Einstein’ın Gölgesinde Geçen Bir Hayat: Mileva Marić

Einstein’ı ve başarılarını hepimiz artık etraflıca biliyoruz ancak size onun gölgesinde kalan ya da aslında kalmak zorunda olan birinden bahsedelim bu yazımızda: Onun ilk eşi Mileva Marić’ten…

Mileva Marić ve Albert Einstein

Acaba onun katkısı ne kadardı çağımızı değiştiren düşüncelerde aslında bu bir çok kişinin düşünmediği belki de düşünmek istemediği ve unutulup giden bir soru. Einstein yayınlarının hiçbirinde karısına atıf yapılmamış durumda. 1896 – 1914 yılları arasında Einstein ile birlikte 18 yıl geçiren bu bilim kadınının öyküsünü daha çok yazılan mektuplardan anlıyoruz günümüzde.

Sırp kökenli Mileva Marić eğitim hayatı boyunca azimli, çalışkan ancak fazla konuşkan olmayan bir öğrenciydi. Albert’ın tam tersi bir karakterdi aslında.

Albert ve Mileva’nin hikayesi 1896’da Zürih’teki Politeknik Enstitüsünün fizik-matematik bölümüne dahil olmaları ile başladı. Bitip tükenmek bilmeyen çalışmaları onları zaman içinde ayrılmaz bir ikili haline getirdi. Albert evde oturup çalışmayı tercih ederken, Mileva dersleri düzenli takip ediyor, notlar alıyor ve bunları Albert ile paylaşıyordu. Bu bilgileri ikilinin birbirine tatil dönemlerinde yazdıkları mektuplardan öğreniyoruz. Albert’tan Mileva’ya gönderilen 43 mektup günümüze ulaşmışken, Mileva’nın sadece 10 tane mektubu bulunmakta. Bu bile düşündürücü aslında…

Ağustos 1899’da Albert Mileva’ya şunları yazdı:

“Helmholtz’u ilk okuduğumda yanımda olmadığın için çok anlamsız geldi bana ve halende bu anlamsızlik devam ediyor. Birlikte yaptığımız işler ve ortaya koyduğumuz çalışmalar beni çok mutlu ediyor.”

2 Ekim 1899’da Milano’dan şunları yazdı:

” … Burasının iklimi bana hiç uymuyor, çalışmayı özledim aklımda karanlık düşünceler dolaşıyor sürekli başka bir deyişle, beni kontrol eden, aklımdan bu düşünceleri uzaklaştıran varlığını özledim.

1900 yılında mezuniyet zamanı gelince Mileva ve Albert’in, uygulamalı fizik dersi haricinde benzer notları vardı (sırasıyla 4.7 ve 4.6), ancak Mileva fizikte tam not 5 alarak birinci olurken, Albert sadece 1 alabilmişti. Deneysel çalışmada başarılı olamamıştı. Ancak, sözlü sınavda Profesör Minkowski 5 öğrenciden oluşan grubunda, dört erkek öğrenciye 12 üzerinden 11 verirken, Mileva’ya sadece 5 verdi. Sonuçta sadece Albert derecesini aldı.

Albert ve Mileva mezuniyetten sonra evlenmek istese de, Albert’ın ailesi buna şiddetle karşı çıktı. Bunun nedenleri Mileva’nın Yahudi veya Alman olmaması idi ön planda. Ancak annesi aynı zamanda aralarındaki yaş farkını da sorun ediyordu. Mileva Albert’tan 4 yaş büyüktü çünkü. Ayrıca, Albert’in babası oğlunun evlenmeden önce iş bulması konusunda ısrarcıydı.

İkisi de Ekim 1900’da tez çalışmalarına başlamak için Zürih’e döndüler. Diğer üç öğrenci Enstitüde asistan pozisyonu almıştı, ancak Albert bu işi istemedi. Profesör Weber’in onu engellediğini düşünüyordu. Bir süre özel dersler vererek eskisi gibi birlikte çalışmayı sürdürdüler ancak evlenmeleri için Albert’ın bir iş bulması gerekiyordu.

13 Aralık 1900’da, ilk ortaklaşa makalelerini yazdılar. Bu makalede ki ortak çalışmanın izlerini Mileva’nın, Helene Savić’e 20 Aralık 1900 tarihinde yazdığı mektupta görüyoruz.

“Düşüncesini görmek için Boltzmann’a özel bir kopyasını göndereceğiz ve bize cevap vereceğini umuyoruz”

Sadece Albert’ın adıyla yayınlama kararı ortaklaşa alınmış gibi görünüyor. Neden derseniz?

New York City College’da tarih profesörü olan Radmila Milentijević, 2015 yılında Mileva’nın en kapsamlı biyografisini yayınladı. Ona göre, Mileva Albert’ın adının duyulmasını ve iş bulmasının kolaylaşmasını istemiş olabilir. Ljubljana Üniversiten fizik profesörü Dord Krstić, Mileva’nın hayatını araştırak 50 yıl geçirdi. Kitaplarında belirttiğine göre o dönemlerde bilim dünyasında kadına dönük önyargı göz önüne alındığında, bir kadın adıyla imzalanan bir yayının itibar görmesi pek de olası değil…

Gerçeği tam olarak bilmemiz mümkün değil ancak iki iddia da oldukça mantıklı. Ancak bu konuda ki noktayı belki de Einstein’ın kendisi koymakta…

27 Mart 1901’de Mileva’ya yazdığı mektupta özel görelilik üzerinde yaptıkları çalışmaları kast ederek.

“Bir araya geldiğimizde bağıl hareket ile ilgili yaptığımız çalışmalarımızın başarılı olmasıyla çok mutlu ve gururlu olacağım.”

Ancak işler pek de planlandığı gibi gitmedi ve Mileva’nın kaderi aniden değişti çünkü hamileydi. Albert bu esnada halen işsizdi, Mileva, Temmuz 1901’de sözlü sınava tekrar girdi ancak karşısına yine Prof. Weber  çıkınca başarılı olamadı. Çaresiz çalışmalarını yarım bırakarak Sırbistan’a döndü ancak kısa süre geri gelerek Albert’ı evlenmek için ikna etmeye çalıştı. Bu esnada Ocak 1902’de Liserl adlı bir kız çocuğu doğurdu. Kimse ona ne olduğunu bilmiyor. Muhtemel evlatlık verilen bu çocuğa dair ne doğum ne de ölüm sertifikası mevcut.

Mileva Marić çocukları ile

Aralık 1901’in başında, sınıf arkadaşlarının babası vasıtasıyla, Albert Bern’deki Patent Ofisindeki bir iş için başvuruda bulundu ve Haziran 1902’de çalışmaya başladı. Ekim ayında Albert’ın ailesi evlenmelerine onay verince Albert ve Mileva 1903’te evlendi. Bu esnada Albert günde 8 saat, haftada 6 gün Patent Ofisinde çalışıyor, Mileva da ev işleriyle meşgul oluyordu. Akşamları ise ikili, gaz lambasının ışığında fizik çalışmalarını sürdürüyordu. 1904’te oğulları Hans-Albert doğdu.

1905 yılı, Albert Einstein’ın kariyerinde “mucize yıl” olarak bilinir.  O yıl 5 akademik çalışma yayınlamıştır.

  • Foto elektrik efekti (1921’de bu makalesiyle Nobel aldı)
  • Brownian motion (bu konuda 2 makale yazdı)
  • Özel görelilik teorisi
  • E=mc2

Bunların yanında 21 makaleye yorum yazdı. Aynı zamanda molekül boyutları hakkındaki tezini de sundu. Başarısında Mileva’nın katkısı olduğu muhakkak, Albert çalışmasını tamamladığında Mileva’ya veriyor ve o defalarca ve defalarca sayıları kontrol ediyor, matematiksel hesaplamaları yapıyordu ama elbette hiçbir çalışmada Mileva’ya atıfta bulunulmadı.

1908 yılında dostları Conrad Habicht ile beraber, ultra hassas volt ölçeri icad edip, patentini aldılar. Mileva’nın adı burada da geçmedi. Kendisine bu konuyu soran ailesi ve dostlarına Mileva mektuplarında şöyle cevap verdi: Adım neden geçsin? İkimiz birlikte bir taş gibiyiz. (Aynı kişiyiz demek istiyor.)

1909 yılında Albert’a Zürih’te akademik bir pozisyon teklif edildi. Mileva hala ona yardım ediyordu. Albert’in ilk ders notlarının sekizini Mileva el yazısı ile yazmıştır. Mileva ailesine yazdığı mektuplarda kocasının başarısı ile gurur duyduğundan bahsetmekteydi sürekli ancak giderek ailesine daha az zaman ayırmakta olduğuna dair ufak serzenişleri vardı.

Albert ve Elsa Einstein

İkinci çocukları Eduard, 1910’da doğdu. Ancak 1912’de Berlin’e yaptığı bir aile ziyareti esnasında kuzeni Elsa’ya aşık oldu Albert. İki yıl gizli bir biçimde ilişkilerini sürdürdüler. Bu dönemde gelen bir teklifi değerlendiren Albert muhtemel biraz da Elsa’ya yakın olmak için 1914’te Berlin’de çalışmaya başladı.

Einstein, genç oğulları Hans Albert ve Eduard uğruna ilişkilerini sürdürmeyi teklif etti; ama bazı şartlar karşılığında:

Şartlar:

 A. Aşağıdakilerden sorumlu olacaksın:

1. Giysilerimin ve çamaşırlarımın düzenli olduğundan;
2. Üç öğün yemeğimi odamda düzenli bir şekilde yediğimden;
3. Yatak odamla çalışma odamın tertipli tutulduğundan, özellikle de çalışma masamı benden başka kimsenin kullanmadığından.

B. Toplumsal sebepler kaçınılmaz bir şekilde gerektirmediği takdirde benimle tüm kişisel ilişkini keseceksin. Özellikle aşağıdakileri talep etmeyeceksin:

1. Evde seninle birlikte oturmamı;
2. Seninle dışarıya ya da seyahate çıkmamı.

C. Benimle ilişkinde aşağıdakileri gözeteceksin:

1. Benden fiziksel yakınlık beklemeyecek, bana hiçbir şekilde sitem etmeyeceksin;
2. İstediğim anda benimle konuşmayı keseceksin;
3. İstediğim anda yatak odam ya da çalışma odamdan şikâyet etmeden ayrılacaksın.

D. Beni çocuklarımızın önünde sözlerin ya da davranışlarınla aşağılamayacaksın.

1919’da Mileva ve Albert boşandı. Mileva Zürich’e döndü Albert’in düzensiz verdiği nafakalar ve özel dersler ile bir süre hayatta kalmaya çalıştı. Bu esnada oğlu Eduard’ın sağlık sorunları başladı, bu Mileva için önemli bir giderdi.  Mileva’nın tek bir talebi oldu: Günün birinde Albert Nobel’i kazanırsa, ödül parasını Mileva’ya verecekti.

Albert bunu kabul etmesine rağmen, 1921 yılında Nobel’i kazanınca, Mileva’ya parasını 1925 yılına kadar ödemedi. Bu paranın oğullarının hakkı olduğunu belirtti. O güne dek hep geri planda kalmayı tercih eden Mileva ise, parayı kendisine vermesini, yoksa tüm çalışmalarını beraber yaptıklarını söylemekle Albert’i tehdit etti.

Albert ona cevaben yazdığı mektupta şunları söyledi:

“Yazdıklarınla beni güldürdün. Hakkında konuştuğun adam bu kadar başarılı olmuşken, kimse senin söylediklerine ilgi gösterir mi sanıyorsun? Eğer bir insan önemsiz ise, kimseye bir şey söylemeden, sessizce kalması gerekir. Sana da bunu tavsiye ederim.”

Mileva sessiz kaldı nitekim.

Mektupları ve sayısız ifadeleri, Mileva Marić ve Albert Einstein’ın okul günlerinden 1914’e kadar tüm çalışmaları birlikte yaptıklarını gösteriyor. Birliktelikleri sevgi ve karşılıklı saygıya dayanıyordu o zamanlarda. Albert’ın yeteneğini ilk gören kişi Mileva’dı. Onsuz Albert asla başarılı olamazdı.

Kendi özlemlerini terk ederek tüm potansiyelini Albert’a verdi Mileva çünkü kendisini onunla tek bir varlık olarak düşündü çünkü Albert’ı sevmişti. Mileva ömrünün geri kalanını fakirlik içinde geçirdi. Albert ise dünyanın en meşhur bilim insanlarından birisi oldu. Mektuplarda Albert’ın itibarına zarar gelmemesi açısından uzun süre yayınlanmadı.

“Babamdan bahsederken dilim niye mi bu kadar zehir saçıyor? Haberiniz yok mu?Cümle âlem biliyor zannediyordum. Babam bizi; annemi, ağabeyimi ve beni 1914 Ağustos’unda Berlin’deki peronda terk etti. O günden sonra da savaş ilan edildi.”  – Eduard Einstein.

Sibel Çağlar

Kaynaklar: 

Shaun Usher, Lists of Note.

Pauline Gagnon, blogs.scientificamerican.com/guest-blog/the-forgotten-life-of-einsteins-first-wife

Eda Utku Küngör, www. medium.com

 

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim…

Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere…

Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim.

Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı.

Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bunlara da Göz Atın

Öğrenme Eylemi: Hayatın Sürekli Öğrencisi Olmak

Einstein’ın “Bir şeyi 6 yaşında bir çocuğa anlatamıyorsanız, siz de anlamamışsınız demektir.” sözünü, Feynman tekniği …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');