Eğitim Üzerine Düşünceler: Ezberlemek

John Locke felsefe tarihindeki kırılmalardan birisidir. Gerek bilgi felsefesi alanında, gerek dil felsefesi alanında, gerek siyaset felsefesi alanında, bir baştan sona okuma yapılacaksa, Locke, en önemli uğrak noktalarından birisi olmalıdır. Aşağıdaki alıntı onun eğitim üzerine düşüncelerini yansıtmaktadır.

…Eğitim sisteminde hiç önemsemediğim bir şey var. Kastettiğim ve üzüldüğüm nokta, çocukları, kendilerine öğretilen yazarlardan koca koca pasajlar ezberlemeye zorlamaktır; bunun hiçbir faydasını görmüyorum, özellikle de ödev açısından.

Diller sadece okuyarak ve konuşarak öğrenilebilir, yazarların eserlerinden tek tük parçalar ezberleyerek değil; insan kafasını bunlarla tıka basa doldurmuşsa, titiz birinin envanterine ait olan şeyleri edinmiş demektir; hatta bu, o insanı en hızlı yoldan zor beğenen biri yapmaktır ve bir gencin üstünde bundan daha kötü duracak hiçbir şey yoktur. Çünkü diğerlerinin zengin ve güzel düşüncelerini, özlü sözlerini kullanarak daha da küçük düşecek, ama asla zarif olmayacaktır ve bir gencin erguvan renkli kaftanını, özensiz dikilmiş ve ışıl ışıl parıldayan taşlarla süslenmiş görgüsüz bir köylü gocuğuna çevirecek ıvır zıvırlarla donatmaktan daha gülünç ne olabilir?

Ama içeriği ezberlemeye değer, özlü ve tarzı mükemmel olan bir pasaja rastlandığında (ki antik yazarlar arasında bu türden olanlar çoktur), onu genç öğrencilere öğretmek ve arada sırada okul çocuklarının belleklerini o büyük ustaların övgüye değer fırça darbeleriyle eğitmek uygunsuz olmayacaktır. Ancak derslerini, seçmeden ve ayırım yapmadan, kitapta olduğu gibi ezberlemelerinin neye yararı olur bilemiyorum; bu, olsa olsa zaman ve emeklerinin boşa harcanmasıdır ve onları, işe yaramaz buldukları kitaplara karşı tiksintiyle doldurur.

Ancak, “Çocukların belleklerini alıştırmaları ve güçlendirmeleri için ezber yaptırılması gerek” dendiğini duyar gibi oluyorum.

İnsanın bunları bu kadar aceleci bir açıklıkla olduğu kadar mantıklı nedenler göstererek de söylemesini ve bu uygulamasını eski eğilimlerden çok, ciddi bir gözleme dayanmasını isterdim; çünkü belleğin gücünün, alıştırmalarla kazanılmış ve alışkanlık halini almış bir yetiden çok, huzurlu bir yapımın sonucu olduğu apaçıktır. Gerçi zihnin, dikkatini yönlendirdiği ve unutacağı korkusuyla sık sık düşünerek tekrar tekrar ezberlediği şeyi kolayca bırakmadığı doğrudur, ama bu belleğin doğal kapasitesinin yettiği ölçüde olur.

Balmumu ya da kurşunun üzerine basılan iz, bronz ya da çelik üzerine basılan kadar sürekli olmaz. Gerçi sık sık tazelendiğinde daha uzun süreli olabilir, ama her yeni düşünce yeni bir izdir ve zihnin bir şeyi ne kadar süre alıkoyduğu bilinmek istenirse, bu noktadan başlayarak hesaplanmalıdır. Ama sayfa sayfa kelime ezberlenmesi, belleğin başka şeyleri korumasına, kurşuna kazınmış bir cümlenin herhangi başka yazı karakterlerini korumasına daha fazla olanak vermesinden daha fazla güçlü kılmaz. Bu tür alıştırmalarla belleğimiz güçlenip zihinsel yeteneklerimiz artsaydı, herkesten önce tiyatro oyuncuları en iyi belleğe sahip olurlardı ve çok iyi arkadaşlık yaparlardı.Ama belleklerine bu yöntemle kaydettikleri bölük pörçük şeylerin diğer şeyleri de belleklerinde daha iyi korumaya sebep olup olmayacağını ve düşünsel yeteneklerinin başkalarının söylediği şeyleri ezberlemek için gösterdikleri çabayla orantılı olarak gelişip gelişmeyeceğini deneyimler gösterecektir.

Bellek hayatın bütün alanlarında, bütün koşul ve durumlarında o kadar önemlidir ve insanlar onsuz o kadar az şey yapabilirler ki, eğer alıştırmalarla kuvvetlendirilebilseydi, belleğin alıştırma eksikliğinden dolayı köreleceği ya da kullanılmaz hale gelebileceği korkusuna kapılmazdık.

Ama korkarım ki beynin bu yetisi, bizim yapabileceğimiz herhangi bir alıştırma ya da çabayla, hele hele bu bahaneyle liselerde yapılanlar yoluyla bize daha fazla yarar ve rahatlık sağlayamaz.

*Kserkses en az yüz bin askerden oluşan ordusunun her üyesine adıyla hitap edebildiyse, bu muhteşem yeteneğini çocukken ezberlediği ‘derslerden edindiğini düşünmek doğru bir çıkarsama olmayabilir. Okuduğunu kitaba bakmadan tekrarlayarak belleği eğitmek ve güçlendirmek olan bu yöntemin, prenslerin eğitiminde az kullanıldığını düşünüyorum. Eğer sanıldığı kadar yararlı olsaydı, onların eğitiminde de en yetersiz öğrencide olduğu kadar az ihmal edilmeliydi, çünkü prenslerin de dünyadaki bütün insanlar kadar iyi bir belleğe ihtiyaçları vardır ve bu konuyla hiç ilgilenilmediği halde, onlar da genellikle diğer insanlar kadar bu zihinsel yetiye sahiptir.

Zihin neye yönelmişse ve neyin savaşını veriyorsa onu en iyi hatırlar ve bu da yukarıda söz ettiğimiz nedenle olur; bu nedene yöntem ve düzen eklenirse, kanımca zayıf bir belleği desteklemek için yapılabilecek her şey yapılmış demektir. Ancak belleği başkalarının sözlerinden oluşan bir kelime alayı ile zorlama yolunu seçen eğitmen, buradaki yararın, harcanan zaman ve çabanın hemen hemen yarısına denk geleceğini anlayacaktır. Bununla, çocuklara bellek alıştırma ödevleri verilmesi gerektiğini söylemiyorum, yalnızca belleklerini bir şeylerle meşgul etmek gerektiğine inanıyorum, ama çalışılan dersin ezberden okunduğu ve bittiğinde geçmişte kalıp hiçbir zaman farkına varılmayacak koca koca sayfaların düşünmeden, otomatik olarak ezberlenmesi şeklinde değil.

Bu ne belleği, ne de zihni geliştirir.

*Bir Pers hükümdarı

John Locke, Eğitim Üzerine Düşünceler (Çev.Hakan Zengin), Morpa Yayınları, s. 200-203, 2004, İstanbul

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi İngilizce Matematik Öğretmenliği, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim…

Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere…

Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim.

Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı.

Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bunlara da Göz Atın

Sanat Yardımıyla Bilim Öğretilebilir mi?

Eğitim sürecinde sanat öğrencilere gözlemleme, görselleştirme, el becerisi ve yeni şeyler yaratmak için kendilerine güven …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');