Matematik Dehalarında Yeteneğin Şekillenmesinde Aile Rolü-II

Bir matematik dehasının matematik tutkusuna sahip olmasında ailesinin rolü nedir? Bazı matematik dehalarının aileleri ile olan ilişkileri ve bu ilişkilerin çocuklarının matematik yeteneğini doyurması bakımından ne tür bilgiye sahibiz?

Bir önceki yazımda matematik dehalarında yeteneğin şekillenmesinde rolü olan aileleri iki farklı kategoride ele almıştık: Matematik öğrenmeyi yasaklamış aileler ve Fakirlikle mücadele eden matematikçiler.

Bu yazıda ise anne-babadan destek alamayan matematikçileri inceleyelim.

Jean Babtiste Joseph Fourier

Bir terzinin oğlu olan Fourier, henüz dokuz yaşındayken hem annesini hem de babasını yitirmiştir. Hayırsever Madam Moiton ve Auxerre kasabasının baş rahibine ne kadar teşekkür edilse azdır. Çünkü, bu hayırsever kimseler öksüz ve kimsesiz kalan Fourier’i şehirdeki askeri okula gönderdiler. Bu okulda kendini yetiştiren Foruier Fransız ihtilali sonrası subay olmak istemesine karşın terzi oğlu olduğu için olamadı; fakat askeri papaz oldu.

Eski arkadaşları Fourier’in matematik yeteneğini görmüş olmalılar ve papaz olamayacağını anlamalılar ki onu Auxerre’e geri çağırarak matematik öğretmeni yaptılar. Birkaç kez hapis yattı ve aralarda matematik üzerine Lagrange gibi matematikçilerin izinden giderek önemli çalışmalarda bulundu.

Herkesin uyuduğu saatlerde topladığı mum parçalarını birleştirerek gece paravanların arkasına gizlenerek ders çalıştığı, zor beğenen, inatçı biri olduğu ve 12 yaşında yazdığı dini yazıların kiliselerde benimsendiği bilinmektedir.

Ömer Hayyam (Omar Khayyam)

Babası çadırcı olan İranlı Hayyam, ailesinden destek göremediği net olarak bilinemese de kendini asıl yetiştirmesinde devrin en önde gelen hocaları vasıtasıyla olduğu bilinen Doğu’nun tanınmış en önemli matematikçilerinden birisidir. Genç yaşta ilim öğrenme adına İslamın Altın Çağının bilim merkezleri olarak tanınan Semerkant’ta eğitim almasının ardından Buhara’ya giderek devrin en önemli matematikçilerinden birisi olmayı başarmıştır. Selçuklu sultanı Melikşah döneminde ünü parlayan bir saray matematikçisi olmasına rağmen devlet işlerinden hep uzak durmayı tercih etmesiyle bilinmektedir.

Évariste Galois

21 yıllık hayatında, Galois‘ın anne ve baba tarafında matematiğe karşı en küçük bir yetenek görülmemiştir. Annesinin küçük yaşta temel eğitim vermeye çalışması doğru olsa bile oğlu Galois’i anlamada yetersiz kalmıştır. Öğretmenleri ve annesi buna dahil Galois’e tam anlamıyla ‘tuhaf’ yakıştırması yapıyorlardı. Çünkü, sorgulayan ve muhakeme eden biri olup diğer arkadaşlarından farklı olduğu hemen anlaşılabilirdi. Galois, merhametli, acıyan, seven ve hatta ağır başlı bir çocuk olmakla beraber, babası şerefine düzenlenen toplantılarda ortama neşe katmasını bilir ve konukları eğlendirmek amacıyla şiirler ve karşılıklı konuşma yazıları yazardı. Fakat, çevresindeki beceriksiz, yeteneksiz ve anlayışsız öğretmenlerinin davranışları canını sıkıyor ve derslerden de her geçen gün uzaklaşıyordu. Gittiği okulda matematiğe önem verilmezken matematik dersleri bazen yapılır bazen yapılmazdı.

Galois’nın matematik dehası, delikanlılık çağına doğru birden ortaya çıkmıştır. 16 yaşlarında olgun matematikçilerin eserlerini kolaylıkla anlamaya başlamış ve 17 yaşında ilk kez matematik öğretmeni tarafından dehası keşfedilmiştir. Bu öğretmen Galois hakkında şunu ifade etmiştir: “Bu öğrenci, arkadaşlarına göre açık bir üstünlük göstermektedir. Matematiğin yalnız en zor taraflarına çalışmaktadır.”

Galois, 17 yaşında, denklemler kuramında her zaman hatırlanacak olan ve sonuçları bir yüzyıldan fazla bir zaman sonra bile tüketilemeyen keşifler yapıyordu. Galois, sürekli kesirlere ait ilk çalışmasını yayınladı. Bu çalışma, onun ileride başaracağı büyük işler hakkında bir fikir vermemekle beraber, hiç olmazsa, basit ve sıradan bir öğrenci olmadığını ve yaratıcı bir matematikçi olduğunu göstermeye yeterdi.

Jean le Rond talebeler

Anne babadan yoksun olarak büyüyen ve başkaları tarafından büyütülen D’Alembert ünlü olduğu zaman bu ailesini unutmadı. Kendisine bakan, onların sevgileriyle büyüyen camcının ailesini kendi ailesi olarak kabul ettiğinden, fakir olan bu ailenin rahatlık içinde yaşamalarını sağladı ki matematik dehası anlaşıldıktan ve kendi annesinin ortaya çıkmasından sonra bile manevi anne ve babası olan camcı ailesini öz annesi ve öz babası ilan etti. Yaşam süreci boyunca da onlarla övündü ve onlara bakmaya devam etti.

Camcı ailesiyle birlikte yaşarken öz babası D’Alembert’in eğitimi için sürekli bu aileye gizliden para veriyordu. Bu parayla camcı ailesi, D’Alembert’i Katolik (Jansenist) bir koleje gönderdi ve felsefe, hukuk ve sanat öğrendi. Burada kartezyen düşünceyi reddetmeye başlayan D’Alembert, Jansenlerin teolojiye yöneltmesine karşılık kendisini matematik ve şiirin tutkusuna kaptırdı. Bu arada 2 sene hukuk okuluna gittikten sonra 21 yaşında avukatlık yapmaya başladı. Aynı zamanda tıp ve matematikle de ilgilenmeye devam etti. İlk matematik eserini Fransız Bilim Akademisiyle ilişkili olan bir kuruma 22 yaşında verdi.

Srinivasa Ramanujan

Hintli bir matematikçi olan Ramanujan’ın babası bir kıyafet dükkanında katip, anne ev hanımı olup küçük bir kasabada doğmuş fakir bir aile çocuğudur. Babası tüm gün yoğun olarak çalıştığı için ancak annesi ilgilenebilmiştir. Annesinden de Brahma kültür, örf adetlerini öğrenmiş olan Ramanujan, örflere uyarak 20 li yaşların başında evlendirilmiştir.

11 yaşında evlerinde misafir olan iki kolej öğrencisinin bildiği matematik bilgisini hızlıca tüketti. İleri geometriyle ilgili bir kitap ödünç aldı. 13 yaşında kendi başına karmaşık teoremler üretirken bu alanın uzmanı oldu. 14 yaşında liyakat sertifikalarıyla birlikte okul kariyeri boyunca sürekli akademik ödüller aldı. 15 yaşında kübik denklemler gösterildikten sonra dördüncü derece denklemlerin çözülmesi üzerine kendi metodunu geliştirdi. 16 yaşında kütüphaneden Pür ve Uygulamalı matematik üzerine 5000 teoremin bulunduğu özet kitabı aldıktan sonra içindeki deha uyanmaya başladı. Ertesi yıl Bernolli sayılarını araştırdı ve bağımsız bir şekilde geliştirdi; Euler–Mascheroni sabitini 15 basamağa kadar hesapladı.

Arkadaşları tarafından çok zor anlaşılan biri olmasıyla birlikte mistik bir fenomendir. Teoremleri üretirken Tanrıça Namagiri’dan ilham aldığını ve matematik yapmada kendisine yardım ettiğini söylemiştir. Çağdaşlarının ötesine geçen Ramanujan için ‘Ramanujan söylediyse doğrudur.’ klişesi matematikçiler arasında popülerdir.

Sonraki yazı: Potansiyelli ailelerin matematikçi çocukları

Bülent KAYGIN

Kaynaklar

http://www.storyofmathematics.com/mathematicians.html

http://matklu.gop.edu.tr/ek/2.html

https://en.wikipedia.org/wiki/Omar_Khayyam

http://www.matematikciler.org/matematik-hakkinda/unlu-matematikcilerin-hayatlari/193-fourier-1768-1830

http://www.matematikciler.org/matematik-hakkinda/unlu-matematikcilerin-hayatlari/197-dalembert-1717-1783

https://en.wikipedia.org/wiki/Jean_le_Rond_d%27Alembert

https://en.wikipedia.org/wiki/Srinivasa_Ramanujan

https://www.scienceandnonduality.com/the-secrets-of-ramanujans-garden/

Matematiksel

 

Yazıyı Hazırlayan: Bülent Kaygın

Matematikte üstün yetenekli öğrencilerin motivasyonu üzerine doktora yapmaktayım. Bilim, felsefe, psikoloji ve özellikle matematik üzerine öğrenmeyi seven biriyim. Matematik olimpiyatları ve içerisinde matematiğin de olduğu her türlü disiplinlerarası proje geliştirmeyle ilgileniyorum. Bunun dışında, vakit buldukça basketbol oynamayı-izlemeyi ve gitar çalmayı severim.

Matematiksel.org ‘un matematik ve matematik eğitimine yönelik topluma pozitif yönde rehberlik etmesini destekliyor ve bu anlamda katkımın olmasını ümit ediyorum. Yapıcı eleştirilerinizi bekliyorum. Herkese iyi okumalar:)

Bunlara da Göz Atın

Her Öğretmenin Bilmesi Gereken Altı Bilimsel İlke

Eğitim sistemi, öğrenme konusunda yanlış anlamalar ve kafa karışıklıklarıyla dolu. Öyleyse yanlış bilinen şeyleri temizleyerek, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');