça aşağı yukarı salındığınızı söylerken, iç kulağınız yuvarlandığınızı ve midenizin bulandığını haykırır. Vücut sıvılarınız, yerçekiminden kurtulup yukarı doğru yükselirken kafanızda sıkışma yaratır. Sizi dik tutup, hareket etmenizi sağlayan kemikleriniz aniden işe yaramaz hale gelip, incelmeye başlar. Ve gözlerinize garip bir şeyler olmaya başlar: ezilip, görüşünüzü bulandırırlar.

Uluslararası Uzay İstasyonu astronotlarının üçte ikisi uzaydan geri geldiklerinde görüşlerinde bozulma olduğunu rapor etmişlerdir. Yapılan taramalar, göz yuvarlağının arka kısmının bir şekilde düzleştiğini, retinanın kırıştığını ve uzun zaman mikro yerçekimine maruz kalındığında hipermetropi geliştirdiğini göstermiştir. Bunun açıklaması, vücut sıvılarının yükselip astronotların gövde ve kafalarında birikmeleri sonucunda, beyine ve gözün arka bölümüne baskı yaparak şeklinin değişmesine neden olması. Bilim insanları bu açıklamadan emin olmamakla birlikte, astronotları incelemeye devam etmekteler.

Journal of Physiology (Fizyoloji Dergisi)’de yayınlanan yazıya göre, aslında görme netliğindeki bozulmaları incelemek için astronotlara ihtiyaçları yok. UT Southwestern Medical Center’de bir ekip, tedavi amaçlı olarak kafalarına bir alet yerleştirilmiş kanser hastalarını incelemekteler. Ommaya reservoir olarak adlandırılan bu cihaz, doktorların omurilik sıvısına ilaç enjekte etmelerini ya da fazla sıvıyı boşaltmalarını sağlamakta. Bu bağlantı cihazı, bilim insanlarının, mikrogravite ortamında kafatasının içindeki basıncın gözün ve optik sinirlerin yapısal özelliklerinde değişikliklere neden olduğuna inandıkları kafatası içi basıncının Teksas’lı araştırmacılar tarafından ölçülebilmesine olanak sağlıyor.

Sekiz gönüllü, NASA’nın, astronotları mikrogravite şartlarına eğitmek üzere kullandığı parabolik uçuşlarda dönüşümlü olarak yer aldı. Hava aracı keskin iniş çıkışlarla 20 saniyelik periyotlarda yerçekimsiz ortamlar yarattı. Bu uçuşlara birçok araştırmacı da katıldı. Hastaların bu periyodlarda kafatası içi basıncını ölçerek, hastaların otururken ve sırt üstü yatarken ki ölçümlemeleriyle karşılaştırdılar. Araştırmacılar, düşük yerçekimi şartlarında kafa içi basıncının, hastaların yerçekiminde ayakta ya da oturur durumdayken olduğundan daha yüksek, ancak uyurken olduğundan daha alçak olduğunu buldular. Yörüngedeyken astronotlar asla gerçekten oturur durumda ya da ayakta olmazlar. Ağırlıksız olduklarından, sürekli uzanmış pozisyondadırlar. Ve eğer sürekli yatay durumdaysalar, kafatası içi basınçları uyandıklarında, işe giderken ya da uyurken değişmez. Araştırmacılar, gözdeki ve görme yetisindeki bozulmaya bu sabit durumun yol açtığını belirtiyorlar.

Bir kez daha, serbest kalan vücut sıvıları bu durumun baş şüphelisi durumunda. Araştırmacılar, astronotların uzayda uyurken dik pozisyonda durduklarını simule eden ekipmanların yardımcı olabileceğini düşünüyorlar. Aynı zamanda, astronotların bedenlerinin alt kısmına, sıvı akışını ve kan deveranını düzenleyecek negatif-basınç kutuları, cihazları takmalarının yardımcı olabileceğini de. Şimdilik, görme problemleri 40 yaş üzeri Uluslararası Uzay Istasyonu sakinleri için numaralı gözlük gerektiren meslek riski olarak kabullenilmekte. Tümünün görüş yetilerinde bir değişiklik olmadığından, araştırmacılar aynı zamanda bazı astronotların diğerlerinden daha yatkın olmalarına yol açabilecek risk faktörleri üzerinde de çalışmaktalar. NASA bilim insanları uçuş öncesi ve sonrasında gözün arkasının resimlerini çekip, optik sinirlerin ultrasonunu alarak kontroller yapıyorlar. Bazen, hasar kalıcı olmakta.

John Phillips geçen yıl The Washington Post’a, 2005 yılında uzay istasyonuna 20/20 görüşle çıktığını ve altı ay sonra 20/100 görüş keskinliğiyle döndüğünü söyledi. Görüşü yeryüzünde geçirdiği altı ayda bir miktar düzelme göstermişse de, gözlük kullanmak zorunda. Phillips yine de uzay deneyimini daha iyi görüş keskinliğine değişmeyeceğini söylemiştir.

Matematiksel için çeviren: Suzi Acıman

Kaynak: https://www.theatlantic.com/science/archive/2017/01/seeing-in-space/513650/

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Bilinen En Büyük Asal Sayı: M77232917 

3 Ocak 2018 tarihinde, 51 yaşındaki matematik fanatiği bir FedEx çalışanı olan Jonathan Pace, 14 yıllık …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');