Hala Yanlış Bilenlerin Olduğu 3 Astronomik Gerçek

Dünya yuvarlak mı, düz mü? Dünya döner mi dönmez mi? Kütle çekimi var mı?

Yukarıdaki 3 soruya bakınca ‘Hadi cnm! Şu çağda hala bunları bilmeyenler var mı!?’ diye düşünüp bir şok geçirebilirsiniz. Ancak emin olun birçok insan bu soruların cevabını ya bilmiyor ya da konuya yeteri düzeyde açıklama getiremiyor. Konu hakkında hiçbir bilgisi olmadığı halde Dünya’nın düz olduğunu, dönmediğini ve kütle çekimi denen bir şeyin olmadığını düşünen yığınla insan var. İşte bu yazı sayesinde o insanların zihninde bir ışık yakmaya çalışalım.

1) Dünya yuvarlak mı, düz mü?

Evet yuvarlak. Kavun gibi, karpuz gibi, top gibi yuvarlak! Mükemmel bir küre değil. Kutuplardan basık. Bu da kendi ekseni etrafında dönüyor olmasının bir sonucu. Eğer şu an bir anda dönmeyi bıraksaydı yavaş yavaş mükemmele yakın bir küre şeklini alırdı. Gerçi böyle bir durumda saatte 1700 km hızla giden bir araç aniden durduğunda şoföre ne olursa başımıza da o gelirdi. İnanılmaz bir hızla savrulurduk. Peki Dünya’nın yuvarlak olduğunu nereden mi biliyoruz? Hiç matematik gerektirmeyen birçok delil var. Dünya düz diyenlere bu örnekleri verebilirsiniz.

a) Diğer gezegenlere bakıyorsunuz yuvarlak, Güneş yuvarlak, Ay yuvarlak. O nedenle ilk fikir olarak düşünebilirsiniz ki Dünya yuvarlak olabilir. Neden diğerleri yuvarlak iken bizim gezegen baklava tepsisi gibi düz olsun ki.

b) Gece ve gündüz. Dünya’nın belli bir yerinde gündüz yaşanırken başka bir yerinde gece yaşanıyor. Eğer Dünya sadece üst kısmında yaşam olan hareketsiz dümdüz bir yapı olsaydı tepedeki Güneş Dünya’nın tümünü gündüze çevirirken, battıktan sonra da Dünya’nın tümü bu kez geceyi yaşardı. Durum öyle olmadığı için düşünebilirsiniz ki Dünya’nın şekli yuvarlak olabilir. En basitinden elinize bir top alır karanlık bir ortamda topun bir yüzünü el feneri ile aydınlatırsınız. Diğer yüzü karanlık kalacaktır. Aynı Dünya gibi. Bu teste de inanmayabilirler elbette.

c) Takımyıldızlar. Dünya üzerinde kuzeyden güneye gittikçe gece gökyüzünde daha farklı yıldızlar ve takımyıldızlar görürsünüz. Bazı takımyıldızlar vardır ki kuzey yarı küreye ya da güney yarı küreye özgüdür. Bazıları ise her iki yarı küreden de görülebilir. Örneğin Avcı (Orion) takımyıldızı gibi. Avcı takımyıldızına İstanbul’dan baktığınızı düşünelim. Farzedelim o an Avustralya’daki arkadaşınız Kanguru Jack’i aradınız. Jack size, sizin gördüğünüzün tam aksine takımyıldızın 180 derece baş aşağı dönmüş gibi göründüğünü söyleyecektir. İşte bu küresel bir yüzeye sahip olan bir gezegen üzerinde yaşadığınızı gösteren bir başka kanıt. Diğer yandan eğer Dünya düz olsaydı Dünya üzerinde herkes gökyüzünde hep aynı yıldızları görürlerdi değil mi. Ama durum öyle değil. Buna da inanmayabilirler elbette. Sene 2003. Yer Ankara Üniversitesi Ahlatlıbel Gözlemevi. 50’li yaşlarda bir amca. Dünya’nın düz olduğunu kendince ispatlayan bir kitap yazmış. Şeklini de çizmiş. Bildiğin su böreği tepsisi. Offf off olsa da yesek

d) Okyanusta ufukta bir gemi gördünüz. Gemi sizden uzaklaşıyor diyelim. Gemi uzaklaştıkça tabanından başlayarak görüntüden kaybolmaya başlayacaktır. Eğer Dünya düz olsaydı gemi gözden kaybolmazdı. Gemi denizde batmadığı sürece onu hep görürdünüz. Süper bir gözünüz ya da gözlem aracınız olduğunu varsayıyoruz. Ancak Dünya yuvarlak olduğu için belli bir uzaklıktan sonra gemiyi görmeniz mümkün değildir. Bunu da Dünya düz diyenlere örnek olarak verebilirsiniz. Ama bu delili de ciddi bulmayan sivri zekalılar hep olacaktır. Neyse merak etmeyin delil çok.

e) Ay tutulması. Ay tutulması esnasında yani Güneş-Dünya-Ay aynı hizaya geldiğinde, yani bir başka deyişle Ay Dünya’nın gölgesinin içerisinde kaldığında, Ay’a bakın. Dünya’nın Ay üzerindeki gölgesi yuvarlaktır. Düz bir tepsi gibi değil. Eğer Dünya Güneş önünde bir baklava tepsisi gibi duruyor olsaydı, Ay üzerinde bir yuvarlak gölge değil tepsinin şeklini görürdünüz. Ancak bu bilimsel örneği de tatminkar bulmayanlar olabilir.

f) Hala Dünya düzdür diye iddia edenler varsa onlara bu son delili gösterin. En güzelini o nedenle en sona sakladım. Çünkü bu delili idrak edebilmek için herhangi bir düzeyde IQ’ya sahip olmaya gerek yok. Gözler iyi çalışsın yeter. Ama tabii Dünya düz diyen kişi önce küre nedir bilmeli. Yani örneğin en azından top oynamış olmalı ya da misket yuvarlamış olmalı. Yapmanız gereken tek şey şu. Gezegenimizin uzaydan çekilmiş fotoğrafını alın çerçeveletip ona verin. Hatta Uluslararası Uzay İstasyonu’nun Dünya’yı gösteren canlı yayını izletin.
Hala mı inanmayan var. Boşuna nefesinizi harcamayın. Herkes de tedavisini sizden beklemesin. Kendi hallerine bırakın. Belli olmaz bir gün Eminönü-Rami arası dolmuş çalıştırmak gibi uzaya dolmuş seferleri düzenleriz. İşte o zaman bu insanlara (ki emin olun o teknolojiye ulaştığımızda bile Dünya düz diyen insanlar olacaktır) o dolmuş seferleri ile Dünya etrafında bir tur attırırsınız.

2) Dünya döner mi?

Evet. Kendi ekseni etrafında saatte yaklaşık 1700 km (ekvatorda saniyede yaklaşık 0.5 km) hızla döner. Güneş etrafında ise saatte 108.000 km (saniyede 30 km) hızla dönüyor. Güneş sistemi ise içerisindeki tüm elemanları ile birlikte Samanyolu galaksisinin merkezi etrafında yaklaşık 200 milyon yılda bir tur atıyor. Saatteki hızı ise yaklaşık 790.000 km (saniyede yaklaşık 220 km). Güneş’in 4 milyar yıl yaşında olduğunu düşünürsek bu da Güneş’in galaksimizin merkezi etrafından şu ana kadar 20 tur attığını gösterir. Evet. Dünya dönüyor. Dünya batıdan doğuya doğru döndüğü için biz Güneş’i doğudan batıya doğru dönüyormuş gibi görüyoruz. Gece yıldızları Dünya etrafında dönüyormuş gibi algılamamızın nedeni de aslında dönenin Dünya olmasıdır.

3) Yer çekimi nedir?

Yer çekimi kütlenin bir sonucudur. Kütlesi olan her şey birbirine çekim kuvveti uygular. Ya da bir başka değişle ‘uzay-zamanı büker.’ Örneğin bu yazıyı yazdığım bilgisayar bana ve ben de ona bir çekim kuvveti uygularız. Mutfaktaki patates size, siz de ona bir çekim kuvveti uygularsınız. Ama bu gezegendeki her atoma etki eden en baskın çekim kuvveti gezegenin kendisinin uyguladığı çekim kuvvetidir. O nedenle Dünya üzerindeki cisimler arasındaki çekim kuvveti, Dünya’nın o cisimlere uyguladığı çekim kuvvetine kıyasla yok denecek kadar az ve etkisizdir. Çekim kuvveti kütle arttıkça artar. Yani daha büyük kütleli cisimler daha fazla çekim kuvvetine sahiptir. Örneğin tüm Güneş sistemini dengede tutan Güneş, sistem içersinde en büyük çekim kuvvetine sahiptir. Çünkü en büyük kütleli olan odur. Cisimler arasındaki çekim kuvvetinin bir diğer özelliği de uzaklığın karesi ile ters orantılı olmasıdır. Yani iki cisim arasındaki uzaklık arttıkça çekim kuvveti uzaklığın karesi ile ters orantılı olarak azalır. Örneğin ilişkilerle ilgili genel bir söz vardır: ‘Gözden ırak olan gönülden de ırak olur.’ Ne de olsa mesafe artmış çekim dolayısıyla etkileşim azalmıştır. Bakın ne kadar da scientific bir atasözü aslında.

Yıldız falcılığı işte tam da bu nedenle saçmalıktır. Trilyonlarca km uzaklıktaki yıldızların (ki en yakın yıldız 40 trilyon km uzaklıktadır) sizin geleceğinizi etkilediğini söylerler. Emin olun öyle bir etkileşme olsa mutfağınızdaki patatesin ya da karpuzun size etkisi daha fazla olurdu! Elbette hiçbiri sizin geleceğinizi yazmaz, bu tam bir saçmalıktır. O nedenle o kadar uzaklıkta, sizin evrende olduğunuzdan bile habersiz yıldızların (haberi olsa sanki bir şey olacakmış gibi) sizin geleceğinizi etkilediğini söylemek ise iki kat saçmalıktır. Yani astrolojiyi okuyun geçin. Ama ne yazılana kafa takın ne de bu işe para kaptırın.

Çok renkli bir ülkeyiz. Dünya’yı aslında Güneş aydınlatmıyor kendinden aydınlanıyor diyen ilahiyat profesörünün, Yer-Güneş arası uzaklığı bana soran ve 150 milyon km diye cevap verdiğimde de ‘ne biliyorsun gittin mi?’ diye karşılık veren yanık tenli amcanın (ki ten yanık sanırım Güneş’in yerlilerinden) olduğu bir yerde siz gerçeklerin peşinden koşan ve sonunda onu bulan insanlar, siz varya siz bu evrene armağansınız ve özelsiniz!

Dr. Selçuk Topal

İletişim: https://twitter.com/astronomTurk

(Bu yazı ilk kez iceriks.com adresinde 17 Ekim 2015 tarihinde yayınlandı.)

Konu ile ilgili diğer yazılar için: http://www.selcuktopal.net

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Müzik ve Ruh: Neden Hep ‘Aynı’ Müzik ve Şarkıları Dinleriz?

Başlıktaki sorumuzun bilimsel cevabına gelmeden, neden müzikten kopamadığımızı düşünelim. Bu bağ ne ile alakalı? *** …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');