Seçim Paradoksu 2: Bolluk İçinde, ‘Bol Bol’ Mutsuzluk

Dünyamızın, insan ırkının oyun hamuru gibi olduğunu düşünmeye başlamıştım. Birden kendimi seçimlerimizin kaynağını sorgularken buldum. Sonra, bu iki düşüncenin yalnız birbirine açılan kapıları olduğunu sezince bu konuyu araştırmaya çalıştım.

Oyun hamurumuzu, dünyamızı, her dönem farklı bir şekle sokuyoruz. Yıllar öncesine gittiğimizde bu hamurla bir savaş alanı yaptık. Bolca savaştık, öldük. Baktık olmuyor, şekil değiştirmek lazım. Sanayi tesisine çevirdik oyun hamurumuzu. Bolca tüketelim istedik. Çünkü bolca tüketirsek, bolca kalıcı mutluluk edinebiliriz sanrısı içindeydik. Denedik. Hatta sürdürüyoruz. Ancak belli ki yine bir şeyler ters gidiyor, kafamızı karıştırıyor.

Bu karışıklığa, yaşıtlarımdan tespit ettiğim belli bir konu üzerinden kısa bir örnek verip asıl konumuzdan bahsetmeye çalışacağım. Dünyanın her döneminde, farklı bir şekle bürünmesinden kaynaklı olsa gerek, insanlar genellikle döneme özgü hayaller kurar. Bir zamanlar- mesela fiziki savaş zamanlarında- bu hayal belki de top, tüfek seslerinin olmadığı yerlerde yaşamaktı çoğu insan için. Şimdi, yaşıtlarıma baktığımda ortak hayaller içinde dünyayı gezmek, keşfetmek çok yaygın. Çünkü hamurumuz, sosyal bir ağ şekline sokuldu günümüzde.

Sosyal ağ içindeki varoluş savaşı ise deneyim ile kazanılıyor. Burada kesinlikle inandığım deneyimlerin, keşiflerin hayat olduğu. Pek inanamadığım  ise sosyal ağ.

Burada yaşıtlarımdan vereceğim örnek benim için daha tespit edilmesi kolaydı. Ben ve benim gibi birçok insan artık dünyayı gezme fırsatına daha kolay erişebiliyor. Birçok program fırsat sunuyor. Ama, yine de insanlar bu fırsata erişmişken bile, pek de mutlu görünmüyor. Çünkü, dünyayı gezme hayalinin keşif ve deneyimden çok, rakamsal bir boyuta evrildiği sosyal ağda, algılar karışmış gibi.

Sosyal ağ bizlere, gezme ve deneyim kazanma hayalleri kurdururken (çünkü hamurumuz yani dünyamızın mevcut şekli sosyal ağ, ve biz her dönemin mevcut şeklinin sunduğu fırsatların izindeyiz) bunu dünyanın sanayi tesisi halinin devamı olması nedeniyle, tüketimi artıracak yollar oluşturmakla yaptırmaya çalışıyor, yani sizden sayı istiyor. Bizlere kodlanan, 10 günde 20 ülke gezebilmek ve aynı gezi programlarının izinden, ‘ben de yaptım’ diyebilmek adına gitmek iken, dünyayı keşfetme çabaları strese dönüşüyor.

Birçok insanın hayalini kurduğu fırsatlara erişen insanlar neden mutsuz olur? Çünkü keşif, farkındalık ve özgünlük ister. Bu gereklilik, sosyal ağda varoluş kriterlerinin gerisinde kaldığı zaman bu da daha çok stres ve mutsuzluk getirebilir.

Psikoloji Bilimi ve Barry Schwartz ile Seçim Paradoksu Analizi:

Schwartz’a göre özgürlük mutluluğun, seçim yapabilme ise özgürlüğün bir  şartıdır. Amerikalılar hiçbir topluluğun sahip olmadığı kadar seçme hakkına ve seçeneğe, dolayısıyla da özgürlüğe sahip. Ancak psikolojik olarak durum tam tersi.

Bir durumda seçim yapma olanağımız fazlaca varsa, durum üzerinde kontrolümüz ve beklentilerimiz de fazlaca olacaktır.

Burada bahsedilen bazı kriterler var. Ben bu kriterleri yukarıda bahsettiğim biz gençlerin gezi buhranı örneği ile açıklamaya çalışacağım.

Özgürlük ve Bağlılık: Dünyayı gezme özgürlüğü edindik. Ama sosyal ağın beklentileri yaptığımız seçimleri etkiliyor. Özgürlüğünüz var ama sayısal bir onaya bağımlısınız. Kaynaklarınızı da kullanarak 5 tane ülke gezebilme özgürlüğü kazandıran bir fırsat kazandınız. Ama sınırı 10’a yükselten algısal sistem, özgürlüğünüz içindeki sınırlamadır. Özgürlüğün içindeki şartlanmalar, fiziksel ya da zihinsel sınırları çizer.

Kaçırılan Fırsatlar: Yapacağınız 5 ülkelik özgür gezi planınız, getirilen sınırlamalarla, beş ülke seyahatiyle edineceğiniz keşif ve hazdan çok, seçemediğiniz altıncıyı düşünmekle geçer.

Fırsat Maliyeti: Fırsat maliyeti ve kaçırılan fırsatlar ilişkilidir. Seçenekler arttıkça kaçırılan fırsatlar da artacak yani her seçimde, reddettiğimiz alternatiflerine ilişkin bir maliyeti olduğunu düşününce, fırsat maliyetlerinin tercih ettiğimiz seçeneğin hazzından çaldığını düşünürsek (ve reddettiğimiz pek çok seçeneğin fırsat maliyetlerini hissedeceğimizi de düşünürsek) seçim yapabileceğimiz ne kadar çok alternatif varsa bunlara ilişkin de dikkate almamız gereken o kadar çok fırsat maliyeti olacaktır.

İstek ve Hoşlanma: İstekler 10 günde 20 ülke gezebilmek gibi hedeflere ya da şartlanmalara kaydırıldığında, bireysel tercihlerinizi göremeyebilir ya da fark edemeyebilirsiniz. Belki sizin kurduğunuz hayal İskandinav kültüründen hoşlandığınız için kuzey ülkelerini görmekti. Ama isteğiniz seçeneklerin çokluğuyla farklılaştı.

Zaman: 10 günde 20 ülke gezdik diyelim. Gerçekten başardık mı peki? Mesela 10 günde bir kültürü, bir ülkeyi bile öğrenmek çok zorken, acaba istediğimiz hazza eriştik mi? Bunu yine dürüstçe kendimiz bilebiliriz.

Belki de sanayileşmeyle gelen bunca sonsuz seçeneğin, seçeneksizlik içinde debelenmemize sebep olması, yaptığımız seçeneklere bile güvenememizi sağlaması, seçmediklerimizin ‘acaba’sının, seçtiğimizin hazzı ve mutluluğunu çalması, bizleri zihinsel bir girdaba sürüklüyor. Bolluğun içindeki mutsuzluk belki de tıp alanında döndürülmeye çalışılan ticarete kapı açıyor ve psikolojisi bozulan insanlar bazı sanayiler için yeni pazar anlamına geliyor. Edindiğimiz fırsatların, yaptığımızın seçimlerin kıymetini bilmeyi ve değerlendirmeyi zorlaştıran bu süreçte, milyonlarca seçeneğe sahip olsak ve en mükemmel seçeneği seçsek bile, daha az tatmin olmamızın ‘diğerlerini’ düşünmekten dolayı kaçınılmaz olduğunu savunuyor Schwartz.

Doktor Schwartz bu konudan bahsederken yapacağımız en iyi seçimin, yaptığımız seçimin en iyisi olduğunu ummak olduğunu savunuyor. TEDx’ te konuyla ilgili yazdığı kitaptan (The Paradox of Choice) ve kendi hayatından örneklerden bahsediyor ve seçeneklerimizin artması, pragmatik bakış açısına göre özgürlük ve mutluluk getiriyorsa, çağımızın hastalığı depresyon nereden doğuyor sorusunu cevaplamaya çalışıyor. İzlemenizi öneririm.

Ceren Demir

Kaynaklar

When More Is Less:  The Paradox of Choice in Search Engine Use

Kitap: Seçim Paradoksu- Barry Schwartz

Seçme Paradoksu- Prof. Dr. Kemal Sayar

Yazıyı Hazırlayan: Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan , filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim. Pamukkale Üniversitesi ve AGH University of Science and Technology’ de Uluslararası Ticaret ve Finans alanında kendimi eğitmeye çalışıyorum . Voleybol sporunda antrenör yardımcılığı yaptım ve lisanslı oynadım. Spora ve sanata düşkünüm. Resim yapmayı çok seviyorum. Klasik müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara ilgi duyuyorum. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Sanıyorum 7. günlüğüme başlayacağım. Satranç ve Rusça’ya merak saldım. Bahsettiğim tüm ‘bencil’ bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum.

Bunlara da Göz Atın

Bazı Sayı Problemleri

Problemler insanların, günlük hayatın içinde karşılarına çıkan sorunları çözmesi için, bir düşünce biçimi geliştirmeleri nedeniyle, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');