Bir Dahinin Portresi: Salvador Dali

Sitenin adının “Matematiksel” olmasından dolayı, her yazının matematikle ilgili olması beklentisi oluşturuyor sanki değil mi? Ya da sadece pozitif bilimler, fen bilimleri veya popüler bilim alanları ile ilgili yazıların yazılması gerekiyor gibi. Ancak bilim ve sanatın birbirini bütünlediği ve toplumun hayat damarlarını oluşturduğu, toplumsal yaşama ve birey hayatına derin bir nefes aldırdığı bilinmektedir. Tiyatro, sinema, müzik, heykel, resim, yazın, diğerleri ve alt dalları vs…

Bilim ile sanatı birbirinden bağımsız düşünmek; müzikle matematiğin veya resimle matematiğin birbiriyle hiç bir bağlantısı yoktur demek kadar gerçek dışı olacaktır. Beynimizin işleyişine baktığımızda ketum bir branşlaşmanın olmadığını, bilim insanının beyninin sanattan beslendiğini ve başarılı bir şekilde sanat alanıyla ilgilendiğini, sanat alanının ise bilim alanına pozitif etkisinin olduğunu görürüz. Diyelim ve yazının gerekçe bölümünü sonlandıralım.

Bir ressamdan bahsetmek istiyorum. Fotoğrafına baktığımızda bıyıkları incecik düzeltilmiş, uçları sivri, keskin bir hilali andıran, göz altı torbaları oluşmuş ve çanağından fırlamış deli deli bakan gözleri görürsünüz. İnsanın karanlıkta karşısına çıksa korkudan nefesi kesilirdi. Obsesif bakışları fotoğrafında bile ürpertiyor insanı. Bakışlarından narsizm akıyordu. Öğrencilik yıllarından biyografisine yansıyan bazı notlar bu yapısının kanıtlarını oluşturuyordu.

“Daha dört yaşındayken “mareşal üniforması isterim!” diye tutturan ve uzun süre üzerinden çıkarmayan, mareşal diye hitap etmeyene de dönüp bakmayan bir narsist kişilikti bu” (1)

Salvador Dali!

Normale göre bir deli…

Şiddet ve para düşkünü,

Hitler için “O en büyük mazoşisttir. koskoca bir dünya savaşını sırf bu savaşı kaybetmek ve kendini yıkık bir imparatorluk altında bulmak, bu zevki tatmak için başlatan modern bir kahramandır” (1) diyecek kadar Hitler’e olan hayranlığı ile bilinen ve zamanla dengesiz kişiliğinin yanında sapkın politik eğilimler de geliştiren bir şahsiyet.

Ancak saplantılı kişiliğine uyumlu bir akım olan Gerçeküstücülük (sürrealizm) akımının en önemli dahisi olan Dali…

Sürrealizmin ve 20. yüzyılın en önemli ressamlarından olan Salvador Felipe Jacinto Dali 1904 yılında İspanyada dünyaya gelir. Aslında bu isim kendisinden önce ölen kardeşine aittir. Bu nedenle,  “Doğar doğmaz tapınılan bir ölünün ayak izlerinden yürümeye başladım. Beni severken hala onu seviyorlardı aslında. Belki de benden çok onu. Babamın sevgisinin bu sınırları yaşamımın ilk günlerinden itibaren çok büyük bir yara oldu benim için.” der.

“Bir toplantıda da kendi kendime ölü kardeş değil yaşayan bir kardeş olduğumu ispatlamak zorundaydım. Bu nedenle kendimi ölümsüz kılıyorum.” diyecektir. (2) sonra bir kız kardeşi olur anne sevgisi yine bölünür. Bir süre sonra da annesini kaybeder,  babası teyzesi ile evlenir. Her ne kadar çocukluğu iyi geçtiği söylense de bu yaşadıklarının izleri saplantılı kişiliğinin nedeni olabilir miydi acaba?

Babası resim çalışmalarını desteklemektedir. Roma’da üniversite eğitimini alır. Daha sonra bir çok eğitim girişimlerinde bulunmuş, ancak disiplinsiz davranışları nedeniyle ya da sınavlara girmediğinden dolayı bu okullardan atılmıştır. Bunlar, Madrid Güzel Sanatlar Akademisi, Akademia San Fernando gibi okullardır.

Ancak onun yaşamında ve sanatında en büyük etkiyi sevgilisi daha sonra da karısı olan Gala gösterecektir. Salvador Dali, Gala için şunları söyleyecektir. “Büyük bir eser yaratmaya karar veren her iyi ressam, önce benim karımla evlenmelidir. Her insan bir kadınla evlenebilir fakat sadece Gala onun ruhunu iyileştirebilir. Her zaman bir eş gibi yaşayan odur. Resimlere ressamlardan daha fazla değer veren odur. Koşullar zorunlu kıldığında işe dört elle sarılan odur. Senin açlığını doyuracak biri hiç bir şey yapmadan yaratıcı güçlerinin vücut bulmasını sağlayacak biri, tüm korkuları dağıtan biri, hiç bir şey yapmadığında bir şey yapan biri.”(2)

Gala, Dali’nin hem resim hem yazın alanında  üretimlerine destek olmuş hem de bunların pazarlanmasında rol oynamıştır. Bu bakımdan Gala, Dali için onu tamamlayan bir unsur olarak ömrünün sonuna kadar arada çalkantılı zamanları da olsa onun yanından ayrılmamıştır. Çalkantılı ilişkilerinin neden olduğu aşk acısı ise onun eserlerinde izlerini bırakmıştır. Hatta biyografi yazarı Unda Hömer “Dali’nin aşkı sayesinde kendisi hakkında öğrendiklerini sanat ve yaşamı için oldukça verimli kullandığının altını çizmiştir.” (2)

Dali’nin gerçeküstücü çalışmalar yapması için olağanüstü gayret göstermesine veya rüyalardan yararlanmasına gerek yoktu. Paranoyaklık boyutuna varan obsesif kişiliği üretimleri için temel kaynak oluşturmaktaydı. Onun tek takıntısı olabildiğine akıl almaz figürleri tuvale yansıtmaktı. Bunun için resimlerini; eriyen saatler, telefonlar, kelebekten yel değirmenleri, kelebek yelkenli gemiler, masal kahramanları olabilecek yarı insan yarı hayvan gibi gerçeküstü figürlerle oluşturmuştur.

“Tüm bu kuraldışı davranışlarına rağmen İspanya Kralı Juan Karlos, ölümünden bir gün önce ressamı hastanede ziyaret edecek, “O her şeyin çoğunu isterdi. Onun dehasına saygı duymalıyız” diyerek tarihe not düşen konuşmasını yapacaktır. (1)

O büyük deha 1989 yılında 84 yaşında ölür. Son sözleri “Ölmenin ne kadar zor olduğundan haberin yok. yaşamaktan da zor” olur. (2)

 Kaynak; (1) Gürol Tonbul, Psikeart, sayı 49/ s 95-96

                    (2) Özcan Erdoğan, Dahiler ve Aşkları, İkarus yayınları, s.113

Hüseyin Özkan

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Huseyin Ozkan

Sadece merak eden biriyim... Merak ettiklerimi öğrenmenin mutluluğunu sizlerle paylaşmak isterim. Merak alanlarınız nelerdir derseniz? İnsana ve yaşama dair her şey...

Bunlara da Göz Atın

Karar Verme, İş Zekâsı ve Matematik

Hayatımızın her alanında, hem bireysel hem de kurumsal anlamda pek çok problemle karşılaşırız. Problem çözümlerinde …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir