Atalarımızın Genleriyle Bugünü Anlamak: Antik DNA Nedir?

Antik DNA (aDNA) (L. ante=önce, DNA=deoksiribonükleik asit), evrimsel süreçte eski ve genellikle sert fosil dokulardan (kemik, diş, saç…) elde edilen DNA’lara özel olarak verilen isimdir. Arkeolojik ve paleontolojik materyallerden elde edilen DNA’nın analizi, 1980li yıllardan itibaren teknolojik gelişmelerin yardımıyla filizlenmiş, nispeten yeni bir araştırma sahasıdır.

Nispeten yeni bir araştırma odağı olarak aDNA

Antik kalıntılardaki DNA’yı belirlemeye yönelik ilkin deneyler 1984 yılında zebra dokuları ve yaklaşık 2400 yıllık, su altında anoksik koşullarda kalmış ve korunabilmiş beyin dokusu üzerinden başlamış, ilerleyen yıllarda 5500 yıllık modern insan kemiklerine dek uzanmıştır.

Homininler üzerine erken çalışmalar antik materyallerde DNA’nın varlığını ortaya koymasına rağmen sonraki analizler Homo neanderthalensis ve modern insanlar arasındaki ilişki, Amerika’nın ilk kolonizasyonu, bölgesel nüfus geçmişi, belirli bir bölgedeki sosyal organizasyon, besin tercihleri, bireylerin cinsiyeti ve topluca gömülmüş bireyler arasındaki etkileşimlerle ilgili soruları da ele almıştır. Pek çok antik DNA araştırmacısı hücrelerdeki kopyalanma mekanizması nedeniyle mitokondriyal DNA’yı (mtDNA) hedef olarak seçmiştir. Çeşitli araştırmalar da cinsiyet belirleme için Y kromozomu sekanslarını ve bireyler arası ilişkileri belirlemek için kısa tandem tekrar (STR) lokusları gibi nükleer DNA lokuslarını incelemiştir.

Antik DNA çalışmalarıyla ilgili en büyük problemlerden biri kontaminasyondur. Sonuçların özgünlüğünü ve doğruluğunu sağlamak için bir dizi önlem almak gerekmektedir. Antik DNA sonuçları için orijinal olma kriterleri fiziksel olarak izole edilmiş bir çalışma alanı, reaktifleri test etmek için kontrollerin yaygın kullanımı, küçük boyutlu PCR ürünleri, PCR ürünlerinin çoğaltılması, prezervasyonun değerlendirilmesi ve sonuçların tekrarlanabilirliği gibi kriterleri içermektedir. Antik DNA analizleri zaman alıcı ve pahalı olduğu için DNA’nın ilgili kalıntılardan test edilmesi veya aminoasit rasemizasyonu derecesi gibi DNA korunumunun değerlendirilmesi özellikle önerilir.

Yazar: Necdet Ersöz (Matematiksel)
Referans: Evrimsel Tıp

Yazıyı Hazırlayan: Necdet Ersöz

Necdet Ersöz, 1994 Eskişehir doğumlu bir profesyonel blogger, yazar ve bilim yayıncısıdır. Ankara’da Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesinde çalışmalarına ve eğitimine devam etmektedir. Tıbbî literatürü akademik seviyede takibinin yanı sıra temel entelektüel ilgi alanları olarak mantık, skeptisizm, eleştirel düşünme, tartışma bilimi, evrim teorisi, sinirbilim ve kognitif bilimleri belirtmekte olup temel alanlarla bir şekilde ilişiği bulunan çeşitli disiplinlerde de (felsefe dalları, antropoloji, dinler tarihi, kültür…) yoğun okumalar yapmakta, araştırmalarının bir kısmını yazıya dökmektedir. Ayrıca birçok dergide ve internet üzerinden yayın yapan fikir ve kültür platformlarında yazarlık yapmaktadır. Birikimini çeşitli akademik ve bilimsel platformlarda ilgilileriyle paylaşmaya gayret etmekte; amaçları ve ilgileri doğrultusunda da birtakım bilim ve felsefe oluşumlarının kuruculuğunu ve yöneticiliğini üstlenmektedir.

Bunlara da Göz Atın

Bilim ve Sanatın Doğayı Taklit Etmesi: Biyomimetik

Biyomimetik; sözlük anlamı olarak doğadaki modelleri inceleyen, sonra da bu tasarımları taklit ederek veya bunlardan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');