Avusturalya’nın En Yaşlı Bilim İnsanıyla Dünya Savaşı Yılları ve Bilim Üstüne Bir Kısa Söyleşi

102’sinde olan David Goodall, Avusturalya’daki Edith Cowan Üniversitesi kampüsündeki çalışmalarına devam etmek için verdiği savaşı kazandı. Ayrıca uzun çalışma yaşamının sırlarını açıkladı.

1914 doğumlusunuz ve okula Londra’da gitmişsiniz. Ekolojiye olan ilginizi ne tetikledi?

St.Paul Okulu’nda çok iyi bir öğretmen bana erken denilecek bir yaşta kimyadan biyolojiye uzanan ilgi alanı kazandırdı. O zamanlar da Londra Imperial Koleji’nde Botanik bilimi, Zooloji’den daha güçlü görünüyordu. Doktora çalışması yapmak doğal olarak bilimsel gelişimin ilk basamağıydı. Bazı destekler vardı ancak gelecekte açık seçik bir iş imkanı görünmüyordu.

Doktoranızı 1941’de, İkinci Dünya Savaşı sırasında bitirdiniz. Bu nasıl bir durumdu sizin açınızdan?

Savaş başladığında bana Bitki Fizyolojisi Araştırma Enstitüsü’nde tam zamanlı bir pozisyon verilmişti, ikinci görevlendirme olarak da, savaş yılları boyunca kaldığım East Malling Araştırma İstasyonu’nda çalıştım. Boş zamanımda da doktora tezimi yazdım.

East Malling’de bilim insanları çiçekçilik ve bitki ıslahı üzerinde çalışıyordu. Bu durum sizin mecburi askerlik hizmetinizi yapmanızı engelledi mi?

Ben yalnızca mecburi hizmetten muaf tutulmadım, orduya girişime dahi izin verilmedi. Vatan Muhafızları’na katıldım fakat iddiasız bir girişim oldu. East Malling’deki çalışmam, gübrelerin en uygun düzeyde kullanımı ve bu sayede gıda üretiminin en yüksek verimle yapılması üzerineydi.

Bir bilim insanı olarak, savaş öncesinde Alman çalışma arkadaşlarınız var mıydı?

Alman çalışma arkadaşlarımın olduğunu hatırlamıyorum ancak savaştan önce Kuzey Avrupa’da oldukça fazla seyahat etmiştim ve hatta 1936’da Almanya, Dortmund’da bir Nazi ailesiyle beraber bir ay geçirmiştim.

Savaş çıktığında neler hissettiniz?

Savaşı savunma amaçlı bir savaş olarak gördüm, faşizme karşı bir mücadeleydi.

Bir yanınız savaşa katılmayı istedi mi?

Silahlı kuvvetlere dahil edilmeyişim tamamen kabullendiğim bir durumdu, ama bunu bir aksilik olarak gördüm elbette.

Aile yaşamınız ve evliliğinizden bahseder misiniz?

Aile yaşamı benim için 1940’ta Veronica’yla evlendiğimde başladı. Veronica’yla bir oğlum, ikinci evliliğimden de iki çocuğum oldu. Şu ana dek 12 torunum, 16 tane de torun çocuğum var.

Ebeveynleriniz de ileri yaşlara dek yaşadılar mı? Genetiğinizin uzun yaşamınıza ve dayanıklılığınıza katkıları hakkında hiç düşündünüz mü?

Annemin ailesi genel olarak 90 yaşına dek yaşadı. Ben hep derdim ki: Yaşamda kalmak için, hareketli kalın. Evet, genetik yardımcı oluyor. Fakat bence bu yüzyılın sonunda yüz yaşında olmak iyice sıradanlaşacak.

Savaş sonrası Gana’da çalıştınız, Britanya’dan bağımsızlığını kazanmadan önce. Nasıldı?

Tafo’da, Koloni Hizmetleri tarafından sağlanan bir evde yaşadım. Bakımını sağlamak için bir bulaşıkçıya para verdim. En yakın kasaba Koforidua idi ve oraya gitme şansını beklemek haftalar alırdı. Tafo’da bir tenis ve golf kulübü vardı, tenis oynardım. Esas projem güneşten korunmak için kakaonun gerekliliği üzerineydi. Yerli insanlarla ilişkiler iyiydi. İngiltere’ye kıyasla kaynakların sınırlı olması benim için sorun yaratmıyordu.

Avusturalya’ya yerleştiniz, bu durum nasıl gelişti?

1948’de ve tekrar 1974’te iş için geldim Avusturalya’ya. Perth’in iklimini seviyorum, gayet güzel. Ben kış mevsimi geçirmemeyi tercih ederim.

Gelecek hakkında endişeleniyor musunuz?

Ben çok kötümserim. İklim değişikliği için verimli bir şekilde harekete geçmek konusunda artık çok geç. En az bunun kadar önemli olan bir başka şey de insan nüfusu, yüzyılın sonunda 10 milyara dayanacak.

Genç bilim insanlarına tavsiyeleriniz var mı?

Alanınızın tarihi hakkında bilinçli olun. Kütüphanelerin giderek bozulması unutmayı kolaylaştırıyor.

A. Caner Sönmez

Kaynak: New Scientist

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Caner Sönmez

Yaşamı anlamlandırma yürüyüşündeki insanlardan biriyim. Bilim ve müzik bu yolda benim çok değerli eşlikçilerim. Nazilli Anadolu Lisesi ve Muğla 75. Yıl Fen Lisesi’nin devamında Ankara Üniversitesi’nden yüksek lisans derecesiyle 2013’te mezun oldum. Alanım mikrobiyoloji, tezimi Salmonella suşlarının genetik farklılıklarının analizi üzerine verdim. İyi düzeyde İngilizce ile orta düzey Almanca biliyorum. Fransızca öğreniyorum. Şu an Anadolu Üniversitesi AÖF’de Sosyoloji okumaktayım. Gitar ve piyano çalar, biraz söz yazarım. Tarih, felsefe kitaplarına, bilimsel yayınlara ilgiliyim. Deniz ve göl kenarlarında veya bir ormanda dolaşırken saat kavramım yitip gider. Eğitimin ve toplumsal bilinçlenmenin yaşamsal önemine yürekten inanmışım. Küçük yaşta geçirdiğim beyin ameliyatının etkisi midir bilmem; dünyada bir gün tüm beyinlerin birbirine bağlanması, dolayısıyla anlama kapasitelerimizin sonsuzluğa kavuşması hayalimdir. Bir de çocukların hepsinin birlikte gülmesi… Son olarak: “Bilimsel bilgiyi küçük bir grubun tekeline bırakmak bir toplumun düşün gücünü zayıflatır, onu tinsel yoksulluğa sürükler.” sözü için Albert Einstein’a; “Gelmiş geçmiş tüm dikkat gerektiren uğraşlar içerisinde, sevmek uğraşı üzerinde gösterilen dikkat, en yaşamsal önemde olanıdır.” sözü için de Bertrand Russell’a sonsuz şükranlarımla.

Bunlara da Göz Atın

Hazcılık (Hedonizm), Matematik ve Din

Hayatımız boyunca edinmeye çalıştığımız, hayal ettiğimiz her şeyi oturup bir düşünelim. Bize ne veriyor, bizden …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir