Goethe, Newton ve Diğer Teorisyenler Tarafından Tasarlanan Renkler Tekerleği

Avrupa’nın yükseliş dönemlerini, Aydınlanma Avrupası’nı neleriyle tanıyoruz, nelerle ilişkilendiriyoruz? Belki de bilimin içinden Descartes’ın sert dik başlılığı ya da Newton’ın sıkı tasarrufu; belki de sosyal hayatın içinden bütün deri pantolonlar, gri ceketler, soluk yüzler ve peruklar… Fakat bizler, Aydınlanma Avrupası’nı bir renk teorisi patlamasıyla hiç ilişkilendirmeyiz. Oysaki 17. yüzyılın sonu ve 18. yüzyıl filozofları ışığa ve görmeye kafayı takmıştı. Newton gibi Descartes da optik üzerine bir tez yazmıştı.

Newton ilk olarak 1672 Opticks eserinde “devrimci yeni ışık ve renk teorisini” tanımladı. Cambridge Üniversitesi Whipple Kütüphanesi ise şu yazıyı yazdı: “Newton bu eserinde prizmalar ile yapılan deneylerde, beyaz ışığın yedi farklı rengin ışığından oluştuğunu kanıtladığını iddia etti.” Bilim insanları, Newton’un teorisini 19. yüzyıla kadar tartıştılar.

İlk olarak herkesçe bilinen rakibi, Newton’un kanıtındaki kararsızlığını resmetti. Şair, yazar ve bilim insanı Johann Wolfgang von Goethe, renk diyagramları ve tekerlekleri ile dikkatli bir şekilde elle çizilmiş olan Renkler Teorisini 1809’da yayımladı. Newton’ın zamanından bu yana, renk teorisyenleri, Newton’a ilk olarak 1704’te atfedilen renk tekerleğiyle (yukarıdaki siyah-beyaz çizilmiş olan) yaygın görüşler geliştirdiler.

Newton’ın tekerleği; “kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, çivit mavisi ve mor renkler, dönen bir diskin üzerine doğal bir sıra halinde yerleştirilerek düzenlendi.” 4 yıl sonra ressam Claude Boutet, Newton’ın teorilerine dayanan 7 renkli ve 12 renkli dairelerini (en üstte) yaptı. Sanatçılar, kimyagerler, şairler, hatta entomolojistler (böcek bilimciler)… Herkesin, genellikle renkli çizimler ve şemalar eşliğinde özenle hazırlanmış evcil bir renk teorisine sahip olduğu görülüyordu.

Renk tekerleği, sık sık siyah-beyazın birincil renk olduğunu savunan Jacques-Fabien Gautier’in yaptığı gibi zıt teorileri ortaya koyan pek çok biçimde yer alıyordu. Fakat Newton’ın temel fikirleri ve tekerleği bu konuda neredeyse hiç değişmeden sürdü. Britanyalı entomolojist Mosis Harris tarafından 1776’da daha da ilerletilen tekerlek (yukarıdan üçüncü), Newton’ın 7 renk şemasını, genelde gördüğümüz 6 ana rengi ve ikincil renkleri basitleştirip, aralarında üçüncül tonlarla birlikte tamamlayıcı ve benzer düzende düzenleyerek gösteriyor. Bir başka entomolojist Ignaz Schiffermüller ise hemen yukarıdaki 12 renkli tekerleği çizdi.

Renk her zaman tipiktir. Newton’ın orijinal tekerleği, “renkle ilişkili uyumlu notları” içeriyordu. 18. yüzyılın sonuna gelindiğinde renk teorisi; psikolojik teorilere ve tipolojilere (insan tiplerini belirleme ve ayırt etme yöntemleri) gittikçe bağlı bir hale geldi –yukarıdaki tekerlekte olduğu gibi: “Mizaçların Yükselişi”, “insan uğraşılarını ve karakter özelliklerini” resmetmek için Goethe ve Friedrich Schiller tarafından 1789’da yapıldı. The Public Domain Review notlarının içerdiği “zalimler, kahramanlar, maceracılar, hazcılar, âşıklar, şairler, sözcüler, tarihçiler, öğretmenler, filozoflar, bilgililer, kuralcılar” biçiminde gruplandırma yapıldı.

Bu renk psikolojilerinden 20. yüzyılda reklamcılar ve ticari tasarımcılardan tutun da, sanatçılar, bilim insanları dahil herkes süreç içinde faydalandı ve faydalanmaya devam ediyor. Public Domain Review’da Philipp Otto Runge’ın 1810 Farbenkugel gibi daha yeni renk tekerleklerinin yanı sıra diğer kavramsal renk şemalarını da görebilirsiniz. Ayrıca renklerin insana hissettirdikleri ve psikolojileri ile ilgili de hazırlanmış bir yazıya da buradan ulaşabilirsiniz.

Goethe’nin Renk Teorisi’ndeki renk tekerleği, “mecazi, sembolik ve mistik renk kullanımını” temsil ediyor.

Çeviri: Atakan YÜCEL

Kaynak: http://www.openculture.com/2017/12/the-vibrant-color-wheels-designed-by-goethe-newton-other-theorists-of-color-1665-1810.html

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Atakan YÜCEL

Merhaba! Edirne Keşan Anadolu Öğretmen Lisesi'nden 2014'te mezun oldum. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği bölümünde son sınıf öğrencisiyim. Kendimi geliştirebileceğim her alanda geliştirmek için çaba harcıyorum. Bireylerin özgelişimlerinin hiçbir zaman sona ermeyeceğini ve herkesin kendisini geliştirmesi için farklı alanlarda birtakım fırsatları olduğunu düşünüyorum. Fırsatların olmadığı zamanlarda ise gerçekten gelişim isteyen bireylerin, kendilerine fırsatlar yaratabileceğine inanıyorum. İlerlediğim bu özgelişim yolunda birçok çalışma yapmak için çaba sarf ediyorum. Kitaplar okuyor ve yazılar yazıyorum. Alanım olan matematik ile sınırlı kalmayıp, felsefeye ve sanata da vakit ayırıyorum. Bakış açımı genişletmek için farklı ülkelerden, farklı kültürlerden insanlarla tanışıyorum ve bunun için zaman yaratıyorum. Yeni diller öğrenmek için ise KPSS'den sonrası için planlar yapıyorum. Bireyin özgelişimini gerçekleştirirken alması gereken güç, her zaman kendi içindeydi ve hala da içinde. Bu gücü kullanmaya giden yol, tamamen zihnimizde bitiyor. İyi gelişmeler dilerim!

Bunlara da Göz Atın

Daha İyi Bir Matematik Performansı İçin 7 İpucu

Önceleri geç kaldım bu yazıyı yazmakta diye endişe duymuştum. Fakat ülkemizin eğitim sistemi ve  iş …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');