Başarının sırrı: Kan, ter ve gözyaşı

Kimilerine göre başarıyı genler belirler. Diğerlerine göre ise belirleyici çevredir; yeterli imkânların sağlanması durumunda herkes başarılı olabilir. Peki bunlardan hangisi gerçeğe daha yakın?

Kuşkusuz gerçek çok daha karmaşıktır. İnsanlara miras kalan genler önemlidir, ancak çevrenin etkisini de yabana atmamak gerekir. Öyle ki zekâyı ölçtüğü iddia edilen IQ bile insanın yetiştiği koşullardan etkilenir. Bu da bir insanı başarıya taşıyan çok sayıda yol olduğunu gösteriyor. Bu aşamada da en can alıcı soru şu olmalıdır: “Aileler, hükümetler ve eğitim kurumları çocukların başarılı olması için ne yapıyor ve şu anda yaptıkları doğru mu?”

Bir kere yüksek IQ’lu çocuklar ileride kesin başarılı olacak denilebilir mi?

1920’li yıllarda Stanford Üniversitesi’nden psikolog Lewis Terman, Stanfort-Binet IQ testinden en yüksek puanı alan 1528 çocuğu bir deneye tabi tuttu. JOnIQ’nun yaşamda Terman’a göre başarı o dönemde elde edilen maddi olanaklardı. Denekleri orta yaşlarına kadar takip eden Terman, deneklerinin ortalama IQ’su 147 civarında olmakla birlikte dörtte biri, kasiyerlik, polis memurluğu, satıcılık veya el sanatları ustalığı gibi düşük prestijli işlerde çalıştığını gözlemledi. Ve Terman tam 25 yıl sonra zekâ ile başarı arasında bir korelasyon bulunmadığını itiraf etti.

GENLER Mİ ÇEVRE Mİ?

Zekâ önemli olmakla birlikte başarıyı garantilemez. Özellikle sosyo-ekonomik statüyle ilgili çevresel faktörlerin önemi konusunda yadsınamayacak kadar somut kanıtlar varken. Bilgisayar ve kitap erişiminin kısıtlı olduğu yoksul ortamlarda yetişen ve aile şefkati ve ilgisinden yoksun çocukların, hem sağlıklarının kötü olduğu hem de okul başarılarının düşük olduğu biliniyor. Bu da onların ileri yaşlarda başarılı olmalarını engellemeye yetiyor.

Londra Üniversitesi’nden gelişim psikoloğu Edward Melhuish, evlerinde şefkat ve ilgi görmemiş 5 yaş altı çocukların, sosyal ve duygusal gelişimlerinin sakatlanmış olabileceğine dikkat çekiyor. Daha da önemlisi bu durumun çocukların konuşma becerilerini olumsuz yönde etkileyebileceğini ileri süren Melhuish, “Gelişmiş bir konuşma becerisi, bilişsel gelişmeyi, sosyal yetenekleri, okul başarısını da arttıran çok önemli bir faktördür” diyor.

Kısaca çevresel faktörler yabana atılmayacak kadar önemlidir. Yoksul ve düşük eğitimli ortamlar, çocukların IQ’larında 9 puanlık bir düşüş yaratırken, avantajlı bir çevrede yetişenlelrin IQ’sunda belirgin artışlar görülebiliyor.

Bu bulguların ışığı altında çocukların tüm potansiyellerini kullanmaları için okul çağına kadar beklememek gerekiyor. Zira o zaman çok geç kalınmış olunabiliyor.

ÇEVRE VE GENLERİN DIŞINDAKİ ETMENLER

Başarının anahtarının genler ve yetişme koşulları dışında da aranması gerektiğini ileri süren çok sayıda bilim insanı var. Bunlardan biri Florida Eyalet Üniversitesi’nden psikolog K. Anders Ericsson. Ericsson, “Bilişsel yetenek ve zekâ başarının habercisi değildir. Müzik, spor ve edebiyat gibi pek çok alanda üstün başarı göstermiş insanları incelediğimizde, esas önemli olanın sabırlı ve istikrarlı çalışma ve egzersiz olduğunu anlıyoruz” diyor.

KARARLILIĞIN BİLEŞENLERİ

Peki, bir insanı daha kararlı yapan unsur nedir? Unsurlardan biri motivasyondur. Kararlılık başka bir şeye daha ihtiyaç duyar. O da bir işi başından alıp sonuna kadar taşıma iradesidir. İrade bir anlamda, çok çalışma ve insanı yolundan saptıracak dürtü ve arzulara direnebilme becerisi demektir. İrade büyük ölçüde özdenetim demektir. Özdenetim, ayrıca zorluklar karşısında yılmamaktır. Böylece zorluklar engelleyici değil, tam tersi kamçılayıcı bir rol oynar.

DEĞİŞİME AÇIK OLMAK

İrademizi güçlendirebileceğimizi ve engeller karşısında cesaret ve kararlılıkla yola devam edeceğimizi bilmek kendi yeteneklerimize duyduğumuz inancı güçlendirir. Ne yazık ki bazen en büyük engel kendimizle ilgili görüşlerdir. Değişikliklerle mücadele kapasitemizi küçümsüyor olabiliriz. Gelişim psikologları sabit bir kafa yapısının –zekâ ve kişilik özelliklerini taşa kazınmış gibi düşünmek- insanları yanlışlık yapma korkusuna sürükleyeceğini, eleştiriye tahammülsüzlük doğuracağını ve yeni görevlerden kaçma eğilimi yaratacağını ileri sürüyor. Bütün bunlar da başarının önünü tıkayan engellerdir. Oysa özelliklerimizin değişebileceğini kabullenmek, gelişmeyi ve yeni beceriler edinmeyi kolaylaştırır.

STANDART EĞİTİM BAŞARIYI DÜŞÜRÜR

Bazı insanlar diğerlerinden daha yetenekli olabildiği gibi, insanlar bazı alanlarda daha yeteneklidir. Ancak her çocuğa aynı şeyler, aynı şekilde öğretilir. Doğal olarak ancak küçük bir kesim bu “standart beden” eğitim sisteminden istenilen faydayı sağlar.

Psikologlar ve gelişim uzmanlarının pek çoğu daha geniş yeteneklere ve ilgi alanlarına hizmet eden okul sistemlerini öneriyor. Bir diğer önerileri de hedef ve ölçümlere daha az odaklanılması. Onlara göre  çocukları standart testlerden aldıkları sonuçlara göre değil, gösterdikleri çabalara göre ödüllendirilmek daha doğru bir yaklaşım.

HAYALİ OLMAYAN BAŞARILI OLMAZ

Hayaller ödüllendirilmeli mi? Bazılarına göre hayallerin peşinden gitmek insanın başını ancak belaya sokar. Ancak bugün birçok eğitimci ve psikolog, hayallerin başarı için en önemli faktör olduğuna inanıyor. Amerikalı psikolog Ellis Paul Torrance, yaratıcı ve başarılı birkaç yüz insanı liseden orta yaşlarına gelinceye kadar izledi. Ve gördü ki bu insanları farklı kılan, ne akademik başarıları ne de teknik yetenekleriydi. Tek farkları hayallerinin peşinden koşmalarıydı. Başka bir deyişle yaşamları süresince belirli bir amaca yönelmiş olmaları, yaratıcı olma cesaretini göstermeleri, derin düşüncelere dalmaktan zevk almaları ve azınlıkta kalmaktan rahatsız olmamalarıydı. Torrance bu kişilerin başarılarının standart bir test ile öngörülebileceğinden kuşkulu.

BAŞARILI BİR ÇOCUK NASIL YETİŞTİRİLİR?

Çocukların sahip olduğu potansiyelleri tam olarak değerlendirebilmeleri için anne ve babalar ne yapmalı? Bu o kadar kolay yanıtlanacak bir soru değildir, çünkü bir çocuğun yetenekleri ve becerileri anında kendini belli etmez. Bunun için en akılcı yaklaşım, eğilimlerini ve ilgilendikleri konuları teşvik etmektir.

Belki de bir ebeveynin yapacağı en doğru şey, doğuştan sahip olunan yeteneklerin ancak çok çalışma ve kendini adamakla geliştirilebileceğine vurgu yapmaktır..

Derleyen: Reyhan Oksay

New Scientist, 06 Mart 2014

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Geçmişten Günümüze Eğitim ve Yabancılaşma Sorunu

Ülkemizde tartışmaların en fazla yürütüldüğü alanlardan biri de eğitimdir. Adeta deneme tahtasına dönen ve yine …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir