Gerçeği Aramak: Bilimle İnsanlığın Buluştuğu Yer

Bilim de, adalet de önce gerçeği arar…

13 Ocak 1 898’de Fransız L’Aurore (Şafak) gazetesi, büyük Fransız yazarı Emile Zola’ nın “J’ accuse” (=itham ediyorum) başlıklı bir mektubunu yayımlamıştı. Mektup Fransız Cumhurbaşkanı Felix Faure’ a hitaben kaleme alınmıştı ve Musevi Fransız Kurmay Subayı Alfred Dreyfus’un (1859-1935) haksız yere casusluk suçuyla itham edilerek müebbet hapse mahkum edilmesini eleştiriyordu.

Dreyfus 1895’te Almanlara ordu sırlarını vermekle itham edilmiş, tüm rütbeleri sökülmüş ve Fransız Guyana’sında ömür boyu sürgüne gönderilmişti. 1896’da Yarbay Marie Georges Picquart üstlerine Dreyfus’un suçsuz olduğu ve casusluğu Binbaşı Ferdinand Walsin Esterhazy’nin yapmış olduğu konusunda bilgi edindiğini bildirdi. Dreyfus’u mahkum edenler bu durumdan hoşlanmadılar ve Picquart Güney Tunus’a tayin edilerek susturuldu.

Ancak gerçek durumu ortaya koyan haberler basına sızmaya başlamıştı. Sızan bu bilgileri gözden geçiren Zola, Dreyfus’un suçsuz olduğuna ve bir komploya kurban gitmiş olduğuna karar verince meşhur mektubunu yayımladı. Zola, Dreyfus’u sorgulayan ve mahkum edenlerin elinde, onun suçsuzluğunu gösterecek deliller olduğu halde bunu sakladıklarını öne sürdü.

Büyük yazar mektubunda hukuk literatürüne geçen şu sözleri söylüyordu:

“Bunlar, Sayın Başkan, adaleti yanıltan bu operasyonun nasıl yapıldığını gösteren gerçeklerdir. Dreyfus’un karakteri, zenginliği, cürüm işlemesi için ortada bir nedenin olmaması ve sürekli olarak kendisinin suçsuzluğunu haykırması, Binbaşı du Paty de Clam’ ın sansasyonel hayal gücünün, onun çevresindeki dindar halkanın ve zamanımızın hastalığı “kirli Yahudi” takıntısının bir kurbanı olduğunu göstermektedir.”

Zola bu mektubundan ötürü iftira suçuyla mahkum edilmiş, hapse girmemek için İngiltere’ye kaçmak zorunda kalmıştı.  Ancak, Dreyfus gerçekten suçsuzdu.

Zola büyük bir yazardı. Ama onu milletinin kalbine gömen şey, Dreyfus için yazdığı o müthiş mektuptur. O mektupla Zola, tüm kariyerini, şöhretini, hatta hayatını tehlikeye atmıştı. Bunu yapmasının tek nedeni gerçeğin bilinmesini istemesi, bunun için her şeyi fedaya hazır olduğunu göstermesiydi. Bunun karşılığını Pantheon’da Fransız ve insanlık tarihinin en onurlu köşelerinden birinde ölümsüzleşerek gördü.

Galile de aynı şeyi yapmamış mıydı? Doğru bildiğini insanlık tarihinin en büyük ayıplarından biri olarak yobazlar tarafından yaratılmış olan engizisyon mahkemesinin önünde “yine de …” diye dile getirmemiş miydi? O yobazları tarih sildi, Galile ise insanlığın onur levhasındaki yerini aldı.

Bilim de, adalet de önce gerçeği arar. Burada birleşirler. Adaleti bilimden ayıran, onun matematik gibi aksiyomatik bir sistem olmasıdır. Aksiyomların nasıl seçilmesi gerektiği, bilimin parçası değildir; ama aksiyomların neler olduğu, gerçeği değiştiremez.

Gerçeğin aranmadığı yerde nesnellik olamaz. Nesnelliğin olmadığı yerde ise iletişim ortadan kaybolur. İnsanı insan yapan ise, iletişimi kullanarak tartışma ve eleştiri ortamı yaratması ve tartışma ve eleştiri sonucu gerçeğe yaklaşmayı denemesidir.

Üniversite tahsilinin aslında tek amacı, öğrenciye bir meslek öğretmek değil (onu çırak mektepleri de yapar), düşünmeyi ve tartışmayı, eleştirmeyi bilen ve yeni gerçekleri bulmayı beceren bir birey haline getirmektir. Üniversiteye meslek öğrenmek için gelinmez. Üniversiteye yeni bilgi üretmeyi öğrenmek ve yeni bilgiyi araştırmalarla üretmek için gelinir. Türkiye’de gazete ve televizyonların hukuk skandalları ile çalkalanmasının nedeni, insanlarımıza gerçeği aramanın en yüce ideal olduğunu ve onu ancak ve yalnızca aklımızla
bulabileceğimizi öğretmemiş olmamızdır.

Celal Şengör

Aptalı Tanımak syf:47-50

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Neyi, Neden Yaptığını Bilmeyenler Derneği

Düşünsel bir uyuşukluk içine sokulduğumuz ortadadır ancak bu ağır uykuya dönüşmeden ayılmamız mümkün mü? Kısaca …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir