Mars Yolculuğu

Mars’a gitmek, en büyük hayallerimizden birinin gerçekleşmesini sağlayacak belki de. Peki NASA bu hayali nasıl gerçekleştirecek dersiniz? Gelin öncesi ve sonrası ile Mars’a yolculuğun süreç ve sonuçlarını öğrenelim.

Şu anda Marsta yüzeyde dolaşan, araba büyüklüğünde tekerlekli bir robot var. Bu robot dünyadan uzayın geniş boşluklarını geçerek, bu kaba, kayalık ve kızıl gezegene gönderildi. Şimdi her gün, gözlerini başka bir gezegende açıp, yüzeyde yaşam belirtileri arıyor ve dünyaya görüntüler gönderiyor. NASA artık bir aşama daha ileriye gidip, Marsa bir gurup insan göndermek istiyor ama Mars gidilmesi zor bir yer. Robotlar için bile, korkutucu, pahalı ve riskli bir yolculuk. İnsanların tehlikeye atıldığı düşünüldüğünde ise her şeyin yolunda gitmesini garantilemek için, mevcut mühendisliğin en az bir kaç katına katlanması gerekiyor. Asıl gerçek şu ki, şu gün için, Marsa gitmek için, NASA’nın ihtiyacı olan teknolojinin çoğu henüz bulunmuyor.

NASA gözünü Mars’ta insanlı bir göreve diktiğine göre, bu görevi nasıl başaracaklar?

NASA’daki bilim insanları ve mühendisler, uzman oldukları işlerin başına dönüyorlar ve fantastik bir fikri, hassas bir mühendislik planı dizisine dönüştürüyorlar. Onlar insanları dünyadan 56 milyon kilometre öteye evrenin derinliklerine göndermeyi içeren her sorunla yüzleşip, tüm sorunları aşmak zorundalar. Astronotların sıkıntıdan delirmelerini önlemekten, yıllar süren hareketsizliğin getirdiği sıkıntılarla baş etmek gibi her şeyi. Bu görev oldukça zorlu bir görev olup, ekip işe en baştan, dünyadan ayrılmaktan başlamak zorundadır.

BÖLÜM 1: DÜNYADAN AYRILMAK:

20 Temmuz 1969 günü Apollo 11 dünyadan ayrılarak, 3 adamı 30 tonluk bir kapsülle, 385 bin kilometrelik bir mesafeye taşımıştı ve sonrasında insanoğlu dünya dışı bir cismin yüzeyinde ilk adımı atmıştı. Ay’a yapılan bu ilk yolculuk görevi toplamda bir haftadan biraz uzun zaman sürmüştü. Ancak Mars Ay’dan 140 kat daha uzakta bulunmakta. Şu anki teknoloji ile gidiş dönüş yolculuğu 3 yıl sürecek ve bu görev 4 ile 8 astronotluk bir ekip gerektirecek. Bu görev için seçilecek roketin, daha büyük bir Apollo 11 olacağını düşünüyorsanız bir kez daha düşünün. Çünkü bu roket ilk kez, insanı dünyanın çekim bölgesinden çıkararak, dünyanın korumasından çok uzağa götürecek.

NASA, Marsa gidebilecek, tüm ekipmanı alabilecek büyüklükte bir roketin tek parça halinde dünyadan gönderilemiyeceğini, en az 7 fırlatma yapılarak, uzay istasyonları gibi, parçaların dünyanın yörüngesinde birleştirilip, Mars’a hareketine öyle başlanması gerektiğini düşünmektedir.

BÖLÜM 2: HAYATTA KALMAK:

Bilim adamlarına göre, Apollo 11 zamanında bir ekip seçmek kolaydı.  Ekipteki 3 astronot, Neil ArmstrongBuzz Aldrin ve Michael Collins Amerikan süpersonik uçuşunun seçkinlerindendi. Elit savaş ve test pilotluğu dünyasından geliyorlardı. Bu sayede üstün el göz koordinasyonu ve fiziksel cesarete sahiplerdi. Ama Mars’a gitmek için gereken özellikler bu özelliklerle aynı olmayabilir. Bir çok Mars’a gitmek isteyen astronot adaylarının eski moda düşünerek, avlanarak, kayarak, dağlara tırmanarak açık alana özgü hazırlanma şekilleri ile Mars’a yolculuğuna hazırlanılması mümkün değildir. Çünkü Mars’a gitme işi tamamen bir kapanma görevidir. Bilim insanları bu yolculuk için, pul koleksiyonu olan, çok kitap okuyan, çok film izleyen, bilgisayar oyunlarına düşkün olan kişilerin kapatılmaya, yani Mars yolculuğuna daha uygun kişiler olduğunu belirlemişlerdir.

NASA, Mars yolculuğunu 2033’te gerçekleştirmeyi düşünüyor ve o tarihe kadar bir çok problem onları bekliyor. Bu problemlerden bir tanesi de sıfır yer çekiminin insan vücudu üzerindeki etkileri. Şu ana kadar sıfır yer çekiminde 15 aydan daha fazla süre geçiren olmadı. Mars’a gidiş süresi bile bu zamanın neredeyse iki katı. Bilim insanları sıfır yer çekiminin etkilerini dünyada anlamak için bir çok deney yapmaktadırlar. Bu deneylerden bir tanesinde bazı deneklerden 70 gün yatakta hiç kalkmadan yatmaları istenmiştir. Dünyadaki sıfır yer çekimi kuvvetinin etkilerini en iyi gösteren şeklin, yatma şekli olduğu ve kafaların 6 derecelik ters eğimle (baş aşağı) bulunduğu durum olarak belirlenmiştir. Her kitleden seçilen 27 denek bu konumda, tuvaletlerini bile yataktaki lazımlığa yaparak, 70 gün boyunca uzayın etkilerine en çok benzeyen halde tutulup, astronotların uzayda tecrübe edeceği durumlara yakın durumlar oluşturulmuştur. Bilim insanları bu durumda çıkan problemleri incelemiş, oluşacak yan etkileri önlemek veya hafifletmek için, karşı önlemler almak için çalışmalar yapmışlardır.

Mars yolculuğu sonucunda orada astronotları karşılayacak kimse olmayacağından, astronotlar Mars’ta kapsülden inerek Mars yüzeyinde rahatça dolaşıyor olmak zorundalar.  Yapılan deneyler sonucunda bu yolculuğun ardından, astronotların kemik ve kas dokusunun korunması için vücut geliştirmede de kullanılan testesteron hormonun kullanılması gerektiği, aksi taktirde sıfır yer çekiminde ne kadar egzersiz yapılırsa yapılsın, kas ve kemik dokusunun bozulduğu ve bunun yürüme gibi basit hareketleri bile yapılamaz duruma getirdiği anlaşıldı. Öyle ki, vücudumuz dünyanın koşullarına göre evrilmiş olup, kas ve kemik hücrelerimiz yer çekimi kuvveti olmadan gelişemiyorlar.

Tabi ki Mars’a yapılacak yolculuğun sağlık riskleri, sadece vücudu tehdit etmiyor. Belki de zorlukların en büyüğü, astronotların zihninde yaşanacaklar olacaktır. Astronotlardan biri olduğunuzu, aynı küçük alanda, bir kaç kişi ile aylarca bulunduğunuzu hayal edin. Tabletinizdeki tüm oyunları oynadınız, tüm kitapları okudunuz ve penceredeki manzara hiç değişmedi. Sıkılmış ve hüzünlü hissedersiniz değil mi? Bu sadece mutlu olmanın güzel bir şey olduğu için önemli değildir. Bir uzay aracındaki ekibin her parçası, her astronot, ölüm kalım meselesi kadar önemli olabilir. Eğer bu uzay uçuşunda bir şeyler ters gider de, durumlarla astronotların her hangi biri baş edemeyerek, davranış ve bilinç bozuklukları gösterir depresyona girerse, ekibin kalanına karşı risk teşkil edebilir. Bunun için de bilim insanları yeni bir yüz tanıma yazılımı kullanarak, yüzün arka tarafında olan gerçek düşünceleri açığa vuran yüzdeki belirtileri tespit etmeye yarayan bir sistem geliştirdiler. Bu sistem uzay aracının içerisindeki kameralarla birlikte çalışıp, 24 saat boyunca astronotların yüz ifadelerini kaydediyor ve yüz tanıma yazılımının belirlediği stres ve olumsuzluk belirtilerini merkeze bildirmesini sağlıyor. Sinir krizi geçiren bir astronota daha önce rastlanmamış olsa da, böyle uzun bir yolculukta böyle bir riskin varlığı, bilim insanlarının uykularını kaçırıyor.

BÖLÜM 3: MARSA İNİŞ:

Dünyanın en büyük roketi ile kalkış yaptıktan sonra, sıfır yer çekiminin zayıflatıcı etkisini atlattınız, akıl sağlığınızı korudunuz, her şeyi geri dönüştürdünüz, üstelik radyasyon, güneş patlamaları ve süper nova etkilerinden de kurtuldunuz. Şimdi uzayda 8 aydan uzun süre ve 56 Milyon km yapılan yolculuğun ardından sonunda Mars gezegenine vardınız. Sırada tüm görevin en büyük mühendislik sorunu var. İniş yapmak.

Bu güne kadar Mars’a indirilmiş en büyük şey, 1 tonluk bir araç. Üstelik bu aracı indirmek bile mühendisleri oldukça zorlamıştır. Ancak bu zorluk; içinde insan olan bir aracı, Mars yüzeyine indirmenin zorluğunun yanına bile yaklaşamaz. İnsanlar duyarlıdır, hassastır, fazla g kuvveti sevmezler. Yanlarında su ve ekipman taşımaları gerekir. Bu nedenden dolayı insanları indirmenin, 40 ton gibi bir çekirdeği indirmek anlamına geldiği görülür. Bir şeyler büyüdükçe, fizik yasalarına göre, aerodinamik sürtünme cismi yavaşlatsa da, finish noktasını oldukça uzatıyor. Bu da, bu durumda dikey iniş yapmayı imkansızlaştırıyor. Bilim insanları, yatay iniş yapılarak, Mars’ın yer çekimi kuvvetini azaltacak, başka bir itici güç gerekeceğini görmüşlerdir. Buna süper sonic retro itici güç denmektedir.

Bu yaratıcı ve cesurca bir fikir olsa da, bu uzay aracını yapmak, yakıt gibi büyük engellerden birini hatırlatıyor. Bu maliyetler bir ülkenin kaldırabileceğinden çok çok fazladır.

BÖLÜM 4: MARSTA YAŞAM:

Marsta bir yuva kurmaktan, nasıl yeterli yemek ve oksijen üretileceğine kadar belirlenmesi ve araştırması gereken binlerce önemli adım daha var. Ve son bilinmezde şu, Mars astronotları eve geri dönebilecekler mi ?

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Şahin Doğru

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünü 2004 senesinde bitirdim. Eskişehir’de çok üşüdüm, soğuk bir memlekettir. Büyüdüğüm yer olan Bursa’nın ve daha çok büyüdüğüm yer olan Eskişehir’in temposu oldukça yüksekti. Temposu yüksek ve büyük şehirlerden sıkılmıştım. İnsanı çoğu zaman karar veremez durumda bırakıyor, adeta bir akıntıda sürüklüyordu büyük şehirler. Hayatın bu hızına çok fazla girmeden nasıl yaşayabilirim diye düşünüp, Ege’de küçük bir kasabaya yerleşmeye karar verdim. İyiki de öyle yapmışım. 2005 senesinde Aydın-Didim’e taşındım. Kendi işimi yapıyorum ve oldukça fazla güzel geçirebilecek boş zamanım kalıyor. Yolculukları çok seviyorum. Yolculuklar dışarıya çıkıp sanki oradan başka bir gözle bakmak gibi çıktığın yere ve içindeyken asla göremediğin şeyleri görmek gibi geliyor bana. Serbest dalış yaz kış yaptığım ve en sevdiğim spor. Ayrıca Trompet çalmaya çalışıyorum. İçimde ki üretme ve paylaşma isteği ise şimdi buraya getirdi beni. Bundan sonrasını ise beraber göreceğiz.

Bunlara da Göz Atın

Bazı Sayı Problemleri

Problemler insanların, günlük hayatın içinde karşılarına çıkan sorunları çözmesi için, bir düşünce biçimi geliştirmeleri nedeniyle, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');