Hayat basit ve yalındır, onu karmaşıklaştıran bizleriz.

Occam’ın Usturası ve İkili İlişkiler

İkili ilişkilerimiz bize çoğu zaman karmaşık gelir, bizi görünmez bağlarla kuşatırlar. Aslında çoğu zaman bu konudaki düşüncelerimizin fazlasını ustura ile keser gibi atsak ve yalın, doğruya en yakın olan düşünceye ulaşabilsek, rahatlayacak ve ilişkilerimizi daha sağlıklı bir boyuta taşıyabileceğiz belki. En yalın, en basit ve mantıklı açıklamadan başlarsak, belki daha karmaşık olan sorunları da çözebiliriz.

Okuduğum birçok kitapta, -gerek felsefe, gerekse fizik kitabında- bu terim geçiyor: Occam’ın Usturası (Ockham’ın  Usturası)

Bu teori, temel olarak “Her şeyin birbirine eşit olduğu bir ortamda, en basit açıklama doğruya en yatkın olandır.” felsefesi üzerinde şekillenir. Bu bir çeşit kısaltma yasası.

14. yüzyıl filozofu Ockham’lı William tarafından ortaya atılmıştır. Occam’ın Usturası (Occam’s razor) diye geçer literatürde. Türkçe’de ise hem “Occam’ın usturası”, hem de “Ockham’ın usturası” diye geçiyor. Latince ‘Entia non sunt multiplicanda praeter necessitatem’ olarak ifade edilen ilkeye göre, zorunlu olmadıkça varlıkları çoğaltmamak gerekir.

Aslında bence en basit açıklaması, fazlalığı, gereksiz olanı “Kes at, daha basit olana yönel!” diye yapılabilir. Bu hem bilimde hem de felsefede uygulanan ve önemli bir yeri olan yöntem.

“Başka bir deyişle şöyle özetleniyor: Bir olayı, fenomeni açıklamak için kullanılacak olan iki açıklamadan daha basit olanı yani daha az varsayımda bulunanı tercih edilmelidir.”

Buna göre aynı zamanda, bir varsayım teorinin doğruluğunu arttırmazsa, tek etkisi teorinin yanlış olduğu ihtimalini arttırmaktır.

“Occam’ın Usturası, doğru olanı ve olmayanı belirten bir yasa değil, metodolojik bir ilkedir. Yani, en basit açıklamaların her zaman gerçek olan açıklamalar olduğunu ve en karmaşık açıklamaların herhangi bir durumda çürütülmesi gerektiğini önermemektedir. Bu nedenle, en basit açıklama her zaman doğru olmayabilir.”[1]

Eğer karmaşık olan teori yeterince doyurucu ve açıklayıcı ise, o teori tercih edilir, ancak yalnızca olguyu karmaşıklaştırmaktan başka bir işe yaramıyorsa, o takdirde daha yalın ve basit olan teori tercih ediliyor bu anlayışa göre. Burada önemli olan bir konu hakkındaki açıklamaları analiz etmek ve ona göre bir karara varmaktır.

Aslında hayatımızda ve düşünce sistemimizde o kadar çok gereksiz davranış, kişi, düşünce var ki, tıpkı bir usturayla kesip atar gibi bunlardan kurtulmamız gerekiyor.

“Ockham’ın Usturası’nı yalnızca açıklamacı bir teorinin atılabilir unsurlarını budamak için kullanmak gerekir, yani, fenomeni açıklamada genellikle faydası olmayan unsurları. Bu ustura açıklanacak olan fenomenin kendisini kesip atmak için kullanılmamalı (öyle yapılsaydı işler gerçekten de çok daha kolay olurdu). En aşırı davranışçılar bile böyle bir suç işlememişlerdir (davranışlarımızı budamazlar).”[2]

Carl Sagan prensipi olarak bilinen cümleye göre ise “Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıtlar gerektirir (extraordinary claims require extraordinary proofs).”[3]

“Bugüne dek Carl Sagan’a ait olduğu sanılan “Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıtlar gerektirir.” sözünün aslında ona ait olmadığını öğrenmek birçoklarına şaşırtıcı gelebilir. Cosmos belgeselinde dile getirmesiyle birlikte bilimsel kuşkucular arasında bir “Sagan Standardı” olarak benimsenen bu söz, aslında Marcello Truzzi’ye aittir… Yine Laplace, “Olağanüstü bir iddia için sunulan kanıtın ağırlığı, iddianın ilginçliğine uygun nispette olmalıdır” demiştir.”[4]

Bu prensip kime ait olursa olsun, Occam’ın Usturası ile ilişkilidir.

“Walter Chatton, “Üç varlık bir şey hakkında bir bildirimi doğrulamak için yeterli değilse, o zaman dördüncü bir şey eklenmesi gerektiğini savundu. Leibniz, Kant, Karl Menger de Occam’ın usturasıyla aynı fikirde değildi. Leibniz, “Varlıkların çeşitliliği azaltılamaz” dedi… Açıkçası bu ifadelerin hiçbiri, aslında Occam’ın Usturası’nın anlamıyla çelişmez, aksine, ilkeyi uygulamakta aşırı derecede hevesli davranmaya karşı bir uyarı görevini görür. Biri gereksiz, fakat sadece bunları ortadan kaldırmalıdır.”[5]

***

İkili ilişkilerimiz bize çoğu zaman karmaşık gelir, bizi görünmez bağlarla kuşatırlar. Ve neyin ne olduğunu karıştırır, işin içinden çıkamayız. İkili ilişkilerimizi sorgulayamaz, çözümleyemez ve anlayamayız artık. Aslında çoğu zaman bu konudaki düşüncelerimizin fazlasını ustura ile keser gibi atsak ve yalın, doğruya en yakın olan düşünceye ulaşabilsek, rahatlayacak ve ilişkilerimizi daha sağlıklı bir boyuta taşıyabileceğiz belki. En yalın, en basit ve mantıklı açıklamadan başlarsak, belki daha karmaşık olan sorunları da çözebiliriz.

Occam’ın Usturası’nı ikili ilişkilerimize de uygulayabileceğimizi düşünüyorum.

Vakit iyice geçmeden alalım Occam’ın Usturası’nı elimize ve ne varsa fazlalık hayatımızda kesip atalım, mantıklı ve en basit, yalın açıklamadan başlayalım kendimizi ve ilişkilerimizi yeniden tanımlamaya.

İkili ilişkilerimiz çoğu zaman yüktür sırtımızda. Şöyle bir düşünelim, örneğin sosyal medyadaki durumumuza benzer bu. Birçok kişi vardır sosyal medyada arakdaş olduğumuz. Ama bunların çoğuyla hiçbir şey paylaşmayız. Arkadaş olmuş olmamızın bir mantığı da yoktur. Ne bu kişiler sosyal medyada bizi takip eder, ne de biz onları. Bazen bu konuda “temizlik” yapmak aklımıza gelir ve birden fark ederiz ki arakadaş listemizin çoğu ile bir ilişkimiz yoktur. Bu nedenle kesip atarız böyle ilişkileri. Gerçek hayatta da bu böyledir. İlişkilerimizi kesip attığımızda bir anda rahatlarız. Sanki bizi çürüten bir yaradan kurtulmuş gibiyizdir.

İşte Occam’ın usturasını elimize alarak “Unsurlar gereğinden çok çoğaltılmamalıdır.” ilkesinden hareketle “İkili ilişkiler ister gerçek hayatta, isterse sanal ortamda olsun gereğinden çok çoğaltılmamalıdır.” ilkesini uygulayabiliriz. Vururuz usturayı kesip atarız ilişkinin bizi saran iplerini. Böylece daha özgür ve rahatlamış hissederiz kendimizi de.

Hayat çoğu zaman yalındır, biz ise onu karmaşıklaştırırız. Ve hayatın ipleri bizi bağlara, bazen hareket edemez hale getirir. İşte o ipleri kesmek ve daha yalın, basit açıklamaları görebilmek için Occam’ın usturasına ihtiyacımız vardır.

Denildiği gibi hayat basit ve yalındır, onu karmaşıklaştıran bizleriz her zaman.

Erol Anar

Dipnotlar:

[1] Bruno Lazaretti (18 de julho de 2014). “O que é a Navalha de Occam?“. Mundo Estranho. Consultado em 15 de maio de 2017
[2] Ockham’ın Usturası (Basitliğin Erdemi), Zeno ve Kaplumbağa – Bir Felsefeci Gibi Düşünebilmek, Nicholas Fearn – Güncel Yayıncılık – 190 sayfa. felsefeokulu.wordpress.com
[3] Sir Arthur Clake: “Essays On Science and Society: Presidents, Experts, and Asteroids”, 5 June 1998, http://www.users.csbsju.edu

[4] ”Carl Sagan Standardı”nın Aslı: Olağanüstü İddialar ve Kanıtlar”, http://www.evrimagaci.org
[5] “Navalho de Occam”, https://pt.wikipedia.org/

Referanslar

Ockham’ın Usturası, https://tr.wikipedia.org

http://www.evrimagaci.org

www.users.csbsju.edu

felsefeokulu.wordpress.com

Mundo Estranho

Navalho de Occam”, https://pt.wikipedia.org/

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Erol Anar

1965 yılında Samsun'un Havza ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Havza'da tamamladıktan sonra dönem dönem Ankara Üniversitesi DTCF Antropoloji, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi ve 19 Mayıs Üniversitesi Resim bölümlerine devam etti. İnsan Hakları Derneği'nde, Özgür Üniversite'de ve Halkevleri'nde (Samsun Şubesi), 15 yıl üyelik ve yöneticilik yaparak gönüllü çalışma yürüttü. Ankara Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde çalıştı. Burada Edebiyat Atölyesi çalışması yürüttü ve “Kent ve Edebiyat” adli dergiyi çıkardı. Erol Anar, Halkevleri (Samsun), Çocuk Haklarını Koruma Derneği (Ankara), Edebiyatçılar Derneği (Ankara), Türkiye Ortadoğu Forumu Vakfı (Ankara) Uluslararası Af Örgütü (Londra), Gazetecileri Koruma Komitesi (New York) ve Uluslararası Sanatçılar Derneği (Stutgart) üyesidir. İlk kitabı, 1996 yılında Çiviyazıları Yayınevi'nden (İstanbul) çıktı. Araştırma-inceleme, roman, deneme ve kısa öykü türlerinde toplam 16 kitabı bulunuyor. Cumhuriyet, Özgür Gündem, Evrensel, Yeni Yüzyıl, Varlık, Turkish Daily News, Yeni İnsan gibi gazete ve dergilerde sanat, edebiyat, insan hakları konulu makaleleri yayımlandı. Edebiyat ve insan hakları konusunda kitapları ve makaleleri, çalışmaları nedeniyle yurt içi ve dışında bazı ödüller kazandı. Yazarın iki kitabı ise Portekizce'ye çevrilerek Brezilya'da yayınlanmıştır. www.dünyalılar.org'da da yazıları yayınlanıyor.

Bunlara da Göz Atın

Nesnel Gerçeklik ve Sanallık Felsefesi: Gerçek ve Doğru Bilgi Var mıdır?

Çoğunlukla aslında ön yüzünü gördüğümüz olguların, kavramların, olayların sanki içyüzlerini biliyormuş gibi onları nesnel gerçekliğin …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');