Bu dünyadan Einstein geçti ve büyük, silinmez bir iz bıraktı bilim dünyasına ve insanlığa.

Bu Dünyadan Einstein Geçti

Bu dünyadan Einstein geçti ve büyük, silinmez bir iz bıraktı bilim dünyasına ve insanlığa.

1931’de, ‘Einstein’a Karşı Yüz Yazar (100 Authors Against Einstein)’ adlı bir kitap da hazırlamışlardı. Bir gazeteci bunu Einstein’a sorduğunda, o şöyle yanıtlamıştı: “Neden 100? Eğer haksız olsam, bir tanesi yeterdi.”

Dünyanın yaşayan en zeki insanlarından biri olarak kabul edilen Amerikalı teorik fizikçi Prof. Dr.Michio Kaku, “Einstein’ın Evreni” kitabında Einstein’ın hem bireysel yaşamından, hem de bilimsel teorik serüveninden içi içe söz eder. Çünkü ikisi birbirinden ayrılamaz. Einstein, okul döneminde çok da parlak bir öğrenci değil. Aksine ne fizik, ne de matematik öğretmeni ondan hoşlanıyor. Hatta ona kendi aralarında “Tembel köpek” diyorlar. Aslında şöyle düşünürsek, Edison’dan Eisntein’a birçok dahinin, okul döneminde çok da parlak başarılar göstermeklerini görebiliriz. Okuldaki başarı, bir insanın zekasını, dehasını göstermez. Hatta okulda çok parlak öğrencilerin büyük bir kısmının, daha sonraları sıradan insanlar olarak yaşamlarına devam ettikleri görülür.

Çocukken kız kardeşinin neredeyse kafatasını kırıyormuş. Eline ne geçerse onun kafasına fırlatıyormuş. İlk eşi Mileva kendisinden dört yaş büyükmüş, ve onunla yaşamayı “bir mezarlıkta yaşamaya” benzetiyor Einstein.

Bilim tarihinde tüm zamanların en popüler bilim insanı olan Einstein, ‘Genel Görelilik’ ve ‘Özel Görelilik’ teorileriyle fizikte bir devrim yaptı. Popüler olduktan sonra, süpermarkete bile gittiğinde makalelerini orada panoda asılı görebiliyordu. Ders vermeye başlaması bile çok zor oldu. Onu kabul etmiyorlardı. Ünlü olduktan sonra ise, tanınan fizikçiler onu dışlamaya ve ününü kıskanmaya başladılar. Tek başına kalmıştı. Hatta ününden o kadar bezmişti ki, “Kendimi cehennemde yanarken görüyorum.” diye şikayet ediyordu.

Einstein, eğer yeni bir kuram bir çocuğun anlayabileceği kadar basit bir fiziksel resim üzerine kurulu değilse, muhtemelen bir işe yaramayacağını söylerdi. Aslında Einstein bize, Newton’un geçmişten geleceğe giden ok gibi doğru bir zamanın olmadığını ve kendi gördüğümüz bir gerçekliğin, başka kişilerce başka koşullarda farklı olarak görülebileceğini öğretmişti. Bu bir devrimdi insanlık tarihinde. Bilimi sokaktaki “sıradan” insan yaklaştırmayı ve onu sevdirmeyi başaran tek insandı o gelmiş geçmiş insanlar içinde. Michio Kaku’nun kitabı bence çok başarılı, çünkü dilini fizik bilmeyen insanların anlayabileceği şekilde yalın olarak tutmuş ve anlatımını da bu yönüyle başarı ile oluşturmuş. Hem bilinen fizik teorilerini anlatıyor, hem de bilimsel tespitlerde bulunuyor.

“Yaşam, bisiklete binmek gibi bir şey. Dengeni korumak istiyorsan harekete devam etmelisin.”

“Yaşam, bisiklete binmek gibi bir şey. Dengeni korumak istiyorsan harekete devam etmelisin.” diyordu Einstein. Bu da büyük bir derstir aynı zamanda insanlara. Hayat akıyor, hayatın diyalektiğini yakalamak için, sen de onunla birlikte uyumlu bir şekilde akmalısın.

O dönemde Einstein meslektaşları arasında, çok popüler bir fizikçi olduğu için, kıskançlıkla karşılanıyordu. Kendisinin de bulunduğu bir fizik kongresinde, ağır eleştirilerler karşılanmıştı. 1931’de, ‘Einstein’a Karşı Yüz Yazar (100 Authors Against Einstein)’ adlı bir kitap da hazırlamışlardı. Bir gazeteci bunu Einstein’a sorduğunda, o şöyle yanıtlamıştı: “Neden 100? Eğer haksız olsam, bir tanesi yeterdi.”

Einstein’ın genel görelilik teorisi ile kuantum kuramı evrenin işleyişini açıklayan iki büyük kuram olmaya günümüzde devam ediyorlar. Kuantum teorisi, atom ve atom altı parçacıklarının davranışlarını açıklar; bu iki kuramı ‘Her Şeyin Teorisi’ adı altında birleştirmeyi hedefleyen fizikçiler var. Sicim kuramı da bu tezlerden birisi, bu iki teoriyi tek çatı altında birleştirmeyi hedefliyor. Michio Kaku da bu teoriyi savunuyor. Ancak Sicim Teorisi, deneysel gözlemden çok matematiksel bir teoridir.

Kaku, Kuantum kuramını, gelmiş geçmiş en başarılı fizik kuramlarından birisi olarak niteliyor ve atomun gizemli dünyasını açıklamakta benzersiz bir başarıya sahiptir ve bu sayede lazerlerin, modern elektronik bilgisayarlarınve nanoteknolojinin gücünü serbest bıraktığına vurgu da yapıyor.

Einstein Kuantum kuramını eleştiriyordu; Ancak Einstein’dan bu yana Kuantum kuramı büyük ilerlemeler kaydetti bazı kuantum tezleri, deneylerle kanıtlandı.

Tarihin en büyük bilim insanlarından birisi olan Albert Einstein 1955 yılında anevrizma nedeniyle öldü. Karikatürist Herblock Washington Post gazetesinde, üzerinde “Albert Einstein burada yaşadı” yazan bir tabela ile dünyanın dış uzaydan görünüşünü resmeden duygulu bir karikatür yayımladı.

Bu dünyadan Einstein geçti ve büyük, silinmez bir iz bıraktı bilim dünyasına ve insanlığa.

 Erol Anar

Aşağıda kitaptan birkaç alıntı veriyorum:

“Aslına bakılacak olursa, ışık hızına ulaşınca nesnenin kütlesi de sonsuza ulaşırdı – bu da olanaksız olduğu için ışık hızına ulaşmanın olanaksızlığını kanıtlamaktaydı.” s. 41

“Artık bir profesör olsa da, Einstein her zamanki kural tanımazlığını sürdürmüştür. Öğrencilerinden birisi, onun Zürich Üniversitesi’ndeki ilk dersini çok canlı bir şekilde hatırlamaktadır: “Sınıfa epeyce pejmürde bir şekilde, paçaları çok kısa bir pantolon giymiş olarak ve elinde üzerine ders notlarını çiziktirmiş olduğu kartvizit büyüklüğünde bir kağıt parçasıyla gelmişti.” s. 52

“Atomik saatler zamanın akışını astronomik bir dogrulukla ölçebildiği için, bilim insanları iki saati karşılaştırmak suretiyle tam da Einstein’ın öngördügü gibi ne kadar hızlı hareket ederseniz saatin o kadar yavaş çalıştığını dogrulama olanagı bulabilmiştir.” s. 54.

“Einstein, Calile veya Newton’dan dev bir adım daha uzağa gitti. Bir sonraki postulatını, genel göreliliğin arkasındaki postulalatını oluşturdu: İvmelenen bir çerçevede veya yerçekimi tarafından çekilen bir çerçevede fizik yasaları (birbirinden) ayırt edilemez.” s. 65.

“Dünya Güneş’in etrafında dönmektedir, çünkü uzayın kendisinin eğriliği Dünya’yı Güneş’ e doğru itmektedir. Bir bakıma, Güneş çekmez, fakat uzay iter.” s. 68-69.

“Efsaneye göre, Eddington toplantıdan çıkarken başka bir bilim adamı onu durdurarak sordu, ‘Bir söylentiye göre dünyada Einstein’ın kuramını anlayan yalnızca üç kişi varmış. Siz onlardan biri olmalısınız.’ Eddington sesini çıkartmadan durunca, bilim adamı ilave etmiş, ‘Tevazu göstermeyin, Eddington.’ Eddington omuz silkmiş, ‘Hiç de öyle değil. Ben üçüncünün kim olabileceğini düşünüyordum.” s. 83.

“Uzayda evrenin sonunu temsil eden bir duvar yoktur; uzaya gönderilen bir roket, aşla bir kozmik duvara çarpmayacaktır.Bununla beraber, evrenin dört boyutta sınırlı olma olasılığı bulunmaktadır. (Eğer evren dört boyutlu bir küre veya bir hiper küre olsaydı, evrenin çevresini tam olarak dolaşıp başladığınız yere geri dönebileceğiniz düşünülebilirdi. Böyle bir evrende teleskopla görebileceğiniz en uzak nesne, başınızın arkası olurdu.)” s. 103.

“Einstein ‘Tanrı dünya ile zar atmaz’ diye şikayet edince, bildirildiğine göre Bohr onu terslemişti: “Tanrıya ne yapacağını söylemeyi bırak.” s. 131.

“Schrödinger, belirsizlik ilkesinde delikler açabilmek için çok tanınan kedi problemini önerdi… Dolayısıyla, biz kutuyu açmadan önce kedi ne ölüdür, ne de diri.” s. 132.

“Kendi arka bahçemizde, Samanyolu galaksisinde pusuya yatmış yaklaşık iki milyon Güneş ağırlığında bir kara deliğin varlığı yıllar süren spekülasyonlar sonucunda nihayet 2002 yılında gösterilmiştir. Böylece, Ay Dünya’nın etrafında dönmekte, Dünya Güneş’in etrafında dönmekte, güneş de bir kara deliğin etrafında dönmektedir.” s. 178.

“Thorne zaman makinesi için negatif maddeye veya negatif enerjiye ihtiyaç vardır. Şimdiye kadar negatif madde gören hiç kimse yoktur. Aslına bakacak olursanız, eğer elinizde bu maddeden bir parça tutuyor olsaydınız, aşağı değil yukarı düşerdi.” s. 181.

Michio Kaku: “Einstein’ın Evreni”, ODTÜ Yayıncılık, Çeviren: Engin Tarhan, Birinci Basım: Ekim 2012, Ankara.

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Erol Anar

1965 yılında Samsun’un Havza ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Havza’da tamamladıktan sonra dönem dönem Ankara Üniversitesi DTCF Antropoloji, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi ve 19 Mayıs Üniversitesi Resim bölümlerine devam etti.
İnsan Hakları Derneği’nde, Özgür Üniversite’de ve Halkevleri’nde (Samsun Şubesi), 18 yıl üyelik ve yöneticilik yaparak gönüllü çalışma yürüttü. Ankara Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde çalıştı. Burada Edebiyat Atölyesi çalışması yürüttü ve “Kent ve Edebiyat” adli dergiyi çıkardı. Erol Anar, Halkevleri (Samsun), Çocuk Haklarını Koruma Derneği (Ankara), Edebiyatçılar Derneği (Ankara), Türkiye Ortadoğu Forumu Vakfı (Ankara) Uluslararası Af Örgütü (Londra), Gazetecileri Koruma Komitesi (New York) ve Uluslararası Sanatçılar Derneği (Stutgart) üyesidir. İlk kitabı, 1996 yılında Çiviyazıları Yayınevi’nden (İstanbul) çıktı.
Araştırma-inceleme, roman, deneme ve kısa öykü türlerinde toplam 16 kitabı bulunuyor. Cumhuriyet, Özgür Gündem, Evrensel, Yeni Yüzyıl, Varlık, Turkish Daily News, Yeni İnsan gibi gazete ve dergilerde sanat, edebiyat, insan hakları konulu makaleleri yayımlandı.
Edebiyat ve insan hakları konusunda kitapları ve makaleleri, çalışmaları nedeniyle yurt içi ve dışında bazı ödüller kazandı. Yazarın iki kitabı ise Portekizce’ye çevrilerek Brezilya’da yayınlanmıştır.
www.dünyalılar.org’da da yazıları yayınlanıyor.

Bunlara da Göz Atın

Bir Hayalin Peşinde: Roket Çocuklar

Hayallerinizi ne kadar öteye taşıyabilirsiniz, belki de uzaya… Sizi 1957 yılına götürelim. Amerika Batı Virginia Coalwood …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');