Bilim: Dört Bin Yıllık Bir Tarih

Bilimi konuşurken gelişim sürecini bilmek çok önemli bir konudur. Bilimin kökenleri, etkileşimleri, geldiği son nokta. Tüm tarih içindeki serüvenini bilmeden bilimden bahsetmek ne kadar mümkün olabilir?

Size önereceğimiz yeni kitabımız “Bilim: Dört Bin Yıllık Bir Tarih”  İngiliz bilim tarihçisi Patricia Fara tarafından yazılmış ve Metis tarafından Türkçeye çevrilerek basılmış önemli bir kaynak. Yazar kitapta ezber bozan bir mantıkta bilim tarihini vermeyi tercih etmiş; klasik kronoljik sıralama yerine kavramsal bir bakış açısıyla konuyu toparlamış. Kitap; kökenler, etkileşimler, deneyler, kurumlar, yasalar, görünmezler, kararlar başlıkları altında detaylara yer verilmiş toplamda 512 sayfalık dev bir eser. Okurken altını çizip, dönüp dönüp bakacağınız bölümler olacak.

Yazar Fara “ Geçmişe farklı bir açıdan bakıldığında, hangi soruların sorulması gerekliliğini bilmek, yeni bilgiler kadar önemli” diyor ve din ile bilim ilişkisinden, büyüye, kadınların bilim tarihinde uğradıkları haksızlıklara kadar bir çok konu üzerinde duruyor. Ancak yazar kitabında, sorulara mutlak cevaplar vermek yerine, okuyucuyu düşünmeye ve varsayımlar oluşturmaya yönlendiriyor.

İsterseniz kitabın yazarı hakkında da kısaca bilgi verelim:

Patricia Fara, Oxford Üniversitesi Fizik Bölümü mezun olmuş. Ardından Londra Üniversitesi’nde bilim tarihi üzerine doktorasını tamamlamış. Halen Cambridge Üniversite’sinde öğretim üyesi olarak ders veriyor ve çeşitli bilim dergilerinde eleştiri ve makaleleri ile yer alıyor. Bugüne kadar üç kitap yazmış bunlar : Newton: The Making of Genius (2002), Pandora’s Breeches: Women, Science and Power in the Enlightenment (2004) ve Fatal Attraction: Magnetic Mysteries of the Enlightenment (2005).

Bilim tarihine farklı bir bakış açısıyla dahil olmak isteyen herkese tavsiye edeceğimiz kitapla ilgili araştırmalarımız sırasında bulduğumuz bir eleştiriyi de aktarmak istiyoruz. Kitabı okuduktan sonra siz de bu eleştiriye katılacak mısınız acaba?

Nalan Mahsereci, “Bilime hak ettiği karneyi verme(me)k…”, Bilim ve Gelecek Dergisi, Nisan 2013

 “Bilim tarihi doktoru Patrica Fara “yeni bir tür bilim tarihi” yazdığı yönünde uyarıyor ve çarpıcı bir görsel metaforla başlıyor kitaba. Kuzeyi yukarıda gösteren bildik dünya haritalarının yerine, güneyi yukarıda düşünün, Avustralya Kıtası haritanın üst-ortasında duruyor. Coğrafya algımızdaki ideolojik belirlenmişliği deşifre eden bu haritada, gözlerimin hemen aradığı Türkiye coğrafyası da altüst olmuş durumda; tahmin edeceğiniz gibi Karadeniz altta, Akdeniz üstte.

 Bu başlangıç, yazarın Avrupa merkezci yaklaşımların dışında davranacağı beklentisi yaratıyor yaratmasına ama, bilimin Batı Uygarlığı dışı kaynakları ve Avrupa-dışı gelişim hattının, kitapta hakkıyla ele alındığını söyleyemeyeceğim. Yunanlıların beslendiği Mezopotamya Uygarlıklarına bir bölüm ayrılıyor, ancak Mısır ve İndus (Hint) Uygarlığı’nın etkisi birkaç cümle ile geçiştirilmiş; aynı biçimde Çin ve İslam bilimine (o da belirli tarihsel dönemlerin sınırları içinde) yasak savar gibi ayrılmış birer bölüm dışında, bildik Avrupa merkezci gelişim seyri kurgudaki esas ağırlığı oluşturuyor.”

Kaynak http://www.metiskitap.com/catalog/text/85361

Yazıyı Hazırlayan: Dilek Yılmaz

Matematiksel 

 

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Bu Dünyadan Einstein Geçti

Bu dünyadan Einstein geçti ve büyük, silinmez bir iz bıraktı bilim dünyasına ve insanlığa. Dünyanın …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');