Mantık Tarihi 03: Aristocu ve Kantçı Görüşler

Mantık-zihin ilişkisini ve mantığın kaynağı problemini kayda geçmiş filozoflar bazında incelemek istersek Aristoteles (MÖ 384-322) ile başlamak yerinde olur. Mantığın tarihi ve felsefî sorunları her ne kadar Aristo döneminden çok daha öncesine dek gitse de mantığı dizgesel olarak inceleyen ve ona akademik-sistematik değer kazandıran filozof Antik Yunan’da Aristo olmuştur.

Aristo’ya göre zihnin kanunları ile varlığın ilkeleri bir ve aynıdır. Aristo mantığının bu özelliği, mantığa metafiziksel bir nitelik kazandırmıştır. Aristo’dan sonra gelen felsefecilerden Stoacılar, özellikle Chrysippe (MÖ 277-204), Aristo mantığını, zihin-varlık ilkelerinin birliğini eleştiriye tabi tutarak zihin kanunları-varlık kanunları birliğini çözmüş, mantığı metafiziksel yorumlardan arındırmaya çalışmışlardır. Fakat Aristocu görüş, Stoacıların eleştirilerinden sıyrılmış, Orta Çağda asırlarca etkin olarak savunulmuş; ancak modern dönemde I. Kant (1724-1804) ile birlikte ciddi bir başarısızlığa uğratılabilmiştir.

Aristoteles (MÖ 384-322)

Aristo’ya göre zihni varlıktan ayrı, bağımsız ve a priori olarak düşünemeyiz. Varlıktaki düzen, zihin ve mantıksal düşünme üzerinde etkilidir. Varlığın düzeninin kanunları, zihnin ve dolayısıyla mantığın da kanunlarını belirler. Bu şekilde düşünen zihin, varlığı bilir ve bunu varlığın kanunları ile aynı kanunlara sahip olan mantık kanunları sayesinde yapar. Varlığın gerçekliği, zihnin gerçekliğine uygundur, çünkü zihin mantık ilkelerini kullanır. Bu durum, mantık ilkelerini kullanan zihni, varlığı inceleyen bilimler için temel bir ölçüt yapmıştır. Necati Öner bu durumu şu şekilde açıklar:

O kadar ki, Aristoteles, mantığı fizik ve metafiziği izah için metot olarak kullanıyordu. Onun mantığı, Batı ve Doğu Orta Çağında bir alet olarak telakki edilmiş ve bütün bilimsel faaliyetler için metot olarak rağbet görmüştür.

Aydınlanma Çağı ve Aristo’ya Karşı Çıkış

Orta Çağda etkili olan Aristo mantığı ve onun metafiziksel-ontolojik karakteri, Aydınlanma Çağı’nda Immanuel Kant (1724-1804) tarafından eleştirilmiştir. En başta Kant, mantık ve zihin ilkelerini varlık yasaları olarak görmez; mantık, zihin ve ontolojik gerçeklik arasında böyle bir ilişki kurmaktan kaçınır. Kant’a göre mantık ilkeleri, bizi fenomenler dünyasının bilgisine, yani dış dünyanın ve genel olarak varlığın bilgisine ulaştıracak kişisel, düzenleyici ilkelerdir. Dolayısıyla her özne için geçerli zihin-mantık-varlık yasalarının aynılığı söz konusu olamaz. Onlar bize varlığın genel yapısını bildiren yasalar değil, dış dünya fenomenlerini bildiren a priori ilkelerdir. Kant’a göre Aristo’dan beri asırlarca kabul edilmiş mantık ilkeleri-varlık ilkeleri eşliği büyük bir yanılgıdır;  mantık ilkeleri varlık yasaları olamaz, onlar sadece dış dünyayı bilmeyi sağlar. Kant, Aristo ekolünde hareket eden bu düşünürlerin mantıkta ontolojizm adını verdiği bir hataya düştüklerini iddia eder.

Immanuel Kant (1724-1804)

Kant’ın fikirleri, mantık ilkelerinin zihinde a priori olarak var olduğunu söylediğinden rasyonalizme yaklaşırken, aynı zamanda empiristlerle de şu noktalarda ilişkilidir: empiristler, mantık ilkelerinin zihinde sonradan, deney ile elde edildiğini söylerken Kant ile farklı düşünmekte ve bu nedenle varlığın yasaları olamayacağını söylerken Kant’a yaklaşmaktadırlar. Empiristler zihnin doğuştan boş olduğunu söyleyerek Kant’ın a priori görüşlerini eleştirirler. Empiristlere göre mantık ilkeleri zihne sonradan gelir, yani a posterioridir. Bu görüş deneycilerin mantıktan ontolojiyi ve metafizik karakteri silmek istemeleri ile de paraleldir.

Mantık ilkelerinin zihinde varlığı, zihinle ilişkisi ve kaynağı hususunda temel yaklaşımlar yukarıda açıklandığı gibidir. Düşünce tarihinde mantıksal yasaların zihinde a priori olarak bulunduğunu iddia eden rasyonalist görüşlerle beraber bu fikrin zıddı olarak -kısmî deneyciler hariç- deneycilere göre zihinde mantık ilkeleri dâhil hiçbir bilgi bulunmaz, mantık ilkeleri de her bilgi gibi a posteriori olarak tecrübe edilir. Kant bu iki karşıt görüş arasında kritisizm çerçevesinde bir yorumda bulunarak Orta Çağ boyunca savunulan Aristocu fikirleri başarısızlığa uğratmış, empiristlerin de hatalarını ortaya koymuş, bilimin ve felsefenin objektifliğine vurgu yaparak çağdaş, modern düşüncenin yolunu açmıştır.

Yazar: Necdet Ersöz (Matematiksel)

Referans: İlgili yazı dizisi, yazarın felsefe çalışmalarından yazar inisiyatifiyle aktarılmıştır. 

Mantık tarihi yazı dizisinin şu ana kadar yayımlanmış tüm makaleleri:

Yazıyı Hazırlayan: Necdet Ersöz

Necdet Ersöz, 1994 Eskişehir doğumlu bir profesyonel blogger, yazar ve bilim yayıncısıdır. Ankara’da Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesinde çalışmalarına ve eğitimine devam etmektedir. Tıbbî literatürü akademik seviyede takibinin yanı sıra temel entelektüel ilgi alanları olarak mantık, skeptisizm, eleştirel düşünme, tartışma bilimi, evrim teorisi, sinirbilim ve kognitif bilimleri belirtmekte olup temel alanlarla bir şekilde ilişiği bulunan çeşitli disiplinlerde de (felsefe dalları, antropoloji, dinler tarihi, kültür…) yoğun okumalar yapmakta, araştırmalarının bir kısmını yazıya dökmektedir. Ayrıca birçok dergide ve internet üzerinden yayın yapan fikir ve kültür platformlarında yazarlık yapmaktadır. Birikimini çeşitli akademik ve bilimsel platformlarda ilgilileriyle paylaşmaya gayret etmekte; amaçları ve ilgileri doğrultusunda da birtakım bilim ve felsefe oluşumlarının kuruculuğunu ve yöneticiliğini üstlenmektedir.

Bunlara da Göz Atın

Başarının Basamakları

Küçük bir kasabanın dört ayrı mahallesi varmış. Birinci mahallede “Evet ama” lar yaşıyormuş. “Evet ama” …

Bir Yorum

  1. Mantık Tarihi 04: Mantık-Zihin İlişkisine Psiko-sosyal Yaklaşım yazısını okuyamıyorum, sayfa hata veriyor düzeltirseniz iyi olur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir