Harcamak İçin Yaşamak ve Nörofinans

İçinde bulunduğumuz dönemde finansal kararlarımız ve beyin ilişkisi hem deneysel hem düşünsel olarak önem kazanmaya başladı. Neden milyarlarca insan halihazırda birçok özelliğini kullanmadığı sağlam bir telefonu varken hemen yeni çıkan bir  modeli almak zorunda hisseder kendini, yada yapılış ve içeriği aynı iki kahveden pahalı olanı aldığımızda bize  kaliteli bir tercih yaptığımızı düşündüren nedir? İhtiyaç ve istekler hangi noktada şekil değiştiriyor?

İnsani dürtülerin tatminini parasal farklılıklar ve çoğu zaman neden yaptığımızı bilmediğimiz harcamalarla sağlayan sistemle alakalı araştırmalara ve konuyla ilgili kitaplardan alıntılara bakarak kısa bir düşünme yolculuğu yapacağız. Sevilme, sayılma, mutlu hissetme gibi temel insani ihtiyaçların sokulduğu kalıpları göreceğiz.

Beynimizin, finansal sistemin hamuruyla yeniden yoğrulma ve şekillendirilme sürecini anlamaya çalışalım şimdi. Önce finans dünyasını sonra bireyin dünyasını görerek başlayalım.

Beyin üzerine çalışmalar finans alanında yapılan çalışmalar özellikle 2008 krizi sonrası ivme kazanarak artıyor. Çünkü bu krizi sağlayan davranışların temelinde ‘insan psikolojisi’ olduğu düşünülmekte. ‘Toplu’ alınan finansal kararların ‘hatalı’ oluşuyla doğan krizin ağır sonuçları, ‘psikoloji ve finans’ ilişkisini daha fazla sorgulatmaya başladı. Özellikle Amerika’da ipotekli konut kredisi (mortgage) satışlarını patlatan, fiyatların yükseleceğini düşündüren inanç neydi? Finansal yönetim mekanizmasının sahibi büyük kurumlar neden yanlış kararlar verdi? Bu konuya az sonra döneceğiz.

Yapılan araştırmalardan bazılarını değerlendirelim. Uyuşturucu, kokain gibi bağımlılık yapan maddelerin beyni uyardığı bölgeyle, kolay para kazancı sağlayan ya da sağladığı algısı olan şans oyunlarının uyardığı bölge aynı. Bu aslında açıklayıcı gözüküyor.

İşin hazzı bir yerde dursun, insana bakalım. İnsanlar belirsizlikten çok korkarlar. Hayat boyu insanın mücadelesi belirsizliklere önlem almak olmuştur. Mesela, niye olduğunu- çoğu zaman- bilmeden ‘herkes öyle tercih ettiği için’ ev kredisi almanın mantıklı olduğu düşünülür. Burada korku şudur: Ne olur ne olmaz düşüncesi. Ne olur ne olmazdan kasıt, ‘parasız kalma, işsizlik, kriz’ gibi durumlar olabilir. Bu alt etmenlerin yanında ev sahibi insanlardan düşük hissetmeme arayışı da buna dahil edilebilir. Aslında içten içe şunu da düşünmekten alıkoyamaz insan kendini: Ne zaman öleceği belli değil. 20-30 senesini borç ödeyerek geçirmek istemiyor ya da bu süre içinde ölmeyeceğinin garantisi yok. Ama bir yandan kendi sesi ve toplumsal ses fısıldamaya başlıyor: ‘Çocuklara bırakılacak bir yatırım, hem de kira öder gibi…’

İşte bu toplu hareketliliğin gücü azımsanamayacak kadar büyük ve tüm finansal sistemin çekirdeğini oluşturuyor. Yatırım insanın doğal bir sonucu olsa da yatırımın içeriği veya harcama tercihleri tamamıyla bireyin kararı olmayabiliyor. Sadece ev olarak düşünmeyiniz. Aynı fabrikada üretilen ancak farklı etiket basılan nice ürün etiketi dolayısıyla ya da etiketin yarattığı algıyla farklı değerlendirmelere tabi tutuluyor. Başta belirttiğimiz gibi hepsi insanın en temel duygularının tatminiyle ilerliyor aslında. Etiketiniz kadar sevgi ve saygı göreceğinize inanır oluyorsunuz. İnandırıldığımız bu düşünceler aslında ‘insanların düşüncelerini’ ne kadar önemsediğimizi de ortaya koyuyor daha derinde. Kredi kartlarıyla asla yapmayacağınız birçok harcamayı yaptığınız oluyor. Çünkü bugün tüketmek ve yarın tüketmek beynin farklı bölgeleriyle yönetiliyor.

Bu noktada tekrar başa dönerek değerlendirmelere devam edelim.

Finans güdümlü bir büyüme sistemi bölge nüfusunun güvenliğini sağlayacak ( Foucault’ un deyişiyle) zenginlik etkisini koruma bilinciyle düşünülüyor. Burada yönetimsellik de yeni bir dünya vaadine dayandırılıyor. Christian Marrazzi’ nin ‘internet uzlaşısı’ adını verdiği Yeni Ekonomi algısı sonrası gayrimenkul piyasası yükseldi. Piyasanın yükselişi ile ücretlerin düşmesindeki artış paralel ilerledi. Finansal krizler, risk, ödeme ve kredi ilişkileri sisteminin kalbi bankalarda yoğunlaştı. Ücret konusunda da, çalışanların, emek arz edenlerin artış beklentileri ve hayallerinin ‘ piyasa hayalleri ‘ satarak tüketilmesiyle yeni bir hayalin satışı başlar: Sonsuz ve geri ödenmeme riski yüksek kredilerle satın alınabilecek bir ev ( gelir garantisi çok düşük olan alt gelir gruplarına yüksek riskle verilen mortgage’ ler burada devreye girer.)

Finansallaşmanın bir biyo- iktidar biçimi olarak işleyişi biyo- politikanın (Foucault) kuruluşu tarafından belirlenir. Finansın kontrol ettiklerini yeniden temellük etme ( bir şeyi kendine mal etme ) olanağı, yeni kurumlara ve çatışmalı yeni demokratik pratiklere işaret eden sürece bağlıdır. Burada önemli olan sadece reelin finansal değerlenmesinin dayandığı a priori sistem ( gelenekler ) değil aynı zamanda ‘ bireylerin farklı davranışlarını homojenleştirebilen toplumsal kuralların tümü’ dür.

Detaylı okuma için: Küresel Ekonomide Kriz – Andrea Fumagalli, Sandro Mezzadra

Ekonomik karar alma mekanizmalarının sosyal, zihni ve duygusal ön yargılardan nasıl etkilendiği üzerine çalışan davranışsal finansa giriş yapmaya çalıştığımız bu yazıda gayrimenkul kararlarını ve bireysel davranışları incelemeye çabaladık.

Matematikçi Mandelbrot’ un dediği gibi karmakarışık teknik bilgi, bulanık bir akıl, irdelenmemiş varsayımlardan oluşan finansal ekonomi, bizlerin harcamalarına bizim adımıza karar verebilecek algıyı yaratabiliyor. Bireysel hayatımızda yaptığımız büyük küçük harcamaları (kahve- gayrimenkul örneği gibi ) ele aldığımızda, hepsinde onun kitlesel algılarla nasıl etkili olduğunu görmeye, anlamaya çalıştık.

Sizler de kendi harcamalarınız ve mutluluğunuz arasındaki ilişkiyi değerlendirebilirsiniz. Size faydadan çok stres mi getiriyor? Gerçekten ihtiyaç mı? Kimin için ve ne için yapıyorsunuz? Kendinize bol bol soru sorabilirsiniz.

Efsanevi filmlerden Dövüş Kulübü’ nü izlemiş olan okuyucularımızın hatırlayacağı düşünmemiz gereken  şu repliklerle bitirelim: ” Sizler işiniz değilsiniz. Sizler paranız kadar değilsiniz. Sizler bindiğiniz arabalarınız değilsiniz. Kredi kartlarınızın limitleri değilsiniz. Sizler iç çamaşırı değilsiniz. Sahip olduklarınız sonunda size sahip oluyor.”

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan , filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim. Pamukkale Üniversitesi ve AGH University of Science and Technology’ de Uluslararası Ticaret ve Finans alanında kendimi eğitmeye çalışıyorum . Voleybol sporunda antrenör yardımcılığı yaptım ve lisanslı oynadım. Spora ve sanata düşkünüm. Resim yapmayı çok seviyorum. Klasik müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara ilgi duyuyorum. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Sanıyorum 7. günlüğüme başlayacağım. Satranç ve Rusça’ya merak saldım. Bahsettiğim tüm ‘bencil’ bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum.

Bunlara da Göz Atın

Bazı Sayı Problemleri

Problemler insanların, günlük hayatın içinde karşılarına çıkan sorunları çözmesi için, bir düşünce biçimi geliştirmeleri nedeniyle, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');