Çocukları Öğretimden Uzak Tutmanın 8 Sebebi

Öğretim dendiğinde akla okul gelir. İşte temel sıkıntı da burada başlamaktadır. Oysa doğrudan kendi hayatlarımıza baktığımızda görüyoruz ki öğrendiklerimizin çoğu yaşam tecrübelerimizdir. Bizlere düşen temel görevde çocuklarımızı kendi yaşam tecrübelerini deneyimleyebilecek ortamı yaratmaktır fazlasına gerek yok neden derseniz…

1- Çocuklar bir şeylerin öğretilmesini istemiyor.

Öncelikle çocuklar aslında onlara bir şeylerin öğretilmesini istemiyor. Bu konuda hırsları ve idealleri ve de geleceği yönelik endişeleri olanlar bizleriz. Zaten her çocuk içinde sınırsız bir öğrenme dürtüsü ile doğar. Çocuklara bir şeyler öğretmek için yollar bulma konusunda kendinizi durdurursanız ve bunun yerine onlara kendi başlarına öğrenmeleri için izin verirseniz daha doğru olmaz mı? Çocuklar yetişkinlerden merak ettikleri şeyler hakkında bilgi ister, eğitim değil.

2-Çocuklar, bir şeylerin öğretilmesine muhtaç değil.

Çocuklar, ilgi alanlarını ve meraklarını mükemmel bir şekilde takip edip,  kendilerini eğitebilir. Bu yolla hayatları için neyi öğrenmeleri gerekiyorsa öğreneceklerdir.

“Çocuklar biyolojik olarak kendi eğitimlerini üstlenmeye yatkındır. Kendi menfaatlerini takip etme özgürlüğü ve araçları sağlandığında, güvenli ortamlarda, çeşitli ve öngörülemeyen yollarla çiçek açarlar ve gelişirler ve yaşamın zorluklarını aşmak için gereken becerileri kazanırlar. Böyle bir ortamda, çocuklar yetişkinlerden ihtiyaç duyacakları zaman yardım ister. Zorunlu derslere, ödevlere, testlere, derecelere, yaşa göre sınıflara ayrılmaya veya mecburi eğitim sistemimizin diğer standartlarından herhangi birine gerek yoktur. Bütün bunlar aslında çocukların doğal öğrenme yollarını engellemektedir.”– Peter Gray, Free to Learn

3-Hiçbir şey zorla öğretilmez.

Kendinize bir şeyin zorla öğretilmeye çalışıldığını düşünün, kabul eder miydiniz? Çocuklar, düşünce özgürlüğünü aynı yetişkinler gibi hak ediyor. Kendi hayatları ve zihinleri üzerinde aynı kontrole sahipler. Öğrenmeye zorlamaya çalışmak gerçekçi bile değildir, kişinin ilgisini, dikkatini, zihinlerinin içini kontrol edemezsiniz.

4-Okul bir şeylerin öğretildiği tek yer değildir.

Yetişkinler bir şeyler öğrenmek istediklerinde genelde eğitim almaktan ziyade daha pratik çözümlere başvururlar.Muhtemelen çok seyrek olarak. İnternet, kitaplar, birebir iletişimler genelde bilgi ihtiyacımızı karşılamak için yeterlidir. Yüzyıllardır bilgi günlük hayatımıza dahilken bir anda onu hayattan koparım sınıflara hapsetmek neden?

Öğretmenin görevi, öğrencinin öğrenebileceği bir ortam yaratmaktır. Bilgi, kimseye zorla verilemez. Beyin, bilgiyi kabul edilebilir, en önemlisi birey, ilgi için acıkmalıdır.”– Monty Roberts

5-Öğretmen rolune bürünmeyin.

Okuldaki bir öğretmenin temel görevi bir sınıf çocuğa müfredatı öğretmektir. Ancak müfredat hayatın kendisidir ve ihtiyaca göre şekillenir.

“Okulsuz eğitim, herhangi bir bilgi keşfi ile ilgili değildir. Benliğin keşfi ile ilgilidir.”– Ben Hewitt, Home Grown

6-Çocuklarınıza güvenin.

Çocuklarımın yeteneklerine tamamen güveniyorum. Onların ‘eğitimsiz’ olmasından endişelenmiyorum. Çocuklar inanılmaz varlıklardır ve onların bilindik anlamda eğitimsiz olmaları çok da önemli değildir.! Önemli olan onların doğalarında varolan merak duygusunu desteklemek ve köreltmemektir.

Jean Piaget çok güzel söylemiş: “Bir çocuğa bir şeyler öğrettiğiniz zaman; çocuğun onu keşfetme şansını sonsuza kadar elinden alırsınız. — Magda Gerber

7-Neyi bilmeye ihtiyaçları olduğunu onlardan daha iyi bilemeyiz.

Kişinin ihtiyaç duyduğu bilginin ne olduğunu ya da ne ile ilgilendiğini o kişiden daha iyi kim bilebilir?

“Gelecekte hangi bilginin en çok ihtiyaç duyulan bilgi olacağını bilemediğimiz için, bilgiyi önceden öğretmeye çalışmak anlamsızdır. Bunun yerine, öğrenmeyi çok seven insanlar meydana getirmeliyiz”– John Holt

Okul, genellikle öğrenme sevgisini öldürür, bu da tutkulu, kendi kendini yöneten öğrencileri yetiştirmek için çok etkisiz bir yoldur.

8.Geleceği düşünün.

Geleceğin işleri için ne tür insanlara ihtiyaç duyulacak dersiniz? Bilindik eğitim sistem bu ihtiyacı ne kadar karşılayabilir?

Dünyanın sorun çözen insanlara ihtiyacı var. Kalıpların dışında düşünebilen yaratıcı insanlar. Farklı becerilerin özgün insanları. Fark yaratmak isteyen tutkulu insanlar. Kendi öğrenmelerinden sorumlu kendine güvenen insanlar. Motive edilmiş insanlar. Bu becerilerin bir okulda müfredat olarak öğretilmesi mümkün değil elbette. Standartlaştırılmış bir eğitimden elde edilen standart insanlardır.

“21. yüzyılın cahilleri, okuma yazma bilmeyenler olmayacak; öğrenemeyen, öğrendiğini unutan ve yeniden öğrenmeyenler olacak.” –Alvin Toffle

Okuduğunuz bu 8 madde çeşitli alternatif eğitim makalelerinden derlenmiştir. Türkiye için bu yazılanlar belki mümkün değil gibi gözükebilir sizlere ancak yine de öncelikle eğitim ve öğretime bakış açımızı gözden geçirip, okula değil çocuklarımıza odaklanırsak geleceğe daha sağlıklı nesiller bırakmamız olası olabilir.

“Çocuğunuzun gözlerinin içine bakın, onu ruhsuz ve ölü kılan, aydınlatan, canlandıran şeylerin neler olduğuna dikkat edin”.– Carol Black , A Thousand Rivers

Fatma Erdoğan – Sibel Çağlar

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi İngilizce Matematik Öğretmenliği, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim…

Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere…

Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim.

Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı.

Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bunlara da Göz Atın

İslam Kültüründen Günümüze Yansıyan Geometri

İslam kültüründe geometri sıklıkla karşılaşırız.   Bu gelenek MS 8. yüzyılda, İslamiyet’in ilk dönemlerinde başladı. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');