Eğitim, Toplum ve Pisa

Bir ülkenin geleceği, o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır. – Albert Einstein

Eğitim sistemimiz üzerinde daha önce yapılmış yüzlerce araştırma bulunmaktadır. Bunun üzerine yeterince bilimsel yazılar yazıldı, çalışmalar yapıldı ve yapılan çalışmalar değerlendirildi, alınacak önlemler ve öneriler sıralandı. Kimi çalışmalar önemsendi ve uygulandı kimisi göz ardı edildi. Sonuç olarak değişen çok az şey oldu.

Eğitim sistemleri değişime açık olmalı, yenilenebilir, değiştirilebilir, çağın eğitim sistemine ayak uydurabilmelidir. Eğitim programları nitelikli, şeffaf ve verimli olmalıdır.

Eğitim sisteminde girdiler ve çıktılar bulunmaktadır.  Eğitim sistemimizin en net toplumsal ve sosyal çıktısı toplumdaki yansımasıdır. Topluma baktığımızda yansıması bize  maalesef pek olumlu bir sinyal vermiyor. Üretemeyen, sorgulamayan, düşünemeyen, anlamayan, empati kuramayan, çözüm üretemeyen bireyler kazandırıyoruz topluma. Toplum içinde yalnızlaşmış bireyler görüyoruz. Yan bakma, yanlış anlaşılma, ipe sapa gelmez tartışmalar yüzünden yaralanma ve ölümle sonuçlanan olaylar görmeye başladık.

İnsanlar iletişim kurma gereği duymuyor. Çoğu zaman kendinden olmayanı düşman ilan edebiliyor rahatlıkla. Toplum kutuplaşmış durumda.  Bu olumsuzluklar toplumda derin kırılmaların olacağına göz kırpıyor. Kimseye minnet eylemem edasıyla bencil bir zırha bürünmüş toplumu oluşturan bireyler. Çıktılarımız girdilerimizi karşılayamıyor ve ciddi anlamda eğitim açığı oluşuyor.

Eğitimin bilimsel çıktısını eğitim kurumlarının ortaya koyduğu projelerle görebiliriz. Fakat ülkeler bazında ortak değerlendirme testleri yapılıyor.  En son Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün üç yılda bir hazırladığı Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA)’nın sonuçları pek iç açıcı değil.

Uluslararası eğitim değerlendirme testi, 72 ülke ve ekonomik bölgede 15 yaşındaki 540 bin öğrenci arasında yapıldı. Bu 72 ülke ve ekonomik bölgeden 35’ini Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) ülkeleri oluşturuyor. Türkiye, bilim konusunda 52, okumada 50, matematikte ise 49’uncu sırada yer aldı.

OECD okul sonrası beceri araştırmasında en çarpıcı sonuç sorun çözmede. Ortalama puan 32, Türkiye 8. Her iş niye kavgaya varıyor anlaşılıyor. Sorunları çözmek için iletişim araçlarını kullanmak gerekiyor, konuşmak gerekiyor. Üzerine dokunulduğunda içine kapanma refleksi gösteren ilkel bir hayvan gibi değil, farklı alternatifleri masaya yatırıp üzerinde düşünen zihinler oluşturmak zorundayız.

PISA’ya göre bilimsel bilginin önemi ve bilgiyi öğrenmekten zevk almada 70 ülke içinde 65. sıradayız, buna rağmen kariyer beklentisi olansa yüzde 30. 2015’te bilim ve matematikte 2006’nın gerisine, okumada ise 2006 seviyesinin de altına düşmüşüz. 72 ülke içinde ilk 50 arasında değiliz. Her alanda düşüş görüyoruz.

Bu karamsar tabloya takılıp tükenmişlik sendromuna girmemek lazım. Sonuçlar beklentilerimizi karşılamıyor doğrudur. Fakat var olan sorunlarımızı masaya yatırmalı somut çözümler bulmalı ve akıllıca tedbirler almalıyız.

Serkan Göksal

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Serkan Göksal

2009 Anadolu Üniversitesi İlköğretim Matematik Öğretmenliğine giriş yaptım. 2013’te mezun oldum. Üniversitede de okurken ortaöğretim kpss ile aynı üniversitede memurluk yaptım. Mezun olduğum ilk sene İstanbul’a öğretmen olarak atandım. 2015 yılında İstanbul Kültür Üniversitesinde yüksek lisansa başladım. Tez hazırlama aşamasındayım. Eğitimin sorunlu olduğu bölgeden geldiğim için eğitime çok önem veririm. Öğretmenliğin kutsal bir meslek olduğuna inananlardanım. Öğrencilerime dediğim gibi eğitim ihtiyaçtır. Bu ihtiyacı gidermek için çok çalışmalıyız. Çok okumalı ve çok merak etmeliyiz. Eğitimin yaşı yoktur. Hayat boyu devam eder. İnsanları, toplumsal olayları araştırmayı, incelemeyi çok severim.

Bunlara da Göz Atın

Okulsuz Eğitim Nedir?

Dünyada giderek, mevcut eğitim sistemlerine bir tepki olarak doğan ve hızla yaygınlaşan bir kavram var, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir