Bilim, Ahlaki Pusulanın Yönünü Değiştirebilir mi?

Ahlaki hükümler genel olarak bilimsel açıklaması olmayan zihinsel faaliyetlerdir. Bilim insanları ahlaki düşüncelerimizin çoğunlukla sezgilerimizin ve iç sesimizin boyunduruğu altında olduğunu gördüler. Şimdi dünyanın daha iyi bir yer olması için ahlaki pusulanın yönünü nasıl değiştirebileceklerini araştırıyorlar.

Ahlak günlük yaşantımızda, sorun yaratan sosyal çatışmaları yatıştıran bir araçtır. Ahlak, bencil bireyleri işbirliği yapmaya zorlar. (Joshua Greene)

Araştırmacı Greene, ahlaki psikolojimizi dijital fotoğraf makinesine benzetiyor. Greene‘e göre sezgisel ahlak duyarlığımız makinenin otomatik ayarları gibidir; akılcı ve bilinçli kararlar ise elle (manuel) ayarlamaya benzetilebilir. Elle ayarlarken tüm ayarları kendimiz seçeriz. Otomatik ayarlar, programlandığı koşullarda iyi sonuç verir. Bu ayarda olumlu sonuçlar alabiliriz, ancak esnekliği olmadığı için her koşula uyum sağlamaz. Elle yapılan ayarlar esnek olmakla birlikte o kadar verimli değildir. Çünkü ayarları koşullara göre oluşturmak zaman ister.

Çoğumuz otomatik ayarlara güveniriz, çünkü kolaydır ve çoğu kez yoğun bir zihinsel bir çaba gerektirmez. Ahlaki hükümlerde sezgilere güvenmek kestirme yoldur; çok fazla mantık yürütmeye gerek kalmaz.

Ancak şu soru ortaya konulmaktadır: “Küçük ölçekli sosyal dünyamızda başımızı belaya sokmadan yol almamıza yardımcı olan bu tür otomatik ayarlardaki ahlaki yargılar, gelecek nesiller ve uzaktaki yabancılardan oluşan milyonları etkileyecek konulara ne kadar uygundur?”

Araştırmacı Greene, otomatik ayarların geniş kapsamlı ahlaki kararlara uygun olmadığını düşünüyor: Otomatik kararlar günlük sorunlarımızın çözümünde yararlıdır, ancak dünyanın bir ucundaki yoksulluk veya çevresel yok oluşlar gibi küresel sorunlarda işe yaramaz.

Otomatik ayarın temel özelliği empatidir. Bu kavram başkalarının acısını hissedebilme becerisi olarak tanımlanır. Bu duygu spot lamba gibi dar bölgeyi etkiler. Tek tek bireylerin duygularını hissetmeyi, acısını görmemizi sağlar ve böylece milyonların kaderini göz ardı etmemize yol açar. Sezgisel ahlaki kararlarımız kısaca şimdi ve burada ile ilgilidir; gelecekteki ve oradaki ile ilgilenmez.

Gezegenimizin karşı karşıya kaldığı sorunları çözmek, geniş ölçüde ahlaki değişiklikler gerektirir. Burada çalışmalarda ne yapmayalım değil, ne yapmalıyız biçiminde düşünmeye yöneltmek gerekir. Burada akılcılığı devreye sokmalıyız. Esas olan bir düşüncenin eylem haline getirilmesidir.

Son birkaç yıldır bilim insanları, ilaçlarla ve beyni uyaran tekniklerle ahlaki düşüncelerde köklü değişiklikler yaratmaya çalışıyorlar. Mally Crokett, Citalopram adı verilen bir rahatlatıcının (antidepresan) insanın başkalarına zarar verme konusunda daha duyarlı hale getirdiğini söylüyor.

Biyomedikal müdahalelerin de sosyal davranışlarda değişiklik yaptığı görülüyor. Kafa derisi üzerinde düşük şiddette elektrik akımı verilen deneklerin ırk ayrımcılığı konusunda daha hoşgörülü tavırlar sergiledikleri görülüyor. Bütün bu yeni yöntemlerin nasıl, kime, kimin kararı ile uygulanacağı, onayın kimden alınacağı boyutlarında tartışılmaktadır.

Persson ve Savulesco, Biyomedikal müdahalelerin insanları birer ahlak robotu haline getirmeleri tartışılabilir. Bu girişimlerim okullarda maruz kaldığımız eğitimden bir farkı olmadığını ve özgür iradeye bir tehdit oluşturmadığını söylüyorlar. Okullarda bize öğretilenler de insanları benzer davranışlarda bulunmaya teşvik etmiyor mu?

Biyomedikal uygulamaların etik açıdan uygun olduğunu varsayalım, bunu milyarlarca insan nasıl uygulayacağız? İçme suyuna ilaç mı katacağız, yoksa öğrencilerin beslenmesinde içine ilaç katılmış yiyecekler mi vereceğiz?

Bloom’a göre ahlaki müdahaleler, insanların daha iyi insan olması için yeterli değil; duygulara müdahale edilerek iyi bir dünya vatandaşı olunmuyor. İklim değişikliği, nükleer enerji veya silahlar gibi ahlaki yükümlülükler söz konusu olduğunda sezgilere güvenilmemesini, elle ayarlara yani düşünce, mantık yoluna başvurulması önerilir. “Ahlaki konular çok karmaşık ve değiştirilmesi zordur. Bunun için ciddi şekilde kafa yormak ve alınan kararların bir bedeli olduğuna önceden hazırlıklı olmak gerekir. En doğru çözüm, ahlaki yargılara varırken konuyu enine boyuna düşünmektir.”

Reyhan Oksay

Kaynak: New Scientist  – Cumhuriyet Bilim Teknik Eki

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Seçim Paradoksu 1: Toplumsal Seçimlerdeki Condorcet Paradoksu

Psikolojide hemen hemen tüm insanların aşina olduğu bazı kavramlar var. Özellikle internette birçok yazıda, karikatürde, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');