‘Sadakat’in Varlığı Kaosuna Bilimsel, Toplumsal, Bireysel Cevaplar

İnsanlığın yüzyıllardır cevabını aradığı sorulardan daha kompleks bir şey arıyorsanız  ve biraz dikkat ederseniz bunların ‘cevaplar’ olabileceğini fark etmeniz mümkün. Çünkü her konuda, her düşüncede, her toplumda, her insanda, her yaşta.. Kategoriler bitmez ama temel olarak dikkat çeken şey sadece tek bir sorunun bile en sade haliyle bile sayısız farklı cevabı olduğudur. Diğer yandan tek cevaplılık çabası elbette tehlikelidir.

Özellikle bizim gibi kültür çeşitliliği bol olan toplumlarda tabiri caizse her kafadan bir ses çıkar ve her ses ‘böyledir, şöyledir, şu en doğrudur’ bazlı yükselir. Hele ki konu çiftler ise, eminim sizler de görüyorsunuzdur, herkes bu alanın en bilirkişisidir. Evliliğin kutsallığı ile yetişen ve onu en büyük amaç olarak bilinçaltına yerleştiren -yerleştirilen de diyebiliriz- kitlelerin en çok kafa yorduğu konuların başındadır ilişkiler. Mars’a koloni kurmak, bilim ve teknolojinin son sürat koşusu bu noktada ‘ya adamlar yapıyor’dan -ki bu da çok cinsiyetçi ve çirkin bir cümle- farklı bir cümleye pek gidemiyor. Madem bu konular bu kadar ülkemizde de dünyada da bu kadar önemli bir de bilimin verdiği cevaba bakalım da biraz daha karışsın cevaplar..

İnsan ilişkilerinde sadece duygusal anlamda değil arkadaşlıkta da, ailede de, sektörlerde de çok fazla kafa yoruyoruz anlayabilme noktasında. Dünyadaki en büyük şirketler ‘sadık müşteri nasıl edinilir?’ üzerine psikolojik bir savaş içerisinde. Ailede ve arkadaşlıkta da sadakat kavramı, bağlarınızın güçlülüğüyle ilintili.. Diğer yandan işin daha duygusal tarafında, ruh eşi arayışlarında olanlara da, ruh eşini bulduğuna inananlara da, ruh eşi diye bir şeye inanmayanlara da genellikle dünya üzerinde ilişkiler konusunda en çok dikkat edilen konulardan olan sadakat ile ilgili bilimsel bir mesaj var.. İnsanlar tek eşli midir çok eşli mi? Bağlılık ile ilgili genetiğimizde bir cevap var mı? Sadakat konusunda kanıksanan cevapların ya da görüşlerin ötesinde neler var?

Bu konuyu merak edip araştıran Nörobilim uzmanları fareler üzerindeki çalışmalarla sadakat geni keşfetmiş ve AVPR1A ismini vermiş. Bu genin salgıladığı vazopressin hormonu yüksekse memelilerin tek eşli olmaya daha yatkın oldukları gözlemlenmektedir. Bunun ötesinde çok eşli bir memelinin, vazopressin hormon seviyesi yükseltildiğinde tek eşliliğe geçişi sağlanabilmektedir. Peki insanlardaki incelemede nasıl bir sonuç ortaya çıktı?

Bağlılık, bahsedilen formların nükleotid dizilimi ile doğrudan alakalı olmasının yanı sıra dizilimindeki tek bir harflik değişiklik sentezlenecek olan hormonun yapısını ve etkisini yüksek oranda değiştirebilmekte olduğu ve bu fonksiyonel etkinin, aşkın seviyesini belirlemede büyük bir önem taşıdığı söyleniyor. Amerikalı ve İngiliz bilim insanlarınca, kadınlarda sadakatsizliğin genlerden kaynaklandığı öne sürülmüştü, akabinde erkeklerin de beyinleri üzerinde bu noktada inceleme yapılmışEvlenmemiş veya evliliğinde sadakat problemleri yaşayan ve uzun süredir tek eşli olan erkeklerin beyin incelemeleri karşılaştırıldığında, bu erkekler arasındaki AVPR1A gen yapısının ve vazopressin hormon seviyesinin farklılıklar taşıdığı gözlemlenmiştir. Sadakat problemi yaşayan veya hiç evlenmemiş erkeklerde vazopressin hormon seviyesinin düşük olduğu görülürken, tek eşli olmayı seçen ve bu konuda herhangi bir problem yaşamayan erkeklerin vazopressin hormonlarının ise yüksek olduğu görülmüştür.

Seçimlerimizin önemi, sonucu bilimsel açıdan bir cevaba sahip olsa da irade noktasında da cevap belki de insanlardadır. Genlerimiz bizim ama onları tanımada çok yetersiz olduğumuz ortada. Üstelik hem bize aitler, hem bizi şekillendiriyorlar, hem de onları pek tanımıyoruz. Sadakat konusunda bile söz sahibi olduklarını düşünürsek ne kadar önem taşıdıklarını yadsıyamayız elbette. Ancak ruhani ya da bireysel eğitim, irade ve genlerin savaşında söz sahibi olabilir mi noktasında da hepimiz yine farklı cevaplara sahibiz eminim ki.

Evliliğin, sadakatin dilde kutsal sayıldığı toplumumuzda ruh eşi kaosu, ya da evlilik şartlandırmalarına belki bir nebze olsun aydınlık getirir bu araştırma. Hayattaki tek amacınız ruh eşinizi bulmak mı? Evlilik mi? Güçlü bağlar mı? Evlilik kaygısıyla alelacele birini seçip ruhunuzu ona uydurarak aslında- kendi ruhunuzdan vazgeçerek- ruh eşi paradoksuna mı düştünüz? Sadakat tüm bu karmaşada ne anlam ifade ediyor?

Edebiyat diliyle soruları özetlemek mümkün belki de. Toplum için mi sadakat, sadakat için mi sadakat, birey için mi sadakat?? Yorumlar hayata baktığımız pencerelere göre değişecek yine elbette, ancak bilimin gücü hafifletici olabilir anlamlandırma noktasında..

Bu yüzden tüm sorularınıza ve kaoslarınıza cevap ararken bilimi de eklemeyi unutmayın deriz…

Ceren Demir

Yararlanılan Kaynaklar:

www.freepressjournal.in/webspecial/science-has-an-answer-for-loyalty-in-relationships/866817

www.uplifers.com/vazopressin-sadakat-hormonu/

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan , filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim. Pamukkale Üniversitesi ve AGH University of Science and Technology' de Uluslararası Ticaret ve Finans alanında kendimi eğitmeye çalışıyorum . Voleybol sporunda antrenör yardımcılığı yaptım ve lisanslı oynadım. Spora ve sanata düşkünüm. Resim yapmayı çok seviyorum. Klasik müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara ilgi duyuyorum. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Sanıyorum 7. günlüğüme başlayacağım. Satranç ve Rusça'ya merak saldım. Bahsettiğim tüm 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum.

Bunlara da Göz Atın

Dünyanın Bilime, Bilimin de Kadına İhtiyacı Var

İnsanlık tarihi boyunca ataerkil ayrımcılık, toplum baskısı, erkek egemen anlayışı bizleri ne büyük bilim kadınlarından …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir