‘Reddedilmek Neden Canımızı Acıtıyor?’ Sorusuna Bilimsel Cevap ve Öneriler

İnsanın dünyadaki konumunu belirleyen bazı faktörleri düşünün. Zeka, para, aile, karakter, dış görünüş, şöhret, çevre, güç, başarı ve daha niceleri. Bu faktörler her dönemde, ‘önem’ anlamında farklı oranlarda olsa da ‘her zaman’ etkili olabildiler. Ancak öyle bir an oluyor ki neye sahip olursanız olun, hayatınızla ilgili bir buhran yaşamaktan kaçamıyorsunuz bazen. Bu an ‘reddedilme’ anı.

Reddedilmek, ne konumda olursak olalım, her insan için psikolojik bir sınava dönüşüyor ve biz de bugün bu psikolojik sınavımızı, reddedildiğimizde canımızın neden bu kadar çok yandığının beynimizdeki cevabını, bilimsel yorumları ve tavsiyeleri incelemeye çalışacağız.

Elbette dünya hem güzellikler hem de acılar dolu olsa da, ‘dünya görüşü’ noktasında bu iki kavram birbirinin dengesini sıkça bozuyor. İnsanlar ya siyah düşünüyor  ya beyaz. Dünyanın gerçeklerini ve barındırdıklarını artısı ve eksisiyle kabul etmemiz önemli olabiliyor kendimizi koruyabilmek için. Sadece dünyanın karanlık yüzüne bakınca beyazı görmemeye başlıyoruz bir süre sonra. Diğer yandan sadece beyaza bakıyorsak da bir süre sonra ‘duyarsızlaşma’ içine düşebiliyoruz karanlıkları aydınlatma noktasında.

Reddedilme acısı da yüzümüzü karanlığa döndürme potansiyeline sahip. Hem de azımsanamayacak kadar. ‘Dünyada bunca dert var reddedilmeyi mi düşüneceğiz’ diyorsanız daha farklı bir şekilde açıklamak isterim. Çok büyük sıkıntılar ile -savaş, göç, açlık, ölüm, hastalık- uğraşmak zorunda olan nice insan için elbette önemsiz bir acıdır reddedilme ancak, bu zorluklar içindeki insanları bu noktaya getiren diğer insanlar, belki reddedilme acısıyla yaratmıştır tüm bu acıları. Çünkü reddedilmek, hayatın her parçasında karşımıza çıkabilecek bir kavram. Sadece duygusal değil. 

İşe kabul edilme, bir okula kabul edilme, bir ülkeye kabul edilme, bir hayaliniz için kabul ettirmek zorunda olduklarınız ve daha nice durum. Bu durumlarda yaşadığımız reddedilmeler, davranışlarımızı, kararlarımızı etkiliyor. ‘Reddedilme’ hem bireysel, hem toplumsal, hem politik açıdan, konuları farklı olsa da, baş etmek zorunda olduğumuz durumların içine koyabiliyor bizleri. Peki araştırmalar ne söylüyor?

Psikolog Guy Winch’in Analizi:

Reddedilme riskimizin önceden yakın sosyal çevremizle sınırlı olduğunu ancak şimdi sosyal medya ile her birimiz yüzlerce, hatta binlerce insana bağlı olduğumuzdan, paylaştıklarımızın veya mesajlarımızın sosyal medyada bağlantılarımız tarafından görmezden gelinmesi gibi basit bir şey bile reddedilme hissine sebep olabildiğini söylüyor Winch.

Bu küçük reddedilmelerin yanı sıra, çok büyük, yakıcı reddedilme tecrübelerde, mesela terk edildiğimizde, işten çıkarıldığımızda, arkadaşlarımız tarafından dışlandığımızda, ailemiz tarafından reddedildiğimizde, bizi felç edebilecek kadar büyük acılar hissetmenin mümkün olduğunu ekliyor.

Neden?

Beynimiz böyle tepki vermeye programlı olduğundan diyor araştırmalar. Bu konuda yapılan araştırmada, katılımcılar MRI makinesine bağlanıyor ve yaşadıkları bir reddedilme tecrübesini hatırlamaları isteniyor. Reddedilme acısının hatırlanması, beynin fiziksel acıya maruz kaldığımızda uyarılan bölümlerini uyarıyor.

Bu acı his, bir insanın tek başına hayatta kalması imkansız olduğu için, dışlanmak ölüme mahkum edilmekle aynı şey sayıldığı kabile dönemlerinden bize evrimsel olarak akratılmış psikologlara göre. Bu aktarma, kabile üyelerimiz tarafından dışlanacağımız bir durum geliştiğinde, erken uyarı sistemi geliştirmemizden geliyormuş. Yani, reddedilmenin acısını daha çok hisseden insanlar, davranışlarını değiştirerek kabilede kalabilmiş ve genlerini aktarabilmişler.

Duygusal acının yanında, reddedilmek aynı zamanda özgüvenimize de zarar veriyor, kendimize ve başkalarına nefret duygusunu artırıyor ve ait olmakla ilgili dengemizi bozuyor. Kendimizi eleştirme, kötü yönlerimize odaklanma, kendimizi yetersiz görme gibi davranışları ortaya çıkarıyor. Biz ise aldığımız yarayı iyileştirmekle yükümlü olsak da genel eğilim daha çok yarayı kanatmak üzerine oluyor.

Ne Yapmalıyız?

‘SWOT Analiz’ diye bir kavram kullanılıyor pazarlamada. Şirketler güçlü, zayıf yanlarını, fırsatlarını ve tehditlerini analiz etmek için kullanıyor bu kavramı.

Burada SWOT’ u bireye indirgeyin. Eleştiri yaparken, reddedilme acısıyla insanlar zayıf yanlarına daha da odaklanıp kendi kendini bir girdaba sürüklemeye meyilli olsa da, kendinizi eleştirirken adil olun ve güçlü yanlarınızı harcamayın. Hayatınızdaki imkanlarınızı görebilin. Nice imkanınızı, kendi kendinize yaşadığınız savaşın tehditlerine teslim etmemeniz gerektiğini hatırlayın.

Bilim insanları da reddedilme acısı ile kendimizi acımasızca eleştirmekten kaçınmamızı, özgüvenimizi korumamızı, sosyal bağlarımızı hatırlamamızı öneriyor.

Reddedilme ‘sizden’ kaynaklı bir sorun olmayabilir. Bunu unutmamalısınız. Eleştiri yapmak, dönem dönem artı ve eksilerimizle kendimizi sorgulamak, farkındalık adına çok önemli bizler için. Ama, zihninizin yazdığı senaryoların oyununa gelmeyin. Hangi alanda hangi konuda reddedilseniz reddedilin, sadece eksilerinize odaklanıp saldırmayın kendinize. Eksilerimiz bizim için gelişme yolunda adım olmalı. Doğru sorular sormak, dürüst olmak, fark etmek, artılarımızı unutmamak, iyi bir cevaba yaklaştırabilir bizleri.

Ceren Demir

Kaynaklar

Why rejection hurts so much — and what to do about it

https://www.psychologytoday.com/blog/the-squeaky-wheel/201307/10-surprising-facts-about-rejection

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan , filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim. Pamukkale Üniversitesi ve AGH University of Science and Technology' de Uluslararası Ticaret ve Finans alanında kendimi eğitmeye çalışıyorum . Voleybol sporunda antrenör yardımcılığı yaptım ve lisanslı oynadım. Spora ve sanata düşkünüm. Resim yapmayı çok seviyorum. Klasik müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara ilgi duyuyorum. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Sanıyorum 7. günlüğüme başlayacağım. Satranç ve Rusça'ya merak saldım. Bahsettiğim tüm 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum.

Bunlara da Göz Atın

Yapay Zeka İnsanlığın Sonu mu?

Makineler düşünebilir mi? Bir bilgisayarın farkındalık yada bilinç taşıyacak şekilde programlanabilir mi? Yapay zekalar sonumuzu getirebilir …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');