Değişen Müfredat: Eğitimin Meşakkatli Yolu

“Dünyayı değiştirmek için kullanabileceğiniz en güçlü silah eğitimdir.” Nelson Mandela

Eğitim – Öğretim yılına müfredat değişikliğiyle giriş yapıyoruz. En son genel bir değişikliğin 2005 yılında yapılmış olduğu iddia edilse de geçen süreç içinde bazı branşlarda birtakım değişiklikler yapılmıştı aslında. Şimdi herkesin aklına ilk olarak şu soruların gelmesi gerekmektedir:

Program neden değişti? Yeni programda ne tür değişiklikler yapıldı? Hangi konular/kazanımlar kaldırıldı? Yeni eklenen herhangi bir kazanım var mıdır? Yapılan değişiklik toplum ihtiyacını karşılar nitelikte midir? Değişiklikler eğitim sorunlarını azaltabilecek ya da ortadan kaldırabilecek midir?

Bu soruların cevapları hem öğrencileri hem öğretmenleri hem aileleri kısacası tüm toplumu ilgilendirmektedir.

Gelişmiş, gelişmekte olan veya gelişmemiş ülkelerde değişim şarttır. Değişim olmayan bir yerde gelişimden söz edilemez. Aynı şeyler eğitim için de geçerlidir. Peki yapılan değişiklikler yenilik midir? Örneğin bir dersin ismini değiştirmek yenilik değil sadece isim değişikliğidir. Fakat dersin içeriğini güncellemek, toplumun ihtiyaç duyduğu değişiklikler yapmak bir yeniliktir. Halihazırda bekleyen problemlere çözüm nitelikli değişiklikler yapılıyorsa bu bir yeniliktir. Bu yenilikler süreklilik kazanmalı ve desteklenmelidir.

Öğretim programı (Müfredat) en genel tanımıyla: Öğretmen rehberliğinde öğrencilerin edinmesi hedeflenen temel bilgi ve beceriler çerçevesidir.

Bilgiye çok hızlı ulaşıldığı günümüzde öğretmenin yapması gereken en önemli şey bilgiye nasıl ulaşılacağını öğrenciye aktarmaktır. Bilgiye ihtiyacı olduğunu kişiye hissettirmektir.

Dünyada her şey çok hızlı değişiyor. Bu değişikliğe ayak uydurmak zorundayız. Yenilikçi olmak durumundayız. İleri eğitim düzeyini yakalamak için önce çağdaş, demokratik, yenilikçi ve özgür bir eğitim ortamı sunmalıyız. Bunu en iyi yapan ülkelere baktığımızda başı İskandinav ülkeleri çekmektedir. Eğitimde hem nicelik hem de nitelik olarak kendilerini kanıtlamışlardır.

Peki programımız neden değişti, neler getiriyor?  Toplumun ve eğitim camiasının buna ihtiyacı vardı. Hatta bana göre geç bile kalındı. Peki bu ihtiyaç karşılanacak mı?

Bence beklentilerin çok altında.

Her şeyden önce uygulanacak programın uygulanacağı ortamların altyapısı yeterli mi? Örneğin sınıflarımız çok kalabalık. Matematikte öğrenme süreci öğrencinin somut materyali kullanmasını güçleştiriyor. Eğitimdeki eksikleri ve eleştirileri göz ardı edemeyiz. Sadece eleştirmekle olmuyor. Bu noksanlıklara dair bir bilinç edinmeliyiz. Nitekim platformlarda temel problemler, analizler ve çözümler yeterince var zaten. Yeter ki bu seslere kulak verelim.

Müfredatın ağır olmasından yakınıyoruz belki. Fakat problem müfredatın ağır olması değil, problem müfredatın fazlasıyla bilgi içerikli olmasıdır. Bilgi kavramlaştırılmadığı müddetçe kirlilikten başka bir şey değildir. Müfredatımızın belki en büyük sorunu genişliğin fazla, derinliğin az olmasıdır. Bilgi mutlaka kavramlar üzerinde anlamlandırılmalıdır.

Matematik dersinde programın genel içeriğine baktığımızda çok farklı bir değişikliğin olmadığını görebiliyoruz. Programda genişlik azaltılmaya çalışıldı (kazanım sayısı azaltıldı) fakat derinlik gene aynı düzeyde kaldı. Ortaöğretim matematik programında bazı kazanım yerleri değişti. Sınıflar arasında kazanım geçişleri oldu. Müfredattan çıkarılan bazı kazanımlar oldu. Ortaokul matematik programında kazanımlarda azalma var. Bazı kazanımlar birleştirildi. Değerler eğitimine daha fazla önem veriliyor bu programda. Kazanımların uygulanmasında öğretmenlere esneklik tanınmış. Bunun için öğretmenlere de daha fazla iş düşüyor.

Öğretmenlerimiz programı uygularken şu hususlara dikkat etmelerinde fayda var.

  • Önceki öğrenmeler tespit edilerek etkin öğrenme sağlanmalıdır. Yani hazırbulunuşluk düzeyi ölçülmelidir.
  • Öğretim sürecinde bilgi kavramsallaştırılmalıdır ve kavramları nasıl yapılandırdıklarını sergilerken, bireysel ve bireylerarası iletişim kurmaya da teşvik edilmelidir.
  • Matematik dersine karşı olumlu tutum geliştirmelerini destekleyecek matematiksel oyunlara yer verilmelidir.
  • Matematiğin günlük hayatla ve diğer derslerle ilişkisi kurulmalıdır.
  • Program’ın uygulanmasında öğrenciler arasındaki bireysel ve kültürel farklılıklar dikkate alınmalıdır.
  • Matematik Dersi Öğretim Programı öğrenciyi merkeze alan ve kavramsal anlamayı önemseyen bir bakış açısına sahip olmalıdır.
  • Ulusal ve uluslararası çalışmalar incelenerek hazırlanan cebir alt öğrenme alanına ait kazanımlar işlenirken kazanımların sırasına dikkat edilmeli ve yeri geldiğinde diğer öğrenme alanlarında bulunan kazanımlarla cebire geçiş kazanımları ilişkilendirilmelidir.
  • Matematik felsefesi ve tarihine daha fazla yer verilmelidir…

Serkan Göksal

Matematiksel

 

 

Yazıyı Hazırlayan: Serkan Göksal

2009 Anadolu Üniversitesi İlköğretim Matematik Öğretmenliğine giriş yaptım. 2013’te mezun oldum. Üniversitede de okurken ortaöğretim kpss ile aynı üniversitede memurluk yaptım. Mezun olduğum ilk sene İstanbul’a öğretmen olarak atandım. 2015 yılında İstanbul Kültür Üniversitesinde yüksek lisansa başladım. Tez hazırlama aşamasındayım.

Eğitimin sorunlu olduğu bölgeden geldiğim için eğitime çok önem veririm. Öğretmenliğin kutsal bir meslek olduğuna inananlardanım. Öğrencilerime dediğim gibi eğitim ihtiyaçtır. Bu ihtiyacı gidermek için çok çalışmalıyız. Çok okumalı ve çok merak etmeliyiz. Eğitimin yaşı yoktur. Hayat boyu devam eder. İnsanları, toplumsal olayları araştırmayı, incelemeyi çok severim.

Bunlara da Göz Atın

Her Öğretmenin Bilmesi Gereken Altı Bilimsel İlke

Eğitim sistemi, öğrenme konusunda yanlış anlamalar ve kafa karışıklıklarıyla dolu. Öyleyse yanlış bilinen şeyleri temizleyerek, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');