Matematiğin Doğuş Süreci Hakkında

Matematik geniş bir tarih yelpazesine sahip olduğu için bu yazıda, matematiğin ortaya çıkış sürecini dar bir çerçeveden inceledik. “Matematik hayatta ne işe yarar?” sorusunu arayanlara da ufak bir katkımızın olmasının diliyoruz.

Düşünce, insanı ve insan yaşamını simgeler. Bir toplumun düşünce yapısı, sanata ve bilime duyarlılıklarını, daha genel bakarsak yaşayış tarzlarını, üretkenliklerini, gelişmişlik seviyelerini ifade eder.

Matematik ise düşüncelerin serüvenidir. Düşüncelerin serüveni bir aynadır. Matematik toplumu ve çağı yansıtır. Matematik, ticaret, sanayi, tarım, felsefe, astronomi, fizik ve savaşlardan etkilenmiştir. Matematiğin serüveni (içeriği ve gelişimi) bütün bu etmenler göz  önüne alınarak kavranmalıdır.

Matematik tarihi, Yontma Taş Devri’ne kadar uzanır. Bu dönemde sayısal değerleri ve mekansal ilişkileri anlama bakımından çok az yol kat edildi. Üretim aşamasının başlamasıyla birlikte insan doğanın karşısında edilgen olmaktan çıkıp onu etkilemeye başladı ve Cilalı Taş Devrine geçildi.

Cilalı Taş Devrinde:

*Çömlekçilik, marangozluk, dokumacılık gibi ilk zanaatların gelişme göstermesi

*Bakır ve tuncun eritilebilmesi

*Araba tekerleğinin bulunması, kayıkların ve barınakların geliştirilmesi ve bunlarla birlikte teknolojinin gelişimi büyük ölçüde ivme kazandı.

Adam Smith’in : “İnsan aklının ürünü en soyut düşünceler” olarak tanımladığı SAYISAL TERİMLER kullanılmaya başlandı.

-Avustralya kabilelerinden bir örnek:

Murray Nehri: 1=enea, 2=petcheval, 3=petcheval-enea (2+1)

Kamilaroi: 1=ma, 2=bulan, 3=guliba, 4=bulan bulan  (2+2), 5= bulan guliba (2+3), 6=guliba guliba(3+3)

*Bunu takip eden sıra da,  sayılar kümelere ayrılarak, tahtanın üstüne çentik, ipin üstüne düğüm atılarak ya da deniz kabuklarının 5’li yığınlar biçiminde düzenlenmesiyle sayısal kayıtlar tutuldu.

*Yontma Taş Devrine kadar uzanan en eski çetele çubuğu 1937’de Vestonica’da (Moravya) bulunmuştur.Bu, genç bir kurdun 7 inç uzunluğundaki ön kol kemiğiydi.

*Cisimlerin uzunluklarını ve içindekileri ölçmek gerekince genelde insan vücudunun bölümlerinden hareketle, parmak, ayak, karış gibi basit ölçüler kullanıldı.(Arşın, kulaç, gez)

*Geometrik desenlere ilgi, çömleklerin pişirilmesi ve boyanması, sazların örülmesi, sepet yapımı ve kumaş dokumacılığı, dans figürleri, metallerin işlenmesi, düzlemsel ve mekansal ilişkilerin kavranmasını geliştirdi.

*Girit’teki Minos ve erken dönem Yunan dipylon vazolarında Bizans ve Arap mozaiklerinde, Pers ve Çin duvar halılarında, desenler dinsel ya da büyüsel bir anlamı olabilir, ama zamanla görsel çekicilikleri ön plana çıkmıştır.

*Dinsel törenler büyü ile iç içeydi. Büyü ögeside o zamanlar var olan sayı ve biçime ilişkin kavramlarda, heykel, müzik ve resimlerde içeriliyordu. 3,4,7 gibi sihirli sayılar, pentalpha ve swastika gibi sihirli biçimler vardı. “MODERN” sayı bilimi, Cilalı ve ya Yontma Taş Devri’nin büyü törenlerinin mirasıdır.

Takvimin hesaplanması, tarımsal üretim ve bayındırlıkla ilgili işlerin örgütlenmesi, vergilerin toplanması, uygulamalı aritmetik ve ölçme sorunlarına öncelik verilmesi matematiğin uygulamalı tarafına ağırlık kazandırdı.

Yüzyıllar boyunca özel bir zanaat olarak gelişen bilim yalnızca uygulamaya yönelik değildi; sırlar öğretilirken, soyutlamaya yönelik eğilimler de ortaya çıktı; bilim zamanla kendisi için öğrenilmeye başlandı. Buna örnek verilirse, aritmetiğin cebire dönüşmesi pratik hesaplamalar sağlamasının yanında bilimin doğal gelişimiydi ve ölçme ile ilgili bilimler kuramsal geometrinin başlangıcını oluşturdu.

Bugünkü ileri matematik ve bunun uygulama alanı olan astronomi(gökbilim) ve fiziğin temel bilgileri, uygulamaları ile birlikte başlangıçta Eski Mısır ve Mezopotomya’da vardı. Daha sonraları bu bilgiler, Eski Yunan, Eski Hint ve 8. ila 16. Yüzyıl Türk-İslam Dünyasında ileri seviyeye gelmiştir. 17.yüzyıl sonrası, Batı Dünyasında yapılan çalışmalar sonucunda, bugünkü vaziyetine ulaşabildi. Bu gelişimde 17. Yüzyıl öncesi medeniyetlerinin payları inkâr edilemeyecek kadar açıktır. Matematik evrenseldir.

Matematik, düşüncenin gelişimi ile ilerlediği için, kaynakça olarak toplumsal ve kültürel ortamların betimlemeleriyle birinci el kaynaklara başvurulmuştur. Nesnelliği zedeleyen nokta yazarların ilgisi, ilgisizliği, bilgisi, bilgisizliğinden bu düşüncenin etkilenmiş olmasıdır.

Reyhan SARI

KAYNAKÇA:

Dirk J.Struik-Kısa Matematik Tarihi

http://tr.m.wikipedia.org

www.turkcbilgi.com

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Kök 2’nin İrrasyonelliğine Geometrik Bir Bakış

“Herhangi bir çemberin, çevresinin çapına oranı sabittir” cümlesindeki güç “Herhangi bir karenin, kenarıyla köşegeni rasyonel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir