Bize Bilimi Sevdiren Adam: Carl Sagan

Bilim, sadece bir bilgi topluluğundan daha fazlasıdır. Bir düşünme şeklidir, evreni şüphecilikle sorgulamanın bir yoludur.

Sagan, 1934 yılında Musevi bir terzi baba ve ev kadını annenin çocuğu olarak Brookly’de dünyaya geldi. Çocukluğunu anlattığı anılarda, o yıllarda gökyüzünde yıldız göremediğini, gördüğü birkaç gök cisminin ise ne olduğunu merak etmesine rağmen çevresindeki insanların ona yeterli cevaplar verememesinin, onu meraklı bir kişiliğe soktuğunu anlatır bizlere.

İnanmak istemiyorum, bilmek istiyorum.

Yıldızlarla ilgili cevapları yakın çevresinden alamayan  Küçük Carl kitaplarla hayallerini besledi. Ayrıca yaşadığı şehirde kurulan 1939 yılı Dünya Fuarı onu bilime aşık etti küçük yaşlardan itibaren.

Carl Sagan, bir bilim insanı olmak isterken, ailesi Sagan’ın üniversite masraflarını karşılayacak güce sahip değildi. Bundan dolayı derslerine iyi çalışan Sagan, burslu olarak Chicago Üniversitesi’nin Fizik bölümüne girdi. Buradan 1955’de mezun olan Sagan, üniversitesinin gökbilim kulübü başkanı ve basketbol takımı oyuncularından biriydi aynı zamanda. Akademik kariyerine astrofizik üzerine devam etti ve akademisyen oldu.

Uzun yıllar boyunca Harvard ve Cornell Üniversitelerinde gökbilim dersleri veren Sagan, aynı zamanda ABD ile SSCB arasında gelişen uzay yarışı sırasında NASA için danışmanlık görevini üstlendi. Apollo görevi açıklandığında, Ay’a gidecek astronotlara son brifingleri verdi ancak onun aklı aslında dünya dışı yaşamda idi.

Eğer tüm evrende yaşam sadece Dünya’da varsa, bu çok büyük bir yer israfı olurdu.

Sagan önce Güneş Sistemindeki olası yaşamları araştırmak için başlatılan Pioneer görevinde yer aldı. Pioneer görevi sonucunda Satürn’ün uydusu Titan’da, Mars’ta, Satürn’ün halkalarında ve Jüpiter’de Miller Deneyinde ki gibi evrim geçirmeye müsait organik moleküller keşfedildi.

Hayal ettiği şey eğer varsa dünya dışı canlı yaşama ulaşmaktı ve bu hayalini 1977 yılında Voyager 1 ve Voyager 2 uzay araçları ile gerçekleştirdi. Neler yoktu ki bu uzay araçlarında dünyadaki her dilden selamlama, hayvan sesleri hatta k The Beatles’dan “Across The Universe”, J. S. Bach’dan üç senfoni…

Hepsi gönderildi boşluğa ve halen Voyager yolculuğuna devam etmekte.

Carl Sagan bunlarla uğraşırken dünya bir nükleer bomba yarışına girmiş durumdaydı. 1978 yılına gelindiğinde Dünya’da her bir şehre atacak kadar atom bombamız olmuştu. Prof. Sagan hem SSCB, hem de ABD’de yayınlanan bir dergide aylık yazılar yazıyor ve her yazısında buna dikkat çekiyordu. Sagan’ın yazdığı yazılar gerçekten de Dünya’da nükleer silahlara karşı bilinç oluşmasında önemli bir araç oldu zamanla.

Ama elbette onu insanlık tarihinde ölümsüz kılan hazırladığı ve oynadığı bir belgesel serisidir: COSMOS

Sagan’ın bilimi popülerleştiren dili ve en detayları bile basit ve açıklayıcı anlatışı insanlarda derinde bir ilgi uyandırdı. Yayınlandığı seksenli yıllarda ABD’de ne çok izlenen programlardan biri oldu, onlarca dile çevrildi ve halen günümüzde COSMOS’un rating oranını aşabilen bir belgesel yapılmadı.  İlk defa insanlar aşk dizileri yerine belgesel izliyordu ve bunu yaptıran Carl Sagan olmuştu.

Birçok kitabında dinlerin insanlığı ileriye taşımaya yardım ettiğini belirten ancak dinsel bağnazlığa karşı çıkan Carl Sagan kendisini ise bir deist ya da agnostik olarak tanımlardı. Yazdığı Contact ismindeki bilim kurgu kitabında inandığı tanrının nasıl bir varlık olduğunu açıklamıştı bizlere.

Özel hayatına gelince…

23 yaşında üniversiteden arkadaşı Lynn Margulis ile evlenip 8 yıl evli kalıp iki çocuk sahibi olduktan sonra, ikinci evliliğini Linda Salzman ile yaptı ve bir çocuk sahibi daha oldu. Ancak onun hayatının aşkı “O kişi” dediği Ann Druyan oldu ve boşanmanın ardından 1981 yılında onunla evlendi, iki çocuk sahibi daha oldu ve ölümüne kadar birlikte yaşadılar.

Bilimi açıklamamak bana ahlaksızlık gibi geliyor, aşık olunca bunu tüm dünyaya duyurmak istersiniz.

Carl Sagan, 1994 yılının sonbaharında rahatsızlandı ve Miyelodisplastik Sendromlar gösterdiği anlaşıldı yani kemik iliği nakline ihtiyacı vardı. Uzun süre mücadele etti bu hastalıkla adına camilerde, sinagoglarda ve kiliselerde özel ayinler yapıldı. Sagan’ın tedavisi bir süre iyi gitse de 20 Aralık 1996 günü hayata gözlerini yumdu.

Ölümünden sonra karısı Ann Druyan, ölmeden önce Sagan’ın yazımına başladığı “Milyarlarca ve Milyarlarca’yı yayımladı. Ancak ölümü bile onu bizlere unutturmadı. O bilimi halka sevdiren, halkı bilinçlendirmek için hayatını harcamış ve hayallerini gerçekleştirmiş bir kahraman olarak halen aramızda…

Matematiksel

 

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim…

Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere…

Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim.

Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı.

Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bunlara da Göz Atın

Ramanujan: Sonsuzluğu Bilen Adam

Ramanujan bu sonlu hayat içinde sonsuzluğa en çok yaklaşabilmiş insanlardan biri. Ama onun da yanıldığı anlar oldu kaçınılmaz …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');