Kötülüğün Bilimi

Dünyamız bir tarafında iyilik, bir tarafında kötülük yüzyıllardır ip üstünde yürümeye çalışıyor sanki. Henüz düşmedi ipten ama dengesini kaybediyor sıklıkla. Kötülük konusunda bilimin, psikolojinin yaptığı deney ve analizler de gün geçtikçe artıyor dünyamızın işini kolaylaştırabilmek adına.

Birçok insan iyiliğin ve kötülüğün felsefi yanıyla alakalı en azından bir kez de olsa başını ağrıtmıştır, ağrıtmalıdır. Bu konuda kafamızı karıştırabilecek pek çok soru var:

Sınanmadığımız durumların masumu olabilir miyiz?

Bir köşemizde dünyadan elimizi eteğimizi çekince, ya da bir dağ başında tüm dünya dertlerinden uzak yaşarken, kötülükle başa çıkmak zorunda değilken iyi sayılmamız mümkün mü?

Kötülüğün iyilik olduğu, iyiliğin kötülük olduğu durumlar var mı?

Kötüleri iyilikle yenmek, iyileri kötülükle sömürürken mümkün mü? Dünyada cenneti yaşayan insanlar neden kötü olsun?

Ya da dünyada cehennemi yaşayan insanlar nasıl iyi olsun?

Elbette, kötülük ve iyilikle alakalı yüzlerce soru sorabilirsiniz. Bu konuya eminim her insan, yaşamları ve yaşama bakış açılarına göre sonsuz tanım yapabiliriz. Çünkü kötülüğün ve iyiliğin gerçekten de ciddi bir tanımlama kaosu yaşadığı ortadadır. Çağdan çağa değişen bu tanımlar, günümüz dünyasında yitirilen farkındalıklarımızdan olsa gerek iyice karışmış durumdadır.

İyilik ve kötülük insan zihninin penceresindeki iki perde gibidir. İyilik perdesini çekersek dünyadaki kötülükleri, kötülük perdesini çekersek dünyadaki iyilikleri göremeyebiliriz. Son derece karışık olan bu alanda kötülüğü nasıl anlayabilir ve tanımlayabiliriz? Bilim bu konuda neler yapıyor?

Felsefesi bir yana dursun, uygulamada kötülükten haz alan, incelenmiş ve rapor edilmiş insanlara bakalım.

Kanada’daki British Columbia Üniversitesi’nde psikoloji profesörü Delroy Paulhus’ın içimizdeki “kötü insanları” anlamak için çalışmalar yapan bir bilim insanı. Bazı insanların neden başkalarına acı çektirmekten hoşlandığı sorusuna cevap arıyor. Bu tür insanlar sadece psikopatlar ve katiller değil; okuldaki zorbalardan internet trollerine, aynı zamanda politikacı ve polis gibi toplumun üst kesimine mensup kişiler bile bu kategoriye girebiliyor. Paulhus, bu insanlar hakkında hemen yargıya varmanın kolay olduğunu söylüyor. “Tanıştığımız insanlar hakkında melek ve şeytan kalıbını kullanma eğilimi taşıyor, dünyamızı iyi ve kötü insanlar olarak basitleştirmek istiyoruz” diyor.

Paulhus konuya narsistlerle başladı. Bunlar kendilerine biçtikleri değer duygusunu korumak için saldırıya geçebilen aşırı bencil ve kibirli insanlardı. Daha sonra, bu eğilimlerin manipülatif makyavelcilik (amacına ulaşmak için her yolu meşru sayma, özellikle devlet yönetiminde amaca ulaşmak için, töreye, ahlaka aykırı da olsa, her türlü aracı, yolu kullanma temeline dayanan siyasal öğreti.) ve başkalarının duygularına karşı duyarsız psikopat özelliklerle bağlantısı incelendi. Fakat bunların birbirinden bağımsız özellikler olduğu, bazen tesadüfen bir arada görülerek “Karanlık Üçlü” oluşturdukları sonucuna varıldı.

Paulhus’un deneylerine katılan insanlar şaşırtıcı derecede açık sözlüydü. “Zayıf insanları hedef almaktan hoşlanırım” ya da “Bana sırlarınızı söylemeseniz sizin için daha iyi olur” gibi ifadeleri rahatlıkla kullanabiliyorlardı. Bunlar sınavlarda sahtecilik yapmaya ve eşlerini aldatmaya da daha meyilliydi.

Paulhus kriminal ya da psikiyatrik vakalardan ziyade gündelik yaşamdaki kötücül davranışlarla ilgiliydi. İnsanlar bu tür davranışları toplum içinde kontrol altında tutabiliyor ve hemen kendisini göstermiyor olsa da bir şekilde dikkat çekiyordu. Örneğin narsistler, kendi egolarını tatmin edecek eğilimlerde bulunuyordu. Paulhus kendisinin uydurduğu bir konuda onların bilgisini ölçmek istediğinde her konuda bilgileri varmış gibi davranıyor, itiraz gördüklerinde ise hemen hemen öfkeleniyorlardı. “Bu insanların kendilerini dev aynasında görmelerini sağlayan özelliklere uyuyor bu davranış biçimi” diyor Paulhus.

Kötülük Doğuştan mı?

İnsanların doğuştan mı bu özellikleri taşıdıkları sorusuna yanıt bulmak için tek ve çift yumurta ikizleri incelendi. Narsistlik ve psikopatlığın genetikle ilgili olabileceği, fakat Makyavelcilikte çevresel etkenlerin önemli olduğu sonucuna varıldı. Ama genetik miras, insandaki bireysel sorumluluk duygusunun ortadan kalktığı anlamına gelmiyordu. Liverpool Üniversitesi’nden Minna Lyons “Kimse psikopatlık geniyle doğmaz ve bu konuda yapacak bir şey yok denemez” diyor.

Lyons, gece geç yatıp sabah erken kalkamayanlarda “Karanlık Üçlü” özelliklerine daha sık rastlandığını belirtiyor. Bunlar risk almaktan (psikopat özellik), manipüle etmekten (Makyavelci özellik) ve başkalarını sömürmekten (narsist özellik) hoşlanır.

Bu teorinin doğruluk payı tartışmalı olabilir, fakat Paulhus insan toplumun karmaşık olduğunu, her konuda başarı şansını artırmak için insanların farklı yollar tutabileceğini ve bunun bazen iyiliği, bazen de kötülüğü içerdiğini ifade ediyor.

Sadizm Deneyi

Paulhus, araştırmalarında diğer üç gruba konamayacak, başkalarına acı vermekten zevk alan “sıradan sadizme” de rastladığı için kötücül özellikleri artık “karanlık dörtlü” olarak adlandırıyor. Bu teoriyi sınamak için böcek öğütme makinası deneyine başvuruldu. Bu aygıtta deneklerin görmediği, fakat böceklerin kaçacağı bir yol vardı. Yine de sanki böcekler eziliyormuş gibi bir duyuluyordu. Deneklerin bazısı makinayı kullanmayı reddedip odayı terk ediyor, fakat bazıları da bundan zevk alıyordu.

Benzer bir deney bilgisayar oyununda rakibini cezalandırırken kulaklıktan acılı bir insan sesi aktarımı yoluyla yapıldı, ancak bu aşamaya geçmek için deneklerin uzun bir sözlü sınavdan geçmesi gerekti. Sadistlerin sadece zevk için, bu işten hiçbir yararları olmadığı halde başka insanlara acı vermek için bu sıkıntıya katlandığı görüldü.

Trol Takibi

Paulhus internet trolleri için de aynı şeyin geçerli olduğunu belirtiyor. “Bunlar acı çektirecekleri insanları internette aradıkları için sıradan sadistlerin internet versiyonu gibidir. Diğer üç özellik de görülmekle beraber sadistlik biraz daha ağır basar. ” şeklinde yorum yapıyor bu duruma.

Paulhus ayrıca “ahlaki Makyavelcilik” ve “komünal narsizm” konusundaki yeni araştırmalarla da ilgili. Karanlık özelliklerin toplumsal yarar için kullanılmasını öngörüyor bu yaklaşımlar. Bazı durumlarda “iyi bir insan olup evinizde oturmanızın kimseye bir faydası olmuyor”.

Görüldüğü üzere kötülük, kötü insanlar, kötülüğün kaynakları çok çeşitli ve değişken. Bu konuda Morgan Freeman da ‘ Kötülük Neden Var?’ diye sormuş ve National Geographic ile bir belgesel hazırlamış. İzlemenizi öneririm.

Ceren DEMİR

 Kaynaklar
http://www.bbc.com/future/story/20150130-the-man-who-studies-evil
http://www.psikologankara.net
Modern Düşüncede Kötülük- Susan Neiman

Yazıyı Hazırlayan: Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan , filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim. Pamukkale Üniversitesi ve AGH University of Science and Technology’ de Uluslararası Ticaret ve Finans alanında kendimi eğitmeye çalışıyorum . Voleybol sporunda antrenör yardımcılığı yaptım ve lisanslı oynadım. Spora ve sanata düşkünüm. Resim yapmayı çok seviyorum. Klasik müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara ilgi duyuyorum. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Sanıyorum 7. günlüğüme başlayacağım. Satranç ve Rusça’ya merak saldım. Bahsettiğim tüm ‘bencil’ bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum.

Bunlara da Göz Atın

Felsefeden Neden Korkulur?

Server Tanilli her yıl bir köşe yazısını Fransa’da yapılan Bakalorya sınavlarına ayırırdı.  Neredeyse iki asırdır …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');