Bireylerin ve Toplumların Psikolojik Buhranı: Aşağılık, Üstünlük Kompleksi

Bir zihin nasıl inşa edilir?

Kendinize, hayata bakışınızda inşa etmemiz gereken bir zihinsel yapı vardır ancak bu yapıya çeşitli noktalardan tuğla takviyesi gelir, bu yapıyı sadece kendiniz oluşturamayabilirsiniz. Aileden gelen tuğlalar, toplumdan gelen tuğlalar, yaşadığınız dönemin tuğlaları, kendi  istekleriniz ve öğrenebildikleriniz ile eklediğiniz tuğlalar derken birçok elden doğrudan ya da dolaylı eklenen bu tuğlalar ile kaba taslak zihinsel bir yapıya ulaşırız. Yapının sağlamlığı, sağlıklı olup olmadığı, yıkılıp tekrar yapılması o tuğlaların içeriğiyle ilgilidir. Ailenizden gelen tuğlalarda farklı, kendi zihninizden eklediklerinizde farklı, dünyanın size yolladıklarında farklı ham maddeler olabilir.

Zihinsel yapı inşa etmek o kadar sancılı ve bitmeyen bir süreçtir ki ölene dek zihinsel mimarimiz üzerinde az ya da çok değişiklik yapmamız gerekir, belki de bir sanat icra edebilmek gibi, zihinsel değişiklikler tecrübe edinmeye ya da bazı konularda farkındalık kazanmaya ihtiyaç duyarız ve genelde tamamlanmış bir yapıya erişemeyiz. Her zihinsel yapı, tıpkı somut yapılar gibi farklı bir manzaraya açılır. Kendinizi gördüğünüz, insanları gördüğünüz, dünyayı gördüğünüz sayısız pencerelerimizde göreceğimiz manzara zihinsel yapımızın kalitesiyle, bilincimizle, bilinçaltımızla bağlantılıdır. Bu manzaralara bugün aşağılık ve üstünlük komplekslerini ele alarak bakmaya çalışacağız.. Çünkü bu kompleksler, insanı, toplumu, normları, yöneticileri, cinsiyetleri, başarıyı, öğrencileri, psikolojiyi, yaşadığımız hayatı, dünyayı neredeyse her şeyi derinden etkileme ve şekillendirme gücüne sahip..

Nedir Aşağılık ve Üstünlük Kompleksi?

Tanımsal olarak:

Aşağılık kompleksi, Alfred Adler tarafından ortaya atılmış ve bireysel psikoloji alanında incelenmiş olan, kişinin bazı yönlerden kendini diğerlerinden aşağı hissetmesine neden olan psikolojik durumdur.

Kendini ispat etme çabası temelli bu kompleks güçlü kazanımlara ya da  güçlü asosyal davranışlara sebep olabilir. Bu kompleksin temel sebepleri ailevi baskılar, özgüven eksikliği, takıntılar, kültürel yozlaşma, toplumsal başarı algısı olsa da daha birçok alt başlık çıkarmanın mümkün olduğu, yoğun bir konudur.

Üstünlük kompleksi ise temelde çekirdeğini aşağılık kompleksinden alır. Kişinin aşağılık kompleksine bağlı olarak kendini diğer insanlardan daha üstün görme, yüceltme çabasının sonucu oluşur ve üstün duruma geçme ya da hissetme isteği kendini kahraman ya da çok önemli biri gibi görmeye sebep olur. Adler, bu insanların aile, geçmiş anılar gibi faktörlerle toplumun dışında kaldığını ve soyutlandığını söylemektedir ve görüldüğü gibi aşağılık kompleksiyle iç içedir.

İnceleme:

Konu çocukluktan başlıyor. Çocukluğun yapı taşları ise, aile, toplum, toplumun yapısına göre cinsiyet ile oldukça ilintili. Eğitim açısından ailelere bakarsak, önce akademik eğitimli olan ve olmayan aileleri düşünebiliriz. Burada asıl önemli olan alt başlıklar ise bu ailelerin bireysel eğitimlerinin olup olmadığıdır. Akademik eğitimi olup insani gelişmişliği ya da kazanımları olan ve olmayan aileler, bir de akademik eğitimi olmayıp yine insani gelişmişliği ya da kazanımları olan ve olmayan aileler olarak bakarsak kabaca dört tip aile görebiliriz.

Her durumda insani gelişmişliği düşük olan aileler, çocuklarına güzel bir zemin hazırlayamıyor zihinsel yapı inşa etme sürecinde. Temeli bozuk bir yapı miras alan çocuklar aşağılık kompleksi belki de akabinde üstünlük kompleksi yaşayabiliyor. Çünkü çocuk doğduğu anda önce ailenin  din, dil, ırk, cinsiyet, başarı, toplum, anne bakış açısı, baba bakış açısı tuzunda yoğuruluyor. Daha sonra amaçlar oluşuyor.

Adler’e göre bu amaçlar iyi bir aileye sahip olabilmek, ailemiz ile birlikte iyi bir yaşam sürebilmek ve iyi bir mesleğe ve meslek hayatına sahip olabilmek. Tüm bu hedeflerini gerçekleştirmeye çalışan birey, sosyal çevresi ile uyum içerisinde olmalıdır.

Adler; nevrozların, psikozların ve bedensel rahatsızlığı olan kişilerin, topluma uyum sağlayamadıkları için bahsettiğimiz 3 ana hedefi gerçekleştiremediklerini ya da gerçekleştirmekte zorluk çektiğini ileri sürmektedir. Böylece bu kişilerin, başkaları tarafından aşağı görüldüğünü düşünmektedir. Ancak sadece bu üç ana hedefin gerçekleşmesi ile ilgili değil mesele.

Adler’e göre her insanın belirli bir konuda hissettiği bir aşağılık hissi vardır. Yaşadığımız geniş ve dar çevre, aşağılık kompleksinin hangi alanda ortaya çıkabileceği üzerinde önemli bir rol oynamaktadır. İnsanlar kendini bu aşağılık kompleksinden kurtarmak için, onu bir şekilde psikolojik ya da biyolojik olarak ödünlemeye çalışır. Bu ödünlemeyi şöyle örneklendirmiş Adler:

Kişi görme duyusunu kaybettiği için, hissettiği aşağılık kompleksini başka bir duyusunu yani parmak uçlarının duyarlılığını geliştirerek ödünlemeye çalışabilir. Bu, biyolojik olarak bir ödünleme örneğidir. Psikolojik olarak ödünleme örneğini de Adler; toplumdan kendini soyutlamak isteyen bir bireyin psikoza girerek, tamamen psikolojik olarak, sağır olması ile açıklamıştır.

Türkiye’ deki, dünyadaki bitmek bilmeyen kaos ve kavgalara baktığımız zaman aslında hepsinin kaynağının aşağılık, üstünlük komplekslerine dayandığını gözlemleyebilmek mümkün.

Özellikle aşağılık kompleksine baktığımızda, bir insandan başlayıp toplumları nasıl şekillendirebildiğini fark ettiğimizde dehşete kapılmamak elde olmuyor. Bu noktada da R-Kompleks konusu önemli gözüküyor:

R-Kompleks

İlkel sürüngenler mantığı adındaki bu durum, aşağılık ya da üstünlük kompleksiyle başlatılır. Toplumsal ruh-sağlığı sorunu üç aşamada yaratılıyor: Toplum ve bireyler, önce “Biz ve Onlar veya Ötekiler” gruplarına bölünüyor. Ardından, korku ve dehşet kültüründe yaşamaya zorlanıyor. Karşıt gruplara bölünen ve çatışmalar içinde bunalan toplum, zalim düşmanlara karşı ilkel bir birlik ve bütünlüğe sığınıyor.

R-kompleksi’ne tutulmuş olan gruplar, çaresizlik içinde bunalan, ezik ve yenik düşmüş bireyler, eşlerinden, patronlarından, güçlü sınıflardan nefret ederken korku ve çatışma ortamını yaratan masum ve mağdur görünen liderle özdeşlik kuruyor. Algı mühendisliğini tasarlayan ve yöneten lider, topluma şu mesajı veriyor:

Ben de sizler gibiydim ama bugün başka yerde güçlüyüm. Oylarınızla, beni destekleyin ki düşmanlarımızın canına okuyayım, sizleri ve toplumu düzen ve refaha çıkarayım.

Geleneklere bağlı laf cambazı lider kültürel değişme ve gelişmenin yolunu ve yönünü geleceğe değil, geçmişe çeviriyor. Çoğu liderler gibi dine de sarılıyor. Tanrı’nın kendisine kutsal  görevler verdiğinden söz ediyor. Bu inancını savunan sadık danışmanlar buluyor. Şüpheye düşen, sorgulayan yoldaşlarla yolunu ayırıyor. Onları  gerçekleri görmeye, doğru yola davet ediyor. Direnenleri dışlıyor, dışlamaya davet ediyor. Toplumun bir bölümünü yüceltmek suretiyle zıt kutuplar oluşturuyor.

Özetle;

Adler’in aşağılık ve üstünlük teorisi çocukluktan başlayıp aile, toplum ve bireysel yaşanmışlıklarla şekilleniyor. Bu da yetmiyor, yöneticilerin çıkarlarını gözeten politikalarda r-kompleks stratejisinin temelini oluşturuyor.

Dönem dönem her insanın kendi buhranı olur elbette. Ancak, kendimizi hayata dair konularda her zaman  acımasızca eleştiriyorsak, belki bizim de zihinsel yapımızı oluşturan bazı soyut tuğlaları değiştirmemiz gerekiyordur. Hayattaki başarılara, mutluluklara, amaçlarımıza, kendi zihnimize ulaşabilirsek belki daha kolay erişebiliriz. Hatta çabamızı bir şeylere erişmekten ziyade, kendimize ait bir pencereden hayata bakabilmeye harcamayı deneyebiliriz.. Yoğun yönlendirmeler ışığında, bir parça bile olsa..

Ceren Demir

Kaynaklar

Basic Principles of Classical Adlerian Psychology

R-Kompleks, Bozkurt Güvenç

Birey, Toplum Ve Ruh Sağlığı, Dr. Berka Özdoğan

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan , filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim. Pamukkale Üniversitesi ve AGH University of Science and Technology’ de Uluslararası Ticaret ve Finans alanında kendimi eğitmeye çalışıyorum . Voleybol sporunda antrenör yardımcılığı yaptım ve lisanslı oynadım. Spora ve sanata düşkünüm. Resim yapmayı çok seviyorum. Klasik müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara ilgi duyuyorum. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Sanıyorum 7. günlüğüme başlayacağım. Satranç ve Rusça’ya merak saldım. Bahsettiğim tüm ‘bencil’ bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum.

Bunlara da Göz Atın

Bazı Sayı Problemleri

Problemler insanların, günlük hayatın içinde karşılarına çıkan sorunları çözmesi için, bir düşünce biçimi geliştirmeleri nedeniyle, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');