Neden, Hangi, Nasıl Matematik?

Ahmet Doğan’ın kaleminden -öğretenler ve öğrenenler için- “Neden, Hangi, Nasıl Matematik?” kitabı, bir öğretmenin kütüphanesinde mutlaka yer alması gereken bir kitap.

Kitap dokuz bölümden oluşuyor. Bu bölümler sırasıyla: Eğitim ve Öğretim, Süreçte Yaşananlar, Ne Zamandan Beri Matematik Öğreniyoruz?, Matematik Nedir?, Niçin Matematik?, Hangi Matematik?, Ne Yapmalı?, Uygulamada Matematik, Nasıl Matematik Öğretmeni? şeklinde.

Kitabın bölümleri başlamadan önce bizleri kısa ve öz bir sunuş bölümü ve bunun içinde teşekkür bölümü karşılıyor.

Kitapta genel olarak, aynı zamanda bir Matematik öğretmeni olan Ahmet DOĞAN’ın, kendi yaşadığı ve çevresindeki meslektaşlarının yaşadığı deneyimlerden faydalanarak, Matematik öğretmenin ve öğrenmenin ayrıntılarına ve verdiği mutluluğa değiniliyor. Bu kitap, ister Matematik öğretmeni, ister başka bir dalın öğretmeni olsun, hepsini kapsayan bir nitelikte olmakla beraber, önemli bir yol gösterici niteliği de taşımaktadır.

Kitabı basit ve yüzeysel bir şekilde tanıttıktan sonra, şimdi içinden birtakım alıntılara yer vererek, öğretmenlik hayatımızda derste kitabı kullanabileceğimiz bir bölüme örnek vereceğim.

Henüz kitabın ilk sayfasını açtığımızda sunuş bölümünün ilk paragrafında şöyle bir cümle geçiyor: “En iyi futbol oynayan, en iyi saz çalan da olsan, okumak-öğrenmek-araştırmak alışkanlığı öncelikli değere sahipti.” Burada bir öğretmen okulunun öğrencilerine kazandırılması gereken alışkanlıklardan bahsediliyordu. Günümüzde bu duruma baktığımızda bu kitap, beni gerçeğin duvarına toslatmıştı. Hangimiz okumak için öğrenmek için araştırmak için yetiştiriliyoruz? Hangimize bu alışkanlıklar aşılanıyor ve hangimiz bu aşılanmayı kabul ediyoruz? Çoğumuz sınavlardan geçmiş olmak için ders çalışıyor ve merak-araştırma duygusundan uzaklaşıyoruz. Dersten geçmek için yeterli olan öğrenmeyle yetiniyoruz çoğumuz.

Okumaya gelince, ülkemizde kahvehane sayısının 700 bin, kütüphane sayısının ise yalnızca 1120 civarında olması, üniversite öğrencilerinin dersten çıktıktan sonra okumak yerine kahvehanelere gidip “batak”, “101”, vs. oynamasının en açıklayıcı sebebi. Okumuyoruz, öğrenmiyoruz ve araştırmıyoruz. Sorsalar çok iyi okullarda çok iyi öğrenciler yetiştiriyoruz deniyor. Yönetilmesi kolay, sorgulamayan, düşünmeyen çok iyi öğrenciler, harika bir yeni nesil… (!) Ülkemizin böyle bir makûs talihi olmamalı.

Konuyu tekrardan kitabımıza döndürdüğümüzde, kitabın içinde işleyeceğimiz derslerde yararlanabileceğimiz, gerçekten faydalı olabilecek bölümler mevcut. Bunlardan birine değinip yazımı tamamlayacağım. Değineceğim bölüm, Ahmet DOĞAN’ın bir meslektaşının, derste öğrencilerine bir dikdörtgenin alanının birim kareler ile bulunmasını keşfettirmeye çalışmasını içeriyor. Ahmet DOĞAN’ın -düzenlediğim- anlatımıyla çalışmaya değinelim:

“Sınıf, okulun bahçesinde ders yapıyor. Beton zemine tebeşirle bir dikdörtgen çiziliyor. Dikdörtgenin neye göre çizildiğini açıklamak için öğrencilere “nasıl çizdik” diye soruluyor. Çocuklar, “sağa doğru 10 metre, yukarı doğru 5 metre alarak” diye yanıtlıyor. Yani çocuklar boyun 10 metre, enin 5 metre olduğunu biliyor. Öğretmen iki öğrenci seçiyor, “senin adın boy, hep boy yönünde hareket edeceksin; senin adın da en, sen de en yönünde hareket edeceksin” diyor. Dikdörtgenin köşeleri tebeşirle A, B, C, D harfleriyle adlandırılmış. Görevli iki öğrenci A köşesine geçiyor. Öğretmen “her ikiniz de doğrultularınız boyunca birer metre yürüyün ve işaretleyin” diyor. Elinde çelik metre olan bir öğrenci yardımcı oluyor. İşaretler konuluyor. Öğretmen devam ediyor, “şimdi aykırı davranın, boy en yönünde, en boy yönünde hareket etsin ve karşılaşsın.” Karşılaşıyorlar, karşılaştıkları noktayı paylaşmak için de itişiyorlar. Bu da onların şımarma hakkı! Öğretmen sevecen bir şekilde uyarıyor; “hoop, itişmeyin, işinizi doğru yapın.” Gülüşüyor diğer çocuklar. Öğretmen de gülüyor ve “şimdi tebeşir alınan yolları çizsin” diyor. Tebeşir, elinde tebeşirle alınan yolları çiziyor. Belli ki çizmekle görevli öğrenci tebeşir diye adlandırılmış. Bir kare çizildi şimdi 1’e 1 boyutunda. Adı tavşan yuvasıymış karenin. Bir öğrenci tavşan olup karenin içine çöküyor. “Şimdi en ve boy A köşesine” komutuyla öğrenciler başlangıç noktasında. Öğretmen, “boy 3 metre, en 1 metre hareket etsin” diyor. Söylenen yapılıyor. “Şimdi aykırı” demesi yetiyor öğretmenin. En ile boy köşede buluşuyor. Tebeşir alınan yolları çiziyor. Gerisi kolay, 1’e 3 dikdörtgene 2 tavşan daha yerleşiyor. Öğretmen son noktaya geliyor, “boy 3, en 2 metre kaç tavşan yuvası oluşur?” Hemen hareket ve çizimler ve de yanıt; “6 yuva”. Artık bu aşamada “birim kare”, “dikdörtgenin alanı” birer sonuç. Ha öğretmen özetlemiş, ha öğrenciler.

Elbette burada bitmiyor. Köşegen çizilerek dikdörtgenin yarı alanı, üçgen alanı; iki aynı doğrultulu köşenin kaydırılmasıyla elde edilen paralelkenar ve alanlarının değişmemesi; paralelkenardan oluşturulan üçgen alanlarının yarı alan özellikleri… Tek tek uygulanıyor ve sonuçları öğrenciler çıkarıyor. Yıl 1983 ya da 1984. Hangi öğretim yöntemlerinin hangi eğitim kuramlarının uygulandığını varın siz söyleyin.”

Yukarıda bahsettiğimiz çalışmayı biz niye yapmayalım? Elimize tebeşir değse, hatta yer toprak olsa toprağa dokunsak, kirlenir miyiz? “Elleri kirlenir diye toprağa sürmeyenlerden hayat dersi almayın.” demiş Ted Kaczynski. Bizler hayat dersi verebilen insanlar, öğretmenler olmalıyız.

Bahsi geçen çalışmayı bulunduğumuz okula göre ya bahçedeki betonda tebeşirle ya da bir köy okulundaysak ağaç dallarını kalem, toprağı kağıt olarak kullanarak uygulayabiliriz. Benim tercihim tabi ki de insan eliyle bozulmamış toprakta, doğa ile daha bir iç içe bu çalışmayı yapmak, yapabilmek olurdu. Çünkü bir Kızılderili atasözü der ki “İnsan tabiattan uzaklaştıkça kalbi katılaşır.”

Konuk Yazar: Atakan YÜCEL

AHMET DOĞAN

1967-68 öğretim yılında Ortaklar İlköğretmen Okulu’ndan mezun olarak 17 yaşında öğretmenliğine başlayan Ahmet DOĞAN, sınıf öğretmenliğine devam ederken, bir yandan da Isparta Eğitim Enstitüsü Matematik Bölümü’nü bitirdi. Devlet okullarında ve dershanelerde öğretmenlik yaptı. Ahmet DOĞAN’ın, eğitim-öğretim sorunları ve matematikle ilgili çok sayıda yayımlanmış makalesi ve ilköğretim okulları için hazırladığı ders kitabıyla, üniversiteye hazırlık kitapları bulunmaktadır. Bilim ve Gelecek Kitaplığı’ndan çıkmış, Matematik “Yaramaz”dır adlı kitabın yazarıdır.

Matematiksel

 

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Matematik Becerinizi Güçlendirmek İçin Takip Edebileceğiniz You Tube Kanalları

Günümüzde öğretme ve öğrenme biçimleri hızla değişmekte. Birçok öğrenci dersleri okulda öğrenmek yerine evde video …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir