İletişim Çatışmaları ve Graf Analizi

Okulda, evde, sokakta, işte, sosyal medyada, arkadaşlarla, aileyle, doğayla, kendimizle… Her an ve her yerde iletişim halindeyiz. Sadece insanlar değil aynı zamanda hayvanlarda, doğada da iletişimi hissetmek hatta tespit edebilmek mümkün çoğu zaman. Başlı başına derya deniz bir konu olan ve hayatımızın her alanına hakim olabilen iletişimin içinde çatışma olmaması elbette mümkün değil.

Ele alacağımız Graf Analizi’ndeki birçok maddeyi aslında her gün yaşıyor, gözlemliyorsunuz. Ancak bunu literatüre kazandırmayı düşünen matematikteki Graf Teorisi’ni iletişim alanında ele alan matematikçi Frank Harary olmuş. Harary ve Profesör Mark Batell’ in ‘ Graf Analizi’ne Göre İletişim Çatışmaları ‘ konusuna geçmeden önce kendimizi ve çevremizi iletişim halindeyken göz önüne getirelim.

Aslında düşününce iletişimdeki çatışmaların çoğunun psikolojiye dayandığını fark edebilirsiniz. Güçlü bağları olan insanlar belki bir göz temasıyla dahi nice mesajlar verir birbirlerine. Diğer yandan ne kadar açık, net ve uzun cümleler kurarsanız kurun öz eleştiri yapma kabiliyeti olmayan bireyler her zaman psikolojik olarak haklı olduklarına ya da sadece kendi söylediklerinin kayda değer olduğuna inanırlar ve yoruma da kapalı olabilirler yaptıkları eylemlerde. Sanki siyaset sahnesinde epey var bu insanlardan öyle değil mi? Sağlıklı iletişim kurabilmeyi adeta bir sanata dönüştüren öyle çok zorluk var ki Harary ve Batell’ in matematik yardımıyla bu konuya bu kadar yoğunlaşmış olması pek de şaşırtıcı olmuyor. Peki nedir bu çatışmalar? Sadeleştirerek ve örneklendirerek anlatmaya çalışalım:

Aktif Çatışma

Bu maddenin içeriğine göre kötü gördüğümüz, sevmediğimiz ya da hoşlanmadığımız insanların ne derlerse desinler bir anlam ifade etmemesi ya da her fikrini, her ifadesini kötü bulmamız gibi bir çıkarım yapılabilir. Bunu çoğu insan en az bir kez olsun tespit etmiştir. Bazı insanlarla yaşadığınız olumsuz geçmişin bu durumu tetikleme ihtimalinin yüksek olduğu söyleniyor. Bir kişiyle olumsuz bir geçmişimiz varsa, bugün bizim düşündüğümüz bir şeyi bile dile getirse de ona sinirlenebiliriz bu çatışma türüne göre.

Pasif Çatışma

Harary ve Batell’in (1981) tanımladıkları bir diğer çatışma olan pasif çatışmada ‘küslük’ ve ‘çekinme’ rol oynuyor. Birbirine küs olan kişilerin iletişim kurmamalarını biliyoruz. Çekingenlikte ise birini bir yere davet ederken reddedilme ihtimalini düşünüp geri durma ya da karşı tarafın davet bekleyip kendi söylerse ayıp olacağına inandığı için bunu söylememesi halleri iletişimsizliğe sebep olur ve davet gerçekleşmez.

Varoluş Çatışması

Burada her bireyin kendi mesajına odaklanmasından kaynaklanan bir çatışma var. Psikoloji profesörü Üstün Dökmen Empati kitabında bu bölümü şöyle diyaloğa dökmüş:

Ayşe: Çok mutluyum, sonunda o konsere bilet buldum.

Elif: Kitabımı gördün mü? Yarın sınavım var.

Ayşe: Hem de en önde.

Elif: Kaybettim galiba, şimdi ben ne yapacağım.

Harary ve Batell ise bu konuda Cervantes’ in ünlü kahramanı Don Kişot’ u örneklendirmiş burada. İnsanların Don Kişot’un mesajlarına kapalı olması ve Don Kişot’ un da çevresinden gelen bildirimleri yeterince değerlendirememesi Don Kişot ve toplum arasında bir varoluş çatışması oluşturur.

Tümden Reddetme

Bu maddeyi fanatizm üzerinden kavrayabiliriz. ‘ En büyük takım bizim takım ‘ öyle olup olmasına bakılmaksızın tüm takımların taraftarlarının kendi takımları için söylediği bir slogandır. Ya da bir sanatçı eserine yöneltilen hiçbir eleştiriyi kabul etmez ve eserini kusursuz bulursa yine bu durum geçerli olur. Ya da pesimist bir insana hayatla ya da kendisiyle ilgili ne kadar olumlu ya da güzel iltifatlarda bulunsanız da hayatındaki ve yine kendindeki olumsuzluklardan başka bir şey görmüyorsa bu iltifatlarda reddedilmiş olur. Ya da tek yol benim partim diyen politikacıları düşünün. ‘Tek ..’ ve ‘En.. ‘ ile başlayan cümlelere başlayan kişilerde tümden reddetme daha fazla olabilir. Tümden reddetme, ayrıntıya inme, sorgulama, düşünme, soru sorma ile bağdaşmaz.

Önyargılı Çatışma

Burada kişiler belli bir konu hakkında tartışmadan önce o konuda peşin hüküm edinmişlerdir ve ısrarla onu savunurlar. Münazaralarda, tartışma programlarında da sıkça görülüyor. İşçi patronla zam görüşmesi yaptığında iki taraf da kendi perspektifinden peşin bir hükme sahip olduklarından işçinin geçim derdi patronun maliyet ve bütçe derdi iki tarafında kendi haklılıkları olacaktır ve iki tarafın kendi derdine karşı tarafı ikna etmesi oldukça zordur.

Yoğunluk Çatışması

Bir nebze olsun yumuşama içeren çatışmadır. Tarafların bir kesişim noktası vardır ama bir taraf muhakkak daha keskindir.

A: Film çok güzeldi, bayıldım.

B: Güzeldi de pek umduğumu bulduğumu söyleyemem.

Kısmi Algılama Çatışması

Bunu kendi üzerinizde ya da çevrenizde pek çok insanda kolaylıkla tespit edebilirsiniz. Dostlarınıza tavsiyelerde bulunursunuz bazen, sadece istedikleri tavsiyeleri duymayı tercih edebilirler. ‘ Beş gün benim yerime tatile gider misin? ‘ ile ‘ Beş gün benim yerime işe gider misin? ‘ cümleleri aynı tepkiyle duyulmayacaktır elbette. Yine siyasetçilere bakarsak, her hükümetin yaptıkları olumlu işle, harcamalar üzerinde sürekli dönüp durduklarını ancak pek de öz eleştiri yapmadıklarını hükümet lehine kısmi algılama yapmıyorsanız fark edebilirsiniz. Beynin ‘işine geldiği gibi’ çalışma hali bu durumu tetikler. Özellikle pragmatik düşünen kişilerde.

Alıkoyma Çatışması

Kişi, kaynaktan gelen mesajı tam olarak anlar ancak eksik aktarırsa gerçekleşen durumdur. Profesörlerin, öğretmenlerin bildiklerinin tamamını öğrencilere aktaramaması durumundaki gibi. Ya da benim bu yazı öncesindeki araştırmamdan edindiğim bilgileri aktaramamış olmam yine bu çatışmaya sebep olurdu. Özellikle kötü niyetli dedikodularda bu durum çok fazla görülebilir. Tam tersi de olabilir. Mesela bir bankada müşteri talebini aktaramaz ya da eksik aktarır ancak bankacı hangi işlemi yapmak istediğini anlarsa bu durumun tersi olmuş olur.

Farary ve Batell’ in matematiksel bir teoriyi ( Graph Theory ) iletişim alanına uygulayarak analiz etmeleri sonucu ortaya çıkan iletişim çatışmalarını ele almaya çabaladık. İletişim çatışmalarının, iletişimden daha fazla hayatımızda olduğu ve hem kendi dünyamızda hem ülkemizde hem de dünyada nice problemlere sebep olduğu düşünülürse, ne kadar ciddi bir durum olduğu fark edilecektir. Çünkü iletişim ile psikoloji birbiriyle oldukça bağlantılı. Herkesle elbette aynı iletişimi kuramayız, çünkü her insan, her olay, her yer kısacası her şey psikolojik olarak farklı bir karşılık bulur zihinlerde. Buna rağmen benliğimizi koruyarak ortak bir dil oluşturabileceğimiz alanlar olabilir. Geleneksel toplumlarda iletişim ve sistemler dilden dile ya da örf ve adetlerle aktarımla pek de sorgulamadan oluşsa da tek-tipleştirici düşünce sisteminin girdabına kapılmamak yine kendi çabamızla mümkün olabilir.

Kaynaklar

Kitap: Üstün Dökmen – Empati

Makale: Harary, Frank; Batell, Mark (1981). “Communication Conflict.” Human Relations

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan , filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim. Pamukkale Üniversitesi ve AGH University of Science and Technology’ de Uluslararası Ticaret ve Finans alanında kendimi eğitmeye çalışıyorum . Voleybol sporunda antrenör yardımcılığı yaptım ve lisanslı oynadım. Spora ve sanata düşkünüm. Resim yapmayı çok seviyorum. Klasik müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara ilgi duyuyorum. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Sanıyorum 7. günlüğüme başlayacağım. Satranç ve Rusça’ya merak saldım. Bahsettiğim tüm ‘bencil’ bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum.

Bunlara da Göz Atın

Felsefeden Neden Korkulur?

Server Tanilli her yıl bir köşe yazısını Fransa’da yapılan Bakalorya sınavlarına ayırırdı.  Neredeyse iki asırdır …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');