Nöroloji Bilimini Sevenlere Bir Öneri: Karısını Şapka Zanneden Adam

Çevremizdeki nesneleri bir bütün olarak değil de, parçalar halinde gördüğümüzü düşünün. Mesela yüzleri ‘yüz’ olarak değil de, ağız, burun, göz, kulak şeklinde gördüğümüzü. Ne kadar karmaşık ve içinden çıkılması zor olurdu hayat. Bu bütünlüğü sağlamamızı, aklımızda parçaları birleştirmemizı, muhakeme yeteneğimiz sayesinde yapıyoruz. Ancak ya bir gün bu yeteneğimizi kaybedersek?…

“Karısını Şapka Sanan Adam” ünlü nöroloji profesörü Oliver Wolf Sacks’ın Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkmış, vaka analizlerinin yer aldığı kitabıdır. Kitap tür olarak hikaye dilini kullanmakla birlikte bir roman ya da hikaye kitabı değildir aslında. Yıllar içinde uzman bir nöroloğun karşılaştığı ender vakaları topladığı bir deneme denilebilir. Zaten Yapı Kredi Yayınları da tür olarak YAŞANTI adı altında satışa çıkartmayı uygun görmüş.

Kitap içinde hikayelerin sıralamasında,  ilk hikaye  “Karısını Şapka Sanan Adam”. Kitap da ismini bu hikayeden alıyor. Ancak kitabın içinde en az onun kadar ilginç birçok vaka analizi hikayelendirilmiş. Kitapla ilgili ayrıntılı bilgilere girmeden önce isterseniz önce yazarını kısaca bir tanıyalım:

Prof. Dr. Oliver Wolf Sacks 1933 Londra doğumlu. Doğduğu şehri ikinci dünya savaşı sırasında Almanların sürekli bombalamaları nedeniyle terk etmek durumunda kalmış. Ailesi doktor, kendisi de tıp eğitimini Oxford Üniversitesi’nde tamamlamış. Ardından California ve New York’ta eğitimine devam etmiş ve 1965 yılından sonra Amerika’da yaşamayı sürdürmüştür.

Amerika’da New York University of Medicine, Albert Einstein College of Medicine ve Beth Abraham Hospital’da nöroloji profesörü olarak görev yapmış, Ağustos 2015’te 81 yaşında vefat etmiştir. Oliver Sacks’ın dünyaca tanınmasında en büyük etken vakalarını hikayelendirdiği kitaplar olmuştur. Oliver Sacks çalışmalarında zihin ile beden arasındaki bağlantıyı araştırmış ve farklı nörolojik durumlara kişinin nasıl tepki verdiği üzerinde durmuştur. Kitaplarında bu konularda çok etkileyici örnekler bulunmaktadır.

İşte “Karısını Şapka Sanan Adam”ın hikayesi tam da bu konuya bir örnek. Ünlü bir müzik profesörü olan Dr. P yıllarca farkında olmadan yaşadığı bir nörolojik rahatsızlığa mahkumdur ancak bu duruma yaşamı boyunca verdiği fiziksel tepki durumu gizlemiştir. Hatta eşi bile onun fiziksel tepkilerini destekleyecek bir düzen geliştirmiştir. Yaşı ilerleyince bir göz sağlığı sorunu yaşadığını düşünerek gittiği doktor onu nöroloji bölümüne yönlendirince yolu Dr. Sacks ile keşiyor ve uzun araştırmalar sonunda nörolojik sorun tespit ediliyor. Dahi düzeyinde bir zekaya sahip olan Dr. P’nin yaşadığı durum ve bu durumu düzenlemek için vücudunun verdiği fiziksel tepki hikayenin konusunu oluşturuyor.

Oliver Sacks’ın benzer konuları ele aldığı birçok kitabı bulunuyor. Bu kitaplar bilimsel dilden uzaklaşmadan, anlaşılabilir nitelikte hikayelendirilerek verilmiş örneklerden oluşuyor. Beynin karmaşık yapısı ve üzerinde oluşan arızaların nasıl fiziksel ve duygusal tepkilere dönüştüğünün incelenmesi önemli bir konu. Kitabın tanıtım metni şöyle:

“Somut zamanda “kayıp” olan bir insanın varlığını oturtabileceği, kendini var kılabileceği bir yer var mıdır?
Varlığının farkında bile olmadan kullandığımız duyularımızın küçük bir kısmını kaybettiğimizde neler olabilir?
Profesör Sacks’tan romantik tavırlı, geniş ve açık uçlu yaklaşımlarla örülmüş “ciddi” bir kitap.
Sıradan her insan için “zihinsel” bir yolculuk, nöroloji ile ilgilenenler içinse kaçınılmaz kaynak.”

Yabancı dildeki kitapların orijinal metne uygun olarak çevrilmesi de çok önemlidir. Bu kitabın böylesi bir avantajı da taşıdığını belirtelim. Kitap Çiğdem Çalkılıç tarafından çevrilmiş. Kendisi İ.Ü. Psikoloji Bölümü’nden mezun. Boğaziçi Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programını tamamlamış ve aynı üniversitede  bilişsel psikoloji, nöropsikoloji ve fizyolojik psikoloji konuları üzerine çalışmış. Ve halen de klinik psikolog olarak görev yapıyor.

Son olarak Prof. Dr. Oliver W. Sacks’ın kitabın içinde altını çizdiğimiz bir bölümünden alıntı yapmak istiyor ve size keyifli okumalar diliyoruz.

“Gerek işim, gerekse hayatım hep hastalarla ilgili. Hastalar ve hastalıkları beni aksi halde hiç üzerinde durmayacağım düşüncelere yönlendirmişlerdir. Bu konuda, Nietzsche ile hemfikirim ve aynen onun sorduğu şu soruyu ben de soruyorum: Acaba hastalıklar olmadan yaşayabilir miyiz? Bu sorunun çağrıştırdığı diğer soruları yaşamın vazgeçilmez esasları olarak görüyorum. Hastalarım beni sürekli olarak sormaya yönlendiriyor ve aynı şekilde sorularım da beni hastalarıma…

…..

Hasta’nın varlığı, nöroloji ve psikolojinin üst sınırlarıyla ilgilidir. Bu kitapta, hastanın kişiliği, temel olarak ele alınmış, hastalık ile hastanın kimliği birbirinden ayrı tutulmamıştır. Bizce, hastalıklar ve hastalıklarla ilgili çalışmalar, yeni bir disiplini gerektirmektedir. Biz bu disipline, kişiliğin sinirsel temelleriyle ve yüzyılın zihin-beden problemiyle ilgili olduğu için “kimlik nörolojisi” diyebiliriz. Muhtemelen psişik olanla fiziksel olan arasında kategorik bir farklılık vardır. Hikâyelerde her ikisine de ayrılmaz bir şekilde göndermeler vardır. İşte özellikle beni cezbeden de budur. Genel olarak yapmaya çalıştığım, bu iki alanı sadece yakınlaştırmak, hepimizi, hayat ve mekanizma arasındaki kesişme noktasına, fizyolojik süreçlerin biyografi ile ilişkisine doğru götürmektir.”

Hazırlayan: Dilek Yılmaz

Kişisel web sitesi: www.dilekkitapligi.com

 

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Bu Dünyadan Einstein Geçti

Bu dünyadan Einstein geçti ve büyük, silinmez bir iz bıraktı bilim dünyasına ve insanlığa. Dünyanın …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');