En Hızlı Kuyruğu Seçme Formülü

Biz kuyruğa girer girmez neden kuyruk yavaşlamış gibi hissedilir? Ve hangi sıranın seçmek için en iyisi olacağına önceden karar vermenin bir yolu var mıdır? Araştırmalara göre hayatımızın yaklaşık 18 ayını kuyruklarda geçiriyoruz ve bilim buna bir çözüm üretmek için yıllardır çalışıyor. Peki sırada beklerken daha az zaman harcamamıza yardımcı olabilecekler mi? Bunu zaman gösterecek ancak şimdilik bulgulara göz atalım.

Sezgisel olarak en kısa sıraya katılmak daha mantıklı gibi gözükse de bu her zaman doğru değil hatta bazen dezavantajlı bile olabilir. Örneğin, süpermarkette kısa kuyruk iki tane çok dolu arabaya sahipse ve uzun kuyrukta nispeten boş olan dört sepet varsa, birçok kişi aslında daha uzun kuyruğa katılmanın avantajlı olduğunu düşünür. Ancak aslında kasiyerlerin eşit hızda çalıştığı düşünülürse burada belirleyici olan müşteri sayısı değil sıradaki toplam öge sayısıdır. Bu da bize hizmet süresi dağılımı kavramını tanıtır.

Bu kavram ortalama hizmet süresi ve ortalama değerden standart sapma hakkında bilgi içerir. Ve farklı müşterilerin ne kadar süreye ihtiyaç duyduklarına bağlı olarak servis süresinin nasıl dalgalandığını gösterir. Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek isterseniz buraya göz atabilirsiniz.

Diğer önemli değişken ise müşterilerin sıraya girme sıklığıdır (varış oranı). Varış oranı, mağazaya art arda giren iki müşteri arasında geçen ortalama süreye bağlıdır. Belli bir zamanda bir hizmeti kullanmaya ne kadar çok kişi gelirse, o kadar uzun sıralar oluşur.

Ne yazık ki, pratikte, bir mağazaya girdiğinizde ilgili değişkenlerin tam olarak ne olduğunu bilmek zor. Dolayısıyla, yalnızca en hızlı kuyruk sırasının ne olacağını tahmin edebilir veya insan psikolojisinin hilelerine güvenebilirsiniz. Mesela, sağ elini kullanan insanların otomatik olarak sağ taraftaki sırayı seçeceği için sol taraftaki sırayı seçmek gibi.

Bir kuyruğa girdiğinizde doğru seçimi yapıp yapmadığınızı bilmek isteyeceksiniz. Mesela sizin kasanızdaki kasiyer en hızlısı mı? Ne yazık ki, sıradaki ilk kişinin hizmet alması için gereken süreyi ölçmeye çalışırsanız, muhtemelen yanlış sırayı seçtiğiniz duygusuna kapılırsınız. Bu, Feller’in paradoksu olarak bilinir.

Feller paradoksu şöyle işliyor: Bir bankanın iki hizmet sunduğunu varsayalım. Birinci hizmet eşit olasılıkla ya 0 ya da 5 dakika sürer. Diğer hizmet ise yine eşit olasılıkla, 10 ya da 20 dakika sürsün. Bir müşterinin her iki hizmeti de seçmesi eşit derecede olasıdır ve bu nedenle bankanın ortalama hizmet süresi 8.75 dakikadır. Bir işlem sırasında siz de sıraya girerseniz 0 dakika ihtimali geçerli olamayacağına göre 5, 10 ya da 20 dakikalık servisi kullanıyor olmalıdır sizden önceki müşteri. Bu da ilk ortalama olan 8.75 dakikadan daha fazla bekleme süresi demektir. Aslında, aynı durumla karşılaştığınız üç seferden ikisinde, önünüzdeki müşteri 10 ya da 20 dakika hizmet almaktadır. İşte bu nedenle girdiğiniz sıra hiç bitmeyecek gibi gözükmektedir size.

Bu paradoksun başka bir örnekle açıklamasını videoda da inceleyebilirsiniz.

Doğru verilerin olmaması durumunda en hızlı kuyruğu belirlemek için matematiği kullanabilirken, bir kere karar verdiğinizde kendi huzurunuz için genellikle diğer seçeneklere bakmayıp bir kumar oynamakta daha iyisiniz.

Bunca bilgi sırada beklerken sizi daha iyi hissettirir mi bilemeyiz ama kanıtlanmış bazı gerçekler var özellikle süpermarket sıralarında uygulayabileceğiniz.

  • Bayan kasiyerleri tercih edin, araştırmalar onların daha hızlı çalıştığını göstermekte.
  • Genelde sağ elini kullanan insanlar ağırlıklı olduğu için sağ taraftaki kasalar daha doludur, siz sola gidin.
  • Elinde küçük sepetler olan kişilerin ağırlıklı olduğu kuyrukları tercih etmek yerine siz araba ile bekleyenlerin arkasında sıraya girin. Yüzyüze etkileşim oranı azalacağından sıra daha hızlı gelecektir.

Kaynak:  http://theconversation.com/theres-a-mathematical-formula-for-choosing-the-fastest-queue-76647

Matematiksel

 

Yazıyı Hazırlayan: Elif Kose

Matematik deryasında pek çok kimliğe sahibim; öğretmen, öğrenci, araştırmacı vb. Şimdilerde öğretmen kimliğim biraz daha önde. Araştırmak ve yeni şeyler öğrenmek bir tutku benim için. Öğretmen olarak devam ettiğim bu yolda bir yanım hep öğrenci, çünkü öğrenilecek çok şey var.

Bunlara da Göz Atın

Ansel Adams’ın Fotoğraflarındaki Altın Oran

Ansel Adams, 20. yüzyılın en iyi fotoğrafçılarından birisi olarak kabul edilmekte günümüzde. Bunun nedenini fotoğrafçı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir