Geometrik Bir Bakış Açısı İle Aşk

İnsanlık tarihinin en büyük sorularından biri: Aşk nedir?

Kimi zaman acılı ve ulaşılmazken

Kimi zamansa tutkulu ve sevecen…

  Freud’a göre, cinselliğin yüceltilmesi

Harlow’a göre bağlanma davranışı

                           Fromm’a göre ilgi, sorumluluk, saygı ve anlayış…

” Bazen en uzun yolculuk iki insan arasındaki mesafedir.” ( The Painted Veil) denildi,

Kimileri oyunlar, filmler sergiledi…

Kimisi aşkını dağlara yazdı,

Kimisi şiirlere…

Aşk konusunda yoğun araştırmalar yapan Robert J. Sternberg, “Üçgen Aşk Kuramı”nı önermiştir. Sternberg’in kuramında aşkın üç bileşeni bulunmaktadır:

  • Yakınlık (intimacy): Kişinin aşk ilişkisinde yaşadığı bağlılık, paylaşım, kendini açma gibi olguları içerir.
  • Tutku (passion): İlişkinin romantizme, fiziksel çekiciliğe ve cinsel birlikteliğe yol açan güdüsel yönünü oluşturur.
  • Karar/Bağlılık (decision, commitment): Kısa bir zaman diliminde birinin diğerini sevme kararına, devam eden süreçte ise bu aşkı sürdürmek amacıyla ona olan bağlılığını sürdürmesine işaret eder.

Sternberg, aşk ilişkilerini bu üç bileşenden hangisini ne kadar içerdiklerine bağlı olarak sınıflamış ve sekiz farklı aşk biçiminden söz etmiştir

Hoşlanma (Liking): Karar/bağlılık ve tutku bileşenleri olmaksızın yakınlık bileşeninin egemen olduğu ilişkilerdir. Kişi karşısındakine yakınlık hisseder ama belirli bir tutku ya da uzun süreli bir bağlılık buna eşlik etmez. Bu durum tam olarak arkadaşlık tanımlarında yer alan duygu ve deneyimleri ifade eder.

Romantik Aşk (Romantic Love): Karar/bağlılık bileşeni olmaksızın yakınlık ve tutku bileşenlerinin bulunduğu ilişkilerdir. Çiftler hem fiziksel hem de duygusal olarak birbirlerine karşı ilgi duyarlar. Bununla birlikte gelecekte birlikte olmayabilirler. Bu açıdan Romeo ve Juliet’in aşkı romantik bir aşktır. Her ikisi de birbirlerini tutkulu bir şekilde severler ancak aşklarının sonu belirsizdir. Delicesine aşktan farkı, romantik aşkta her iki tarafın da birbirine karşı tutku hislerinin yanı sıra yakınlık hislerinin de olmasıdır.

Delicesine Aşk (Infatuation): Karar/bağlılık ve yakınlık bileşenleri olmaksızın tutku bileşeninin bulunduğu ilişkilerdir. Fizyolojik uyarım ön plandadır ve genellikle kısa süreli yaşanır. “İlk görüşte aşk” bu sınıfa girer. Kişi gerçekte karşısında olana değil, idealize ettiği kişiye âşıktır ve bu durum onda saplantı halindedir.

Dostça Aşk (Companionate): Tutku bileşeni olmaksızın karar/bağlılık ve yakınlık bileşenlerinin hüküm sürdüğü ilişkilerdir. Genellikle uzun süreli ilişkilerde ve evliliğin ilerleyen yıllarında görülür. Bu aşk türünde başlangıçta tutku var olsa bile zaman içinde kaybolur. Bu durumu kabullenmek bazıları için kolay, diğerleri içinse zordur. Kabullenilmediğinde yeni aşk arayışlarına girilir. Ancak ilişkilerin zaman içinde dönüp dolaşıp yine arkadaşça bir hal alacağı kaçınılmaz bir gerçektir.

Aptalca Aşk (Fatuous Love): Yakınlık bileşeni olmaksızın karar/bağlılık ve tutku bileşenlerinin fazlasıyla bulunduğu ilişkilerdir. Hollywood tarzı bir aşktır. İnsanlar tanışıp kısa süre sonra evlenirler. Yakınlık göz ardı edilip tutkuya dayalı bir bağlılık yaratılır. Zaman içinde tutku ortadan kalkınca geriye yalnızca bağlılık kalır. Bu tür aşk, stresin oluşmasına uygun bir ortam yaratır.

Boş Aşk (Emty Love): Tutku ve yakınlık bileşenleri olmaksızın karar/bağlılık düzeyinin yüksek seyrettiği ilişkilerdir. Karşılıklı duygusal çekimin azaldığı yıllar süren durgun ilişki ve evlilikler örnek olarak verilebilir.

Mükemmel Aşk (Consummate Love): Her üç bileşenin yani karar/bağlılık, yakınlık ve tutkunun bir arada bulunduğu ve üçü arasında dengenin kurulduğu ilişkilerdir. Özellikle romantik ilişkilerde arzulanır. Ancak bu tür bir aşkı yaşamak kadar elde tutmak da zordur.

Aşksızlık (Nonlove): Yukarıdaki yedi çeşit aşk ilişkisi dışında Sternberg aşkın üç bileşeninin de bulunmadığı aşksızlık durumundan da söz eder. Kişiler arası ilişkilerin büyük çoğunluğunu bu tür ilişkiler oluşturur. Bu tür ilişkiler daha çok nedensel etkileşimimizi içeren, hatta çoğu zaman arkadaşlığın bile söz konusu olmadığı türden ilişkilerdir.

Bunun yanında Sternberg’in kuramına dayalı olarak geliştirdiği “Üçgen Aşk Ölçeği”nin de bazı açılardan eleştirildiği görülmektedir. Faktörlerinin birbirinden yeterince ayrışmaması ve kuramda açıklanan üç bileşenin ölçme aracında eşit olarak yer almaması bu eleştirilerden en dikkat çekenlerdir.

Boşuna matematiksel formlar hayatımızın her yerinde demiyoruz anlayacağınız, bu seferde aşkın içinde bulduk matematiği…

Çisil Oksay

KAYNAKÇA

http://acikarsiv.ankara.edu.tr/browse/1736/2391.pdf

http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/40/482/5654.pdf

http://www.dusunenadamdergisi.org/tr/TMakaleDetay.aspx?MkID=940

http://sks.iyte.edu.tr/wp-content/uploads/2013/09/AŞKIN-PSİKOLOJİSİ.pptm

http://acikarsiv.ankara.edu.tr/browse/6239/Hülya%20Ercan%20Dr.%20tez.pdf

http://www.cappsy.org/archives/vol4/no4/cap_04_31.pdf

http://sobiad.odu.edu.tr/files/cilt1/cil1sayi2_pdf/ozen_yener_vd.pdf

http://acikarsiv.ankara.edu.tr/browse/1736/2391.pdf

Matematiksel

 

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Savunma

Her şey kusursuz bir şeklin insan eliyle kusurlu bir hale getirilmesinden sonra başlamıştı. “Kendi dünyamda …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');