Bir Güzel Storyteller – Hikaye Anlatıcısı

Bugün Youtube üzerinden binlerce video her gün milyonlarca defa tıklanıyor. Sitelerde gezinirken şöyle bir şeye rastlamışsınızdır: “Youtube aracılığıyla yılda 100.000 TL kazanmak mümkün!” Gerçekten de mümkün. Devasa paraların döndüğü bir platform. Gerçi o parayı kazananlara sormak lazım, ne tür eziyet çektiklerini; ama bu, başka bir yazı dosyasının konusu.

Binlerce video üretiliyor Youtube’da. Özgürlükçü ortamı, herkesin rahatlıkla video yükleyebilmesi kendisini ifade etmek isteyen insanların ilgisini çekiyor. Bu kanal sayesinde ünlü olmayı başaranların sayısı da günden güne artıyor.

Bu video cenneti maalesef suistimale de açık. Her üretilen video kaliteli olmuyor. Her şeyde olduğu gibi bu platformda da çoğunluğun suyuna giden, zevkine uyan, kalite ve estetikten yoksun işler, en çok alanı kaplıyor. Yine de sayısı az da olsa bu işi hakkıyla yapan birkaç insan, sesini duyurmayı, kitlelere kaliteli içerik üreterek bir şeyler öğretmeyi, göstermeyi, ilham vermeyi başarmış durumda.

Barış Özcan, her pazar o vazgeçemediği beyaz tişörtüyle karşımıza çıkan, kanalına yüklediği zengin içerikli, estetik videolarıyla tıpkı bir öğretmen edasıyla yol göstermeye devam eden istikrarlı bir insan. Başka insanlara bilgi aktarmayı, önce öğrenmeyi, sonra başkasına bunu göstermeyi kendine görev bilmiş nadide biri.

Barış Özcan, hukuk mezunu; ama o, sevdiği işi yapmanın peşinden gitmiş. Photoshop, Flash, PDF gibi yazılım ürünlerini geliştiren Adobe’da çalıştığı 6 yıl ona çok şey kazandırmış. Bir videosunda en çok korktuğu sorulardan birinin başkalarının mesleğini sorması olduğundan espriyle bahseder:

“…3 yıl önce uğraştığım işi söyleyesim geliyor: “multidisipliner dijital bir medya ajansının kurucusu ve kreatif direktörüyüm” de diyemiyorum. 5 yıl önce uğraştığım iş zaten hiçbir şey ifade etmeyecek: “kreatif profesyonellere yönelik tasarım yazılımları üreten bir şirkette teknoloji evangelisti.”

O yüzden 10 yıl önce kullandığım stratejiye dönesim geliyor. O zamanlar uğraştığım işlerin hepsinin de ortak paydası bilgisayar olduğu için “bilgisayarcıyım” diye kestirip atıyordum. Tabi bu sefer de ikinci soruya hazırlıklı olmanız gerekiyor: “Abi bizim yeğen geçen bir CD taktı bilgisayara virüs mü ne bulaşmış, şimdi açınca bir sürü pencereler doluyor ekrana rezil oluyoruz konu komşuya, nasıl yaparız?” Tabi yeğen bulaştırmıştır kesin! Neyse ben o bildiğin bilgisayarcılardan değilim demek için uğraş dur bu sefer.”

Barış Özcan sanat, tasarım ve teknoloji hikayelerini anlatmak için kurduğu, bu yazı hazırlanırken 761.553 abonesi olan Youtube kanalına verdiği emek birilerinin dikkatini çekmiş olmalı ki, Youtube’un dünya çapında seçtiği 12 değişim elçisinden biri oldu.

Peki nereden geliyor bu haklı ünün kaynağı?

En başta videolarındaki içeriklerinin güncel ve hayatın içinden, olması; bilimsel, sanatsal ve teknolojik açıdan can alıcı ana temaları işlemesinden. Gelin birkaç video başlığına birlikte göz gezdirelim: “Yapay bir zekâ sanatçı olabilir mi?” “Kuantum bilgisayar kullanmaya hazır mısınız?” “Aynı anda kaç işe birden odaklanabilirsiniz?”“Tarkovski’ye göre bilim kurgu ve Solaris” “Neden not tutmalıyız?” “Foucault’yu sayıklamak” “Palyoçalardan neden korkarız?” “Yabancı dil öğrenmenin en etkili yolu –Ko-Ko tekniği”“Dünya yuvarlak değildir”“Bruce Lee’den özgüven konusunda ne öğrenebiliriz?”“Martin Luther King’in hayaline kimin ihtiyacı var?”“Teknoloji bizi ölümsüzleştirecek mi?”“Çok çalışmak mı derin çalışmak mı?”“Sherlock’un hafıza sarayı nasıl yapılır?”

Yukarıda saydığım video başlıkları sadece birkaçı. Bu konulara sahip videoların anlatım tarzı ise gerçekten bir sanatçıya yakışır şekilde. Barış Özcan kompozisyon kurallarını incelikle önemseyerek kendine has bir anlatım tarzı oluşturmuş. Konuşmalarına o kadar sade, anlaşılır cümleler koymuş ki, öğrenmeyi zevkli hale getiren üslubu akılda kalıcı ve akıcı.

Kaliteyi yakalamasındaki önemli noktalardan biri de izleyeni aldatmama kuralına sıkı sıkı bağlı olmasıdır. Barış Özcan, kendisini öğrenmek isteyen bir öğrenci yerine koyuyor, zira videolarda anlatacakları hazır olmadan önce bir öğrenci zaten. Kendisine bir konu belirliyor, pazar günü gelmeden o konu hakkında araştırmalar yapıyor, kitaplar okuyor, belgeseller, filmler izliyor. Öğrenmek isteyenin ihtiyacının özünü ilk başta kendisi tadıyor, sonra o meyveyi takipçisine yediriyor. “Biz ne koyarsak izlerler” anlayışındaki dizi yapımcılarının aksine, bir ihtiyacı karşılamaya yönelik yaratımlar kazandırıyor bizlere.

Videolarının kısalığı da önemli bir etken. Kısa ama öz videoları daha çok insana ulaşmasını sağlıyor, malum günlük uğraşlar içerisindeyken uzun videolara yeterince vakit ayıramayabiliyoruz.  Altı yıl boyunca Adobe’da çalıştığı için, kurgulamayı iyi bilen Barış Özcan, daha iyi anlaşılması için konuyla alakalı görselleri de videolarının içine ustalıkla yerleştirmiştir.

Daha ne isteyebiliriz ki Barış Özcan’dan? Türkiye’mizde önemli bir boşluğu tek başına dolduran, hem de bunu sıkılmadan, mutlu olarak yapan, zihinlerimize hoş bir etki eden, ilham veren sevgili ‘storyteller’imiz o.

Gökhan Başkan

https://gokhanbaskancom.wordpress.com/

Matematiksel

 

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

İzlenmesi Gereken Satranç Filmleri ve Sahneleri

Binlerce yıllık bir geçmişiyle birlikte olasılıklar evreni haline gelmiş bir oyun satranç… Gelişen her hamleyle …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');