Tanıyanların Cahit Hoca’sı: Cahit Arf

“Evrenin sırrını arıyorsanız, benim yaptığım gibi sayılara gelin. Sonsuzluk her şeyin cevabıdır. Sayı sonsuzdur.”cahitarf1

Tanıyanlar için o yalnızca “Cahit Hoca”ydı. Konusunda dünyanın saygın bilim insanlarından biriydi. Hoca nitelemesine pek az insan onun kazandırdığı saygınlığı kazandırmıştır. Hocalığı matematikle sınırlı değildi; sanatla, yaşamla ve ölümle ilgili fikirlerini de söyler, en önemlisi herkese dinletirdi.

Cahit Arf, 11 Ekim 1910’da Selanik’te doğdu. Balkan Savaşı sırasında ailesi İstanbul’a göçtü. Cahit Arf’ın matematiğe ilgisi o yıllarda başlamıştır, daha ilkokuldayken Pisagor teoreminin geometrik ispatını anlamıştır. İspatta çizilen şekil bir eşeğin kulaklarına benzetildiği için, eskiler bu teoreme “Eşek Teoremi” de derler. Hoca anılarını anlatırken aynı adı kullanırdı.

15O yıllarda Türk Lirası Fransız Frank’ı karşısında değerli olduğundan Cahit Arf’ın babası onu lise eğitimi için Fransa’ya gönderir. Yıl 1926. İki yıl sonra mali nedenlerle Türkiye’ye döner. Kazandığı bir bursla bu sefer yüksek öğretim için Fransa’ya tekrar gider ve Ecole Normale Supérieure’ü iki yılda bitirir. Fransa’da kalabilecekken Türkiye’ye döner ve Galatasaray Lisesi’nde, yabancı bir öğretmen 600 lira aylık alırken, 60 lira aylıkla öğretmenliğe başlar. Bu idealizm karşılıksız kalmaz ve İstanbul Üniversitesi’nden asistanlık teklifi alır ve kabul eder. Ardından, 1937’de, doktorasını yapmak üzere Almanya’ya Göttingen Üniversitesi’ne gider. Tez hocası Hasse’dir. 1938’de, şimdi matematikte Hasse-Arf Teoremi olarak bilinen ünlü sonucu da içeren doktora çalışmasını bitirir. Hasse’nin ısrarıyla çalışmalarına devam etmek için bir yıl daha Almanya’da kalır ve bu sırada yine matematiğe çok önemli bir katkısı olarak Arf Değişmezleri’ni bulur.

Cahit Hoca İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla İstanbul Üniversitesi’ne döner. 1943’te profesör, 1955’te de ordinaryüs olur. 1962’ye kadar İstanbul Üniversitesi’nde çalışır. Bu arada Maryland Üniversitesi’nde ziyaretçi profesör olarak bulunur ve Mainz Akademisi’ne üye seçilir. 1963’te kısa bir süre Robert Koleji’nde ders verdikten sonra 1966’da ABD’ye gider, Princeton ve Kaliforniya üniversitelerinde çalışır. 1967’de Türkiye’ye dönerek Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde görev alır. TÜBİTAK’ın kurulmasında çok etkin rol oynar. Gebze’deki Marmara Araştırma Merkezi’nin kuruluşunda Cahit Hoca da vardır.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde çalışırken dünyadan kopuk bir bilim insanı olmadığını defalarca kanıtlar Cahit Hoca. 1976’da, zamanın hükümeti rektörlüğe Hasan Tan’ı atar. Tüm ODTÜ’nün itiraz ettiği bu atamaya karşı kurulan dört kişilik “icra komitesi”nde oda yer alır ve çalışmalara aktif olarak katılır. Prof. Dr. Uğur Ersoy’un anlattığı şu anı Cahit Arf’ın uzlaşmacı, fakat ilkelerinden taviz vermeyen bilim insanı kişiliğini çok güzel ortaya koymaktadır:

Bir gün Genelkurmay Başkanı’nın bizi görmek istediği haberi geldi. ODTÜ sorununu bizden dinlemek istiyordu. Genelkurmay Başkanı’nın odasına girdiğimizde biraz şaşırdık. Oda 3-4 yıldızlı generallerle doluydu. Parti başkanlarına yaptığımız gibi, ODTÜ’deki sorunu genel çizgileriyle özetledik ve hareketimizin siyasi bir niteliğe sahip olmadığını vurguladık. Konuşmam bittiğinde oda derin bir sessizliğe bürünmüştü. Bu sessizliği Genelkurmay Başkanı’nın tok sesi bozdu:

− Hocam, benim anlayamadığım bir husus var. Bizim de üniversitemiz var: Harp Okulu. Orada hiçbir disiplinsizlik yok, çıt çıkmıyor. Sizde boyuna sorun çıkıyor. Bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Ne söyleyeceğimi şaşırmıştım. Verilecek yanıt belliydi ama bu yanıt Genelkurmay Başkanı’nı gücendirebilirdi. Bunu da kesinlikle istemiyorduk. Ne yapacağıma karar verememenin sıkıntısını yaşarken Cahit Hoca yardımıma yetişti.

− Uğur, Sayın Başkanın bu sorusuna ben yanıt vereyim. Paşam, önce bir soru sorayım size. Harp Okulu’ndan öğrencilere ne öğretilmesi gerektiğini biliyor musunuz?

− Elbette biliyoruz, diyerek yanıt verdi Başkan.

Cahit Hoca son derece sakin, gülümseyerek devam etti.

− Bakın Paşam, sorun buradan kaynaklanıyor. Biz öğrenciye ne öğreteceğimizi tam olarak bilmiyoruz. Daha doğrusu emin değiliz. Eğer öğreteceğimiz her şeyden emin olsaydık, o zaman orası üniversite olmazdı. Üniversite, tartışarak gerçeklerin arandığı bir kurumdur. Tartışma olan yerde de sorun çıkması doğaldır paşam.”

(Cahit Arf Anısına, Bilim ve Teknik, 363. sayının eki)

Cahit Arf 1980’de emekli oldu ve İstanbul’a yerleşti. Yaşamı ödüllerle doludur. 1948’de İnönü Ödülü’nü kazandı, değişik üniversiteler fahri doktoralar verdiler ve Fransa’dan 1994’te Commandeur des Palmes Académiques ödülünü aldı.

Cahit Hoca’yı 26 Aralık 1997’de kaybettik. Ama büyük bir bilim adamı olarak bize kattıkları yaşamaya devam ediyor.

 

Haluk Oral

Matematik Dünyası, 2003 Güz sayısında yayınlanan yazısından kısaltılarak eklenmiştir.

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Ramanujan: Sonsuzluğu Bilen Adam

Ramanujan bu sonlu hayat içinde sonsuzluğa en çok yaklaşabilmiş insanlardan biri. Ama onun da yanıldığı anlar oldu kaçınılmaz …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');